Suya neden ihtiyacımız var? Fazla su zararlı mı? Su, kilo verdirir mi? Uzmanlar yanıtladı.

28 Haziran 2012 Perşembe

Hepimiz suyun vücudumuz için gerekli olduğunu biliyoruz. Peki, suya olan bu ihtiyacımızın nereden kaynakladığını biliyor muyuz? Beslenme ve Diyet Uzmanı Banu Eroğuz Demirözü sorularımızı yanıtladı...;

Suyun faydaları nelerdir?

Suya, toksinlerin atılması, besin öğelerinin hücrelere taşınması, tansiyonun dengelenmesi, vücut ısımızın kontrol altında tutulması, eklemlerin ve organların korunması, kulak, burun ve boğaz için gereken nemli ortamın sağlanması, gibi birçok faaliyet için ihtiyaç vardır.

Günde ne kadar su tüketmeliyiz?

Bu kişilerin kilosuna, yaşadığı çevreye, fiziksel aktiviteye, terleme düzeyine, hastalıklarına, basınç değişikliklerine bağlı olarak değişir.

Kahve su oranını etkiler mi?

Kafein ve alkol vücuttan normalden daha fazla su atımına sebep olur. Bu sebeple kafein içeren içecekler (bazı gazlı içecekler ve enerji içeceklerinin tamamı) asla su yerine geçmediği gibi bu içecekler tüketildiğinde içilen su miktarı da artırılmalıdır. Ayrıca susuzluğu giderecek en iyi seçeneğin su olduğu hiç unutulmamalıdır. Meyve suları ve gazlı içecekler şeker içeriklerinden dolayı fazla içildiğinde kilo almanıza sebep olacaktır.

Kişi suya ihtiyaç duyduğunu nasıl anlar, vücutta nasıl belirtiler ortaya çıkar?

Su ihtiyacının sebebi vücudun düzenli olarak su kaybediyor olmasıdır. İçmemiz gereken sıvı miktarı hesaplanırken öncelikle vücuttan kaybedilen sıvı göz önüne alınır. Sağlıklı bir insan 1,5 litresi idrar yoluyla 1 litreye yakını ise nefes, terleme ve eklem hareketleri ile olmak üzere toplam 2,5 litreye yakın sıvı kaybeder. Kaybedilen sıvının % 20’ye yakın kısmı gün boyunca yediklerimizden karşılanır. Karpuz, domates gibi bazı sebze ve meyvelerin su içerikleri % 90’a yakındır. Yiyeceklerden sonra kalan 2 litre için de su içtiğimizde kaybettiğimiz sıvıyı yerine koymuş oluruz. Bu durumda yoğun susama isteği yaşamazsınız ve idrarınız rengi berrak ve açık sarı olur. Susama hissi ve koyu renk idrar su tüketiminizin yetersiz olduğunun ve vücudunuzun dehidrate olmaya başladığının yani, fonksiyonlarını düzgün yerine getirmesi için gerekli olan su miktarının bulunmadığının göstergesidir. Dolayısıyla susama hissi oluşmadan su içilmiş olmalıdır. Özellikle yaşlandıkça vücudun dehidratasyonu algılama kapasitesi azalır ve beyne daha az uyarı gönderir böylece susama isteği de çok geç oluşur. Yaşlı kişilerin su tüketimlerine bu sebeple özen göstermeli gerekir. Dehidratasyon beynin çalışmasını olumsuz etkileyen ve ölümcül sonuçları olan bir durumdur, mutlaka ciddiye alınmalıdır.

İhtiyaçtan fazla bu içmenin sakıncaları neler? Fazla sıvı alınınca vücutta neler olur?

Her şeyin olduğu gibi su içmenin de fazlası zararlı olabilir. Aşırı su içilmesi durumunda vücuttan yoğun bir elektrolit kaybı meydana gelir. Bu ise hücre içi ve dışı sıvıların dengesini bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Ancak normal yaşantınızdan daha fazla terlemenize sebep olan bir faaliyette bulunuluyorsa kaybedilen ekstra sıvı için normalden daha fazla su tüketmek gerekecektir. Eğer çok ağır fiziksel aktivite yapılıyorsa veya bulunulan ortamın ısısı ve nemi sebebiyle normalden daha fazla su kaybı yaşanıyorsa bu kaybın suya ek olarak mineral içeriği zengin sıvılarla tamamlanmasında fayda vardır. Bunun sebebi terleme sırasında kaybedilen bazı minerallerin yerine konması gerekliliğidir. Bu tür aşırı terleme durumlarında su içmek bir noktadan sonra kaybedilen mineralleri özellikle de sodyumu tamamlamaya yetmez. Fazla sodyum kaybetmek hayatı tehdit eden bir durum olan hiponatremiye sebep olur. Suyla birlikte sporcu içeceklerini tüketmek terle kaybedilen minerallerin tamamlanmasına yardımcı olur. Bu sayede de hücre içi ve dışı sıvılar ve elektrolit dengesi korunmuş olur. Ayrıca yemek sırasında fazla su içmek mide asidini seyrelterek sindirim sorunlarına yol açabilir.

Fazla sıvı/su alma ihtiyacı hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Çok fazla susama bazen bazı rahatsızlıkların belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bunların arasında akla ilk gelen diyabet ve kalın barsağa yönelik emilim sorunlarıdır. Bu durumların varlığında mutlaka bir hekime danışılmalıdır. Suyun kilo verdirici etkisi olduğuna yönelik yoğun bir inanış olduğundan kilosunu kontrol altında tutmaya çalışanlar ve diyet yapanlar bazen aşırı su içme psikolojisine girebilirler. Su besinlerin yerini tutamaz acıkma durumunda su içerek öğün atlamak ileride ciddi beslenme sorunlarına yol açabilir.

Çok sıvı alma neticesinde ölüm durumu ortaya çıkar mı?

Kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon hastalığı ve ödem sorunu olan kişiler içeceklerin su miktarını abartmamaları gerekmektedir. Bu rahatsızlıkları olan kişilerin günlük almaları gereken miktarın üzerinde sıvı almaları hayati tehlike oluşturabilir. Sağlıklı bile olunsa fazla su içmenin zararlı etkileri görülebilir. Fazla su içmek beraberinde fazla su atımını da getirerek yine vücuttan fazla mineral kaybına dolayısıyla da elektrolit dengesizliğine yol açacaktır.

Yaşa, kiloya, cinsiyete göre sıvı alımı/ihtiyacı değişir mi?

Çocuğun gereksindiği su miktarı yaşa göre değişir. Bebeklerde ilk 6 aylık dönemde su ihtiyacının anne sütüyle veya anne sütü yeterli değilse uygun formulalarla karşılanması gerekir. Altı aydan sonra süt emişini etkilemeyecek dozda su verilmeye başlanabilir. Özellikle ek besinlere de başlanılan bu dönemde bebeklere yeterli sıvı vermemek ciddi kabızlık sorunlarına yol açabilir.

Günlük su gereksinmesi gittikçe artarak 12 yaşında 1,5 litreye çıkar. Gençler ve yetişkinler günlük ortalama 1,5-2,0 litre su içmelidirler. Fiziksel aktivitesi yüksek olanlar ve sıcak havalarda fiziksel aktivite yapanlar daha fazla su içmelidirler. Ancak daha önce bahsettiğimiz faktörler ve kişisel farklılıklar göz önünde bulundurulursa bu miktar 2,5–3,5 litreye kadar çıkabilir.

Hamileler ne kadar su tüketmeli?

Hamilelik boyunca ortalama 12,5 kg. alındıysa bunun yaklaşık 6,5–7,5 kg.’ı sudur.

Bebeğin gelişimi için su son derece önemlidir. Yapılan çalışmalar annenin içtiği su miktarının direk olarak bebeği de etkilediğini göstermiştir. Ayrıca hamilelik sırasında sıkça görülen idrar yolları enfeksiyonu, böbrek taşı ve kabızlık gibi problemlerin de çözümünde bol su içmek vardır. Son dönemde yapılan araştırmalarda hamilelerin günlük tüketimlerine ek olarak 300 mililitreye yakın su içmeleri gerektiğini ortaya çıkartmıştır. Emzirme döneminde ise süt veriminin artması için günlük ek olarak 1-1,5 litre su alımı önerilmiştir.

Fazla su tüketmenin ne gibi zararları vardır?

Sağlıklı bile olunsa fazla su içmenin zararlı etkileri görülebilir. Aşırı su içildiğinde kan sulanarak hacimsel olarak artar bu ise dolaşım sistemine, damarlara ve özellikle de kalbe fazladan yük bindirir. Fazla suyu atarak dolaşım sistemini rahatlatmaya çalışan böbrekler de aşırı çalışmak zorunda kaldıklarından yorulurlar. Hücrelerin içindeki ve dışındaki minerallerin de konsantrasyonu değişir. Hücre içi ve dışı sodyum dengesinin sağlanabilmesi için kandan hücrelere sıvı geçişi başlar bu ise hücrelerin şişerek ödem yapmasına sebep olur. Eğer bu şişme beyinde olursa basınç artışından dolayı baş ağrısı, hipertansiyon, beyin kanaması ve ölüme kadar giden bir dizi rahatsızlık oluşur.

Diyet yapanların suyla ilişkisi nasıl olmalı?

Suyun kilo verdirici etkisi olduğuna yönelik yoğun bir inanış olduğundan kilosunu kontrol altında tutmaya çalışanlar ve diyet yapanlar bazen aşırı su içme psikolojisine girebilirler. Elbette su içmek özellikle toksinlerin atılmasını sağlayarak olarak kilo vermeye yardımcı olur. Özellikle yemekten yarım saat önce içilecek 2 bardak su yemek saatinde tokluk hissi oluşturarak daha sakin yemek yenmesine yardımcı olur. Ancak şu da unutulmamalıdır ki su besinlerin yerini tutamaz acıkma durumunda dengeli bir ara öğün yemek yerine su içerek öğün atlamak ileride ciddi beslenme sorunlarına yol açabilir.

Hangi hastalıkları taşıyanlar belirtilenden fazla su içmemeli, neden?

Kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon hastalığı ve ödem sorunu olan kişiler içeceklerin su miktarını abartmamaları gerekmektedir. Bu rahatsızlıkları olan kişilerin günlük almaları gereken miktarın üzerinde sıvı almaları hayati tehlike oluşturabilir.

SU VE ZAYIFLAMA İLİŞKİSİ

Dermatolog Doktoru Ömür Tekeli ise incelme programlarında çeşitli diyetlerle ve depo yağ dokularını harekete geçirecek metobolizmanın özellikle serbest yağ asitlerini kullanabilir hale getirilmesi hedeflendiğini söyleyerek şöyle devam etti;

"Yağ metabolizması sırasında yoğun şekilde su tüketimi olmaktadır. Günde ortalama 2 litre su tüketimi tüm zayıflama programlarında gerekli olmaktadır. Nerdeyse vücudumuzun yaklaşık olarak 3 te ikisi (% 65 – 70) sudan oluşmaktadır. Doğru beslenme ve sağlıklı egzersizler ile aralıklı ve bol su içimini birleştirdiğinizde kilo vermemeniz için bir neden kalmayacaktır. Vücudumuzun fazla yağları ve kiloları eritememesinin önemli nedenlerinden bir tanesi de yetersiz su tüketmemizden kaynaklanmaktadır. Şayet böbreklerde yeteri kadar su bulunmazsa bu durumda vücuttaki atık maddelerin biriktirilerek etkisiz hale getirilmesi süreci sekteye uğrar. Bu zararlı maddeler arasında yağlar da bulunduğu için vücut yağları gerektiği gibi parçalayamaz ve bizlere fazla kilo olarak yansır. Bu nedenle zayıflamak için bol su içmek, karaciğer ve böbreklerin yağ yakma metabolizmasını sürdürmesini sağlamayı garanti altına alır."

Şehir suyu mu damacana su mu, cam şişede su mu? Neyi niçin tercih edelim?

Günümüzde şehir suları için oldukça gelişmiş arıtma-damıtma yöntemleri ortaya çıkmış durumdadır. Bunlar kullanılarak elde edilecek suların tüketilmesi oldukça sağlıklıdır. Damana sularıyla ilgili oldukça fazla değişken var. Uzun süre güneşte bekleyen damacanadan su içmek sağlıklı değildir. Güneşle plastik çeperinden hormon benzeri bileşikler suya salınabilmektedir. Bunun için dikkat edilecek yegane şey plastiklerin kalitesini belirleyen şişe üzerinde yazan bir sayı vardır; bu sayının 6 ve üzerinde olanları en sağlıklı olanlarıdır. Ürünlerde bu kriter aranmalıdır. Pet şişelerdeki suyun bir yılda tüketilmesi gerekiyor. Cam şişe en sağlıklı su saklama kabıdır. Ancak sıklıkla depozitolu ve geri dönüşümlü sistemlerle aynı şişe sterilize edilerek tekrar tekrar kullanılabilmektedir. İçlerinde temizlik için kullanılan ajanlar kalıntı bırakabilmektedir. Bu konuda marka seçiminde dikkatli olunmalı seçici davranılmalıdır. Şişe sularının kapakları alüminyum olduğu için hemen tüketilmesi gerekiyor. pH, suyun asit ve baz durumunu gösterir. İzin verilen pH değeri 5.5 ile 8.5 arasındadır. Sudaki pH’ın değerlerin dışında olması durumunda insan sağlığını direkt etkilediği söyleniyor: ‘Eğer pH değeri izin verilen değerlerin dışındaysa suyun aşındırıcı etkisi artar, ağır metallerin çözülmesini de artırır. Örneğin bu su borulardan geçerken metallerin çözülmesini sağladığı için ağır metaller suya geçer.

Evde arıtarak içtiğimiz suda mineraller de gitmiş mi olur?

İşlenmiş su ise çeşitli damıtma yöntemleriyle içindeki kireçten arındırılan ve mineral takviyesi ile tatlandırıcı katılan içme suyu çeşidi. Ağır metallerden, temizlik için kullanılan moleküllerden, toz ve kir ve kireçten arınacaktır. Pet şişenin üzerindeki markanın yer aldığı kağıdın kenarları kahverengi ise işlenmiş, mavi ise doğal kaynak suyu. Bu renkleri belirleyen merci ise Sağlık Bakanlığıdır

Kaynamış şehir suyu içilebilir mi, besin değerini korumaya devam eder mi?

Su içinde kalsiyum, magnezyum, demir, nitrat, flor, çinko, sodyum bulunuyor. Bu mineralleri miktarı suyun kaynağına göre değişiyor. Bu minerallerin her birinin vücuda yararı ayrı… Satın aldığınız pet şişe veya damacana suyun üzerinde bu mineraller miktarlarıyla yazıyor. Anca şehir sularını kaynatmak ağır metal ve hatta siyanür bile ihtiva edebileceğinden önerilmemektedir. Temizlemek için kullanılan klor ve florid de insan sağlığına uygun değildir. Kaynatmakla arınılmayacaktır. Kaynatılan suyun tadı değiştiği için besin değerini kaybettiği düşünülmüş olabilir. Hatta özellikle yaz aylarında bulaşıcı hastalıklara karşı şüpheli suların kaynatılarak içilmesi gerekiyor. Diğer satın alınan sular için bu geçerli değil.

İçme suyumuzun temiz olduğunu nasıl anlayabiliriz?

Bazı laboratuarlarda test edilebilmektedirler. Berraklık ve koku elbette en önemli temizlik kriterlerindendir ancak suların sağlıklı bir değerlendirmesi için mutlaka fiziksel kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir.

Apartmanlardaki su depolarındaki sular tehlike taşıyor mu? Buradan ne gibi hastalıklar kapabiliriz?

Taşır. Uzun süre bekleyen su içerisinde bakteri miktarı ve çeşidi artar. Ancak bazı apartmanlarda kullanılan devridaim sistemiyle bu sular daha temiz kalabilmektedir. 
Kaynak: Bu okuduğunuz içerik internet üzerinden derlenmiştir. Sitemizde yer alan içerikler özgün içerik değildir. Bu içerik sizin içeriğinizse iletişim seçeneklerinden bize ulaşıp atıfta bulunabilirsiniz. 

0 yorum:

Yorum Gönder

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top