3 Kasım 2011 Perşembe

Bebekler neden ve nasıl ağlar?

0 yorum | Devamını Oku...

Bebekler üzerinde yapılan gözleme dayalı araştırmada sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde ağladıklarını belirlendi.
Pediatri Uzmanı Şükran Yıldırım, “Araştırmalar, ağlamanın da bir beden dili olduğunu gösteriyor. Bebekler acıktığında yüksek sesli kısa periyodlarla, uykusu geldiğinde yumuşak şekilde ağlıyor” dedi.
Pediatri Uzmanı Şükran Yıldırım, bebeklerin sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde ağladıklarını söyledi. Araştırmalar bebeklerin günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını ortaya koyuyor. Bebeğin oldukça sessiz olmasının bir rahatsızlığa işaret edebileceğini kaydeden Yıldırım, “Ağlama şekilleri belli gruplara ayrılıyor. Bebekler acıktığında başka türlü, yorulduğunda başka türlü ağlıyor. Bebeklerin bu şifreli ağlama türlerinin bilinmesi anneliği de kolaylaştırıyor” diye konuştu. Yıldırım, bebeklerin ağlama türlerini ve ne anlatmak istediklerini şöyle sıraladı:
  • Acı çektiğinde; keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama.
  • Acıktığında; düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama. Bebekler parmaklarını emer, yanaklarına vurur, annesi tarafından kucağa alınıncaya kadar bu ağlamasını kesmez.
  • Yorulduğunda; uykusu geldiği zaman yumuşak şekilde, tıpkı şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar.
  • Sıkıldığında; yankı yapan bir ses tonu. Bu durumda ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez.
  • Rahatsız olduğunda; huysuz ve aksi bir ses tonu. Bu ağlama türünde bebeğin altını ıslattığı, üşüdüğü, terlediği mesajları alınabilir.

Bebekler kabızlık sorunu ve çözümü

0 yorum | Devamını Oku...

Bebeğimiz üç gündür def-i hacet yapamıyor ve bu yüzden kıvranıyor sürekli ağlıyordu, onunla beraber bizde çaresizliğimize üzülüyorduk. 
İnternetten çeşitli yöntemler aradık ve uyguladık zeytinyağı, masaj, annenin yemesine içmesine dikkat etmesi vb. gibi.
Neyseki imdadımıza kaynanam yetişti, armut pekmezi şerbeti içirince bebeğimiz rahatladı.Bezini tamamen doldurdu bizde o günü kadar böyle bir duruma şahit olmamıştık. 
Bebeğimiz artık tekrar gülüyordu ve bizde rahatlamıştık.

Pişik Sorunu ve Bebek Bezleri

0 yorum | Devamını Oku...

Yeni doğan bir bebek, tuvalet kontrolünü hayatının ilk dönemlerinde yapma yetisine sahip değildir. Bebek idrar ve kakasını gayri ihtiyari bir şekilde dışarıya atar. Bu atıklar, bebeğin son derece hassas olan cildi üzerinde, tahriş edici bir etki bırakırlar. Cildin yüzeyindeki ince, koruyucu yağ tabakası, bu nem ve atıklarca geçilir ve cilt yüzeyi tahriş olur.


Buna fırsat vermemek amacı ile, insanlar çok eski zamanlardan itibaren, bebeklerin altına, atıkları emebilecek ve cildi mümkün olduğunca kuru tutmaya yarayacak yaprak, toprak (anadoluda kırmızı toprak) ve daha sonraları kumaş bezler koymuşlardır. Günümüzde kağıt bazlı, tek kullanımlık bebek bezleri, bu konuda en yaygın kullanılan çözümdür.
İster kumaş, ister kağıt bezler kullanılsın, zaman zaman bebeklerin poposunda kendisini parlak kırmızı renk ile gösteren tahriş durumları ortaya çıkar. Bu tablo pişik olarak isimlendirilir. Neyse ki pişikler çoğunlukla çok ciddi tablolar halinde kendini göstermez. Bazı basit, temel koruyucu önlemler, bebeği pişikten veya daha ciddi durumlardan korur.
Kumaş ya da kağıt bezlerin kullanılmasında en önemli konu, sık aralıklarla değiştirmektir. Kullanılan bez ne zaman ıslanır veya dışkı ile kirlenirse değiştirilmelidir. Amaç bebeğinizin altının kuru tutulmasıdır.
Eğer yeteri sıklıkta, bezleri değiştiriyorsanız, başka hiçbir şeye ihtiyacınız yoktur. Talk pudrası, günümüzde çocuk sağlığı uzmanlarınca önerilmemektedir. Eğer ille de bir pudra tatbik etmek gerekirse, mısır nişastası (bu amaca yönelik olarak hazırlanmış) önerilmektedir. Yapılan bazı çalışmaların, kullanılan pudra zerreciklerinin havada asılı kaldığı ve solunum ile bebeğin akciğerlerine gittiği, nadir de olsa pnömoni (akciğerde enfeksiyon, zatüre) yaptığı gösterilmiştir. Yeterli sıklıkta altı değişen bebeğin, pudraya ihtiyacı yoktur. Özellikle, büyükanne-babalar torunlarına bol bol pudra serpmek, losyon sürmekten büyük keyif almaktadırlar. Bu yaklaşım pişiği engellemez. Çoğu kez kullanılan pudra ve parfüm içeren ürünler, aslında bebek cildi için pişiklere neden olabilecek kimyasal maddeler içermektedir. Bu tür ürünlerin alerjik madde içermediğinden emin olmalısınız.Bu yüzden eğer ıslak bez kullanıyorsanız kullanımdan önce su ile yıkayın mümkünse daha sonra biraz ısıtın.
Bebeğin, kirli altını temizlemenin en etkin yolu sabunlu su ile yıkamak, su ile durulamak ve kurulamaktır. Bir çok aile kokulu sabun veya alkol içeren ürünler kullanırlar. Bu ürünler de pişiklere neden olabilirler. Pişik görüldüğünde, hemen sadece sabunlu su ile temizliğe dönülmelidir. Bazı uzmanlar, dışkı yapılmış poponun, içine 1-2 damla bebek yağı ilave edilmiş ılık su ile hafifçe yıkanmasını önermektedirler. Bu alan, daha sonra temiz, yumuşak, emici bir bez ile temizlenir.
Bebeğin altının değişimi sırasında 10-15 dakika süre ile bez bağlanmadan, bebeğin altının açık olması ve hava ile teması da oldukça koruyucudur
Bebeğin altı bağlanırken, mümkün olduğunca bel bölgesinde gevşek bağlanmalı ve havanın bez içinde dolaşması sağlanmalıdır. 
Bebeğin altı bağlandıktan sonra naylon bir külot (muşamba) veya sızdırmayı engelleyici katman koyulmamalıdır. Cildin hava almasını engellediği gibi nemin de içeride kalmasına neden olarak pişiklerin oluşumuna neden olur.

Eğer Pişik Varsa

Bebeğin altını sabunlu su ile temizleyin, durulayın ve kurulayın. 
Pişik olan bölgeleri, idrar ve dışkıdan korumak için kalın tabakalar halinde, pişik için eczanelerde satılan kremlerden kullanınız.

Ne Zaman Doktora Gitmeli?

Bütün bebeklerde zaman zaman pişik görülebilir. Bunlar yüzeysel tahrişlerdir. Yukarıda açıkladığımız basit önlemler ile birkaç gün içinde geçmiyor ise doktorunuza başvurmalısınız. Pişik ilerledikçe cilt, daha parlak kırmızı bir renk alır, kasıklar da kızarır, kırmızı alanlardan odaklanan yuvarlak kırmızı lekeler sağlam ciltte de görülür. Çok ağrılı hale gelir, kaşıntı olabilir. Özellikle pişik kremlerine rağmen 3-4 gün devam eden olgularda, maya veya mantar enfeksiyonu düşünülür. Eğer pişik alanlarında sivilcemsi yapılar, küçük kabarcıklar görülüyor ise mikrobik enfeksiyonlar düşünülmeli ve hekime gidilmelidir.

Bebek Bezi ve Sağlık

Bebek bezi, bebeğinizin sağlığı açısından size büyük ipuçları verir. Bebeğin günde kaç kez idrar yaptığını veya dışkılama yaptığını takip edebilirsiniz. 
Bu da size
  • Bebeğinizin yeterli su alıp almadığını
  • Yeni aldığı besine karşı reaksiyonunu
  • Üriner ve sindirim sistemi sağlığı hakkında bilgi edinmenizi sağlar.
Normalde bebeğin idrar rengi neredeyse renksizdir veya hafif sarıdır. Alınan besinler, ilaçlar ve bazı hastalıklar idrar renginin değişmesine neden olur. Özellikle yeni doğan bebekler yeteri kadar su alamıyorlar ise idrar rengi pembe olabilir. Bunun nedeni ürat kristalleridir. Böyle durumlarda doktorunuza başvurmalısınız.Doktorunuz bebeğin idrarını test ederek, renk değişikliğinin susuzluktan mı yoksa başka bir nedenden mi olduğunu ayırt edecektir. 
Bebek bezlerini klozete atmayınız. Tek kullanımlık bezlerde mutlaka bebeğinizin cins, kilo ve yaşına uygun ürünleri tercih ediniz.

PİŞİĞİN TEDAVİSİ NASIL YAPILMALIDIR?

0 yorum | Devamını Oku...

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre 20 aydan küçük bebeklerin yüzde 65’inde en az bir kez pişik oluşur. Türkiye’de ise 0-1 yaş arasındaki bebeklerin çok büyük bölümünde pişik oluşuyor.

PİŞİK NASIL OLUŞUR?

Pişiğin nedeni derinin tahriş olmasıdır. Bebek bezi pişiği o bölgeye temas eden iritan maddeler nedeniyle ortaya çıkar. Bu maddeler genellikle idraa ve dışkılardaki, bazen de kullanılan bez ya da bezin yıkandığı deterjandaki maddeler olabilir.
Pişiğin oluşmasına neden olan başlıca nedenler şöyle sıralanabilir. 
1-) Alt bezin temizliğinde kullanılan deterjanlar ve diğer temizlik maddeleri 
2-) Kötü hijyen 
3-) İshal 
4-) Alt bezinin yeterince sık değiştirilmemesi 
5-) Mantar enfeksiyonları;Tahriş olmuş deride nem ve artan ısı nedeniyle bazı mikroplar üreyebilir.Bu durumda pişikli bölge “infekte” olur. Böyle bir durumda genellikle Candida adı verilen mantar enfeksiyonu gelişmektedir. Pek çok iki yaşına kadar olan çocukta hastalıklı bölgeden bu mantar izole edilmiştir. 
6-) Bebeğin beslenmesinin değişmesi, anne sütünden mamaya yada besinlere geçmesi

PİŞİK OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?

Pişik olan bebek pişikli bölgesinde batma, yanma ve kaşınma hisseder. Bu da sürekli bir ağlama ve huzursuzlanmaya neden olur. Tedavi edilmeyen pişiklerde, çok kısa süre içersinde sekonder enfeksiyonlar denilen o bölgenin üzerinde bakterilerin neden olduğu yeni enfeksiyonlar oluşur. Bu nedenle pişiğin tedavisinden önce oluşumunu engelleyecek hijyenlik kremlerin düzenli olarak kullanılması gerekir.

Pişikten Korunma

1-)Bebeğin cildi tahriş edici maddelere(örneğin sert sabunlara, deterjanlara) maruz bırakmamalı; 
2-)Bebeğin altının temizi kuru ve serin kalması sağlanmalı; 
3-)Cildin bezle ve deriyle sürtünmesi engellenmeli; 
4-)Güneşten Kaçınılmalı; 
5-)Enfeksiyonlara karşı dikkatli olunmalı (özellikle ishalliyken pişiklerin arttığı unutulmamalı); 
6-)Pişikten korunmak için cildi koruyucu özellikte olan pişik kremileri kullanılmalı;

PİŞİĞİN TEDAVİSİ NASIL YAPILMALI?

Öncelikle bebeğin pişik oluşan bölgesinin suyla, sabun kullanmadan iyice yıkanıp kurutulması gerekir. Pişiği tedavi edici özellikte, bir ürünle pişiğin tedavisi yapılır. Her alt değişiminde pişik kremi sürüldüğünde pişik oluşumu engellenir. Her zaman Pişiğin oluşumunu önlemek tedavi etmekten daha kolaydır.

Bebeğin pişik oluşumunun engellenmesi için;


1-)Bebeğinizin altını mümkün oldukça sık olarak değiştirin. Tadavisi edilen pişik geçene kadar her 2-3 saatte bir değiştirilmesidir. 
2-)Pişik kremini gün içinde her alt değişiminde kullanın. 
3-)Bu uygulamalara rağmen bebeğinizin pişiği geçmiyor veya daha iyiye gitmiyor ise hemen doktorunuz ile görüşün. Bebeğinizde bir enfeksiyon gelişmiş olabilir ve o bölgeye antibiyotikli bir krem veya mantar oluşumunu engelleyici bir krem kullanıması gerekebilir.

UNUTMAYIN!

1-)Pişik, çocuklarda çok yaygın olarak görülen bir cilt hastalığıdır. 
2-)Pişiğin en yaygın sebebi bebeğin altının sık değiştirilmemesi sonucu oluşan derideki iritasyondur. 
3-)Bebeğin altını mümkün oldukça sık değiştirin, iyice suyla yıkayıp kurulayın.
4-)Pişik kremleri sadece pişiği tedavi etmekle kalmaz aynı zamanda pişiğn oluşumunu da engeller. 
5-)Bebeğin pişiğini tedavi etmek için talk pudrası kullanmayın, pudra bebeğinizin cildine zarar verir. 
6-)Pişiğin uzun süreli geçmiyor ve genel halinde de kötüye gidiş oluyorsa mutlaka doktora başvurun! 
7-)Unutmayın, güneş yanıklarıda bir tür pişiktir.

PİŞİK KREMİ NASIL KULLANILIR?

1-)Bebeğin bezlenen bölgesi her değişiminde yıkanmalı ve kurulanmalı. 
2-)Pişik kremi özellikle bebeğin cilt kıvrımları arasında da nüfuz etmesine dikkat edilerek, ince bir tabaka halinde sürülmeli. 
3-)Pişik kremi her bez değişiminde kullanılmalıdır. 
4-)Pişik kremini eczanelerden temin edebilirsiniz.
GlaxoSmithKline tarafından hazırlanan “www.pisik.gen.tr” sitesinden alınmıştır.

Göbek bağının bakımı nasıl yapılmalıdır?

0 yorum | Devamını Oku...

Bebeğinizi temizlerken ilk olarak, alkol ve antiseptik maddeler kullanmaya dikkat edin. Göbek bağını ise, mutlaka temiz ve kuru tutmaya çalışın. Göbek kordonu günler içerisinde jölemsi, yapışkan ve sulu özelliğini kaybederek kurur, renk sarıdan kahverengiye doğru değişir ve yaklaşık 1–3 hafta içinde düşer.
Kordonunun temiz tutulması
Taze göbek kordonu, yeni doğan bebeğiniz için enfeksiyon giriş yerlerinden biridir ve bu nedenle, göbeğe ekstra özen göstermelisiniz. En az günde bir kez olmak üzere, tercihen her bez değişimi sonrasında, bebeğinizin göbek bakımını yapmalısınız. Göbek kordonunun kendi haline bırakılmasını ve ekstra bakım yapılmamasını öneren çalışmalar da vardır. Temizlik ve bakım konusunda kendi doktorunuzun önerilerine kulak vermenizi öneriyoruz.
Kordonunun kuru tutulması
Göbeğin hava ile temas etmesi durumunda göbek bağı kendiliğinden kurur. Annelerin en çok merak ettiği konulardan biri, bebeğin göbeği düşünceye kadar, banyo yaptırıp yaptıramayacaklarıdır. Bu konuda da farklı görüşler olmasına rağmen, göbek düşene kadar, bebeğinizi temiz tutun ve uzun banyolar yerine, kısa banyolar yaptırın. Unutmayın, bebeğinizin hijyeni her zaman riskleri azaltır. Banyo sonrasında ise, göbek kordonunu temiz bir bez yardımıyla hızla kurulamalısınız, gerekirse saç kurutma makinesinin en düşük ayarı ile kurutun. Bebek bezinin sık aralıklarla değiştirilmesine özen gösterin, böylece ıslak ve nemli bezin uzun süre kordonla temasını engellemiş olursunuz. Bezin ön kısmını da, göbek kordonunu dışarıda bırakacak şekilde katlamalısınız.
Göbek kordonunun düşmesi
Göbek kordonu, vakti geldiğinde kendiliğinden düşer, bunun için sizin ekstra çaba harcamanıza gerek yoktur. Ayrılma sırasında az miktarda kanama olabilir. Eğer bu kanama günlerce devam ederse, mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Bebeğin göbek kordonu erken düşerse, enfeksiyon ve kanama olursa veya bir ay geçmesine rağmen hala bebeğin göbeği düşmemişse, anatomik bozukluk ya da immunolojik bozukluktan şüphelenilmelidir. Bazen göbek kordonunun yeterince kurumadan düşmesinden sonra granülom olarak adlandırılan, göbek deliği bölgesinde pembe renkte, yumuşak bir kitle görülebilir. Göbek düşmesine rağmen, göbek deliğinden açık sarı renkte, kıvamlı bir akıntının olması ve bebeğin iç çamaşırının sürekli bu salgı ile kirlenmesi, göbek granülomunü düşündürür. Böyle bir durumda doktorunuza hemen başvurmalısınız. Bazı bebeklerde, göbek etrafındaki karın kaslarının yeterince güçlenmemesine bağlı, özellikle ağlama ve ıkınma sırasında belirginleşen şişlikler olabilir. Bu şişliğin fazla olması ve barsak kısımlarının da şişliğin içine girerek kabarması durumunda, göbek fıtığı düşünülür. Rutin muayene sırasında doktorunuz bu durumları değerlendirecek ve gerekirse tedaviyi başlatacaktır.
Göbek kordonunda aşağıdaki bulguları gördüğünüzde doktorunuza danışın:
• Kanamanın devam etmesi,
• Göbek güdüğü etrafında kızarıklık ve şişlik,
• Göbek kordonundan, sarı-yeşil akıntı ve pis koku gelmesi durumlarında, mutlaka doktorunuza başvurun.
Kaynaklar:
- Uzman Dr. Duygu GÜR ÜNAL
- Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ebru ALPER

Yeni Doğan Sarılığı nedir? Nasıl tedavi edilmelidir?

0 yorum | Devamını Oku...

Yeni Doğan Sarılığı Olgunlaşmış gebelik sonucunda yani normal zamanında doğmuş bebeklerin yaklaşık yüzde 60′ı doğum sonrası ilk hafta içinde sarılık geçirirler ve bu oran prematüre bebeklerde yüzde 80′e çıkar.

Yeni Doğan Sarılığı Nedir?

Sarılık (cildin sarı bir renk alması) kendi başına bir hastalık olarak meydana gelmez; daha çok yeni doğmuş bebeğin karaciğerinin henüz olgunlaşmamış olması nedeniyle metabolizmadaki bilirubin yüzünden meydana gelir. Dolayısıyla bilirubin cilde vurur ve sarımsı bir renk verir.
Bazı bebekler doğuştan sarılıktır; bazısı da sarılık meydana getiren duruma bağlı olarak doğumdan sonra sarılık olur. Doğuştan gelen ya da doğumdan 24 saat sonra ortaya çıkan sarılık kanama sepsis (kanda meydana gelen bir enfeksiyon) ve bebekle anne arasında kan uyuşmazlığı gibi ciddi bir problem nedeniyle meydana gelebilir. Eğer doktorunuz bu olasılıklardan şüpheleniyorsa özel kan testleri yapılacaktır.

Yeni Doğan Sarılığı neden meydana gelir?

Tipik olarak çoğu bebek doğduktan iki ya da üç gün sonra sarılık olur. Bu fizyolojik sarılık olarak adlandırılır ve nedeni olgunlaşmamış karaciğerin bilirubini metabolizmadan atmakta yeterli olmaması ile birlikte fetusa ait kırmızı kan hücrelerinin bozulmasıdır.
Doğumdan sonraki ilk hafta içinde fakat üçüncü günden sonra meydana gelen sarılık bir enfeksiyon yüzünden meydana geliyor olabilir.

Anne Sütü

Bir bebeğin doğumundan sonraki ilk haftadan sonra sarılık olmasının nedeni anne sütü (her ne kadar böyle bir durum anne sütüyle beslenen ve normal zamanında doğmuş 200 bebekten 1′inde meydana geliyorsa da) ya da kalıtımsal kan veya karaciğer hastalıkları olabilir.
Sarılığın ilk ay boyunca ortadan kalkmaması durumunda bunun nedeni karciğer anormalliği ciddi bir enfeksiyon ya da enzim yetersizliği olabilir.
Doktorunuz yeni doğmuş bebeğinizi sarılık belirtileri olup olmadığını anlamak için dikkatle muayene edecektir. Eğer bebeğinizin sarılığı gittikçe artıyorsa doktorunuz bilirubin konsantrasyonunun ölçülmesi için periyodik kan testleri yaptırmanızı önerebilir.

Fizyolojik Nedenler

Çoğu fizyolojik nedenli sarılık geçiren bebekler çok az bir tıbbi gözleme gereksinim duyarlar. Genellikle bir hafta en çok 10 gün içinde sarılık durumu ortadan kalkar. Bununla beraber fizyolojik sarılığın ciddiyeti ırksal ya da etnik kökenden çok etkilenmektedir; normal zamanında doğmuş Çinli Japon Koreli ve Amerikan Kızılderili bebekleri bu durumdan daha ciddi oranda etkilenmektedirler.

Fototerapi

Eğer bebeğinizde önemli oranda fazla miktarda bilirubin varlığı sözkonusu ise bebeğiniz yüksek yoğunluklu ışıkla (fototerapi) tedavi edilebilir. Bilirubin ışığı emer; safra ve idrar şeklinde vücuttan atılır. Bu tedaviye bilirubin miktarı bebeğin sağlığı açısından güvenli bir düzeye düşürülünceye kadar devam edilir.

Yan Etkisi

Fototerapinin (ışık tedavisi) yan etkisi olarak vücutta ciltte kızarıklık sıvı dışkılama ve su kaybı meydana gelebilir.

Anne sütünü artıran besinler yiyecekler gıdalar nelerdir artırmanın yolları nasıl artar?

0 yorum | Devamını Oku...

Anne sütünü arttıracak belirli gıdalar yoktur ancak süt üretimini arttırmaya yardımcı olacak bazı yöntemler vardır.Dahada önemlisi bebeğinizin nasıl beslendiği sizin nasıl beslendiğiniz ile doğru orantılıdır. Şayet bebeğiniz doğru pozisyonda verimli bir şekilde emdiği takdirde sütünüz artacaktır. Bu da sütünüzü arttırmada size yardımcı olacaktır.
Anne sütünü artıran besinler nelerdir?… 
Süt üretimi konusunda iki önemli etken vardır.
Birincisi yeterli miktarda sıvı almaktır. Bu sadece süt değildir, su yadameyve suyu olabilir. Emzirme boyunca fazla sıvı tüketmeye itina edin.
Bebeğinize süt verirken bir bardak su tüketmeyi adet haline getirin. Bol sıvı tüketmek size süt yaptırmayacaktır ancak vucüdunuzun kaybettiği sıvıyı geri kazanmanızı sağlayacaktır. Emzirirken fazladan 500 kalori alınması gerekir. kilo vermek için rejime giren anneler daha az kalori aldıkları için bu dönemde zayıf düşer ve vücutları verimli süt üretimini sağlayamaz.
Ayrıca bebekler alkollü anne sütünden hoşlanmamakta ve annelerini daha az emmektedirler. Dolayısıyla daha az uyarım sonucu süt üretimi olumsuz yönde etkilenmekte anne sütü azalmaktadır.
Stres süt üretimini olumsuz yönde etkilemektedir hayatınızdaki angaryalardan sıyrılmaya gayret edin yada aşırı titizliğiniz bir süreliğine tatile gönderin en azından oturun ve gözlerinizi bir yada iki dakikalığına kapatın!
Kafein alımı süt üretimini uyardığı gibi bebeğinizi de uyarır. Fazla miktarda kafein sizi etkilediği gibi bebeğinizi de etkiler. Kafein bebeğinizin vücudunda yetişkinlere nazaran daha uzun süre kalır dolayısıyla etkileri de daha uzun süreli olacaktır.
Ayrıca kafein bebeğinizi huzursuzlaştırır ve uyku düzenini bozulmasına neden olur. Bir fincan kahve yada soda sorun yaratmaz ancak fazla miktarda alındığı zaman (günde beş fincan yada daha fazla) bebeğiniz bu durumdan etkilenir.
Tüm bunların ardından bir cümlede anlatmak gerekirse
Süt üretimini arttırmanın en iyi yolu kısa aralıklarla emzirmek yada bol miktarda sıvı tüketmek (meyve suyu ve su) , yeterli kalori almak ve dinlenerek stresten uzak olmaktır.
Çocuğunuza dua okuyarak bilmiyorsak sadece “la ilahe illallah” zikrini okuyarak hem daralan ruhumuzu rahatlatır hemde evimizdeki meleğin yanına diğer melekleri çağırmış oluruz.

Bebeklere Ne Kadar Su Verilmeli?

0 yorum | Devamını Oku...

Su, herkes için yaşam kaynağı. Bu açıdan düşününce bebeklere ilk 6 ay su verilmemesine kuşkuyla yaklaşılıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Özen “Sadece anne sütü alan bebeklere değil, yapay beslenen sağlıklı çocuklara da dışarıdan su verilmesi gerekmez.” diyor ve nedenlerini açıklıyor. 6 ay ve üstü çocuklara günlük verilmesi gereken su miktarlarını bu yazıda sizlerle paylaşıyor.

Dr. Ahmet Özen: Yapılan bilimsel çalışmalar anne sütünün sıcak ve kuru iklimlerde bile yeteri kadar su içerdiğini ve bebeğin su ihtiyacını karşıladığını göstermiştir. Hayatın ilk 4- 6 aylık döneminde bebeğin bütün su ihtiyacını anne sütü karşılar. Bu nedenle dışarıdan su vermek kesinlikle gerekli değildir. Ayrıca su kaynamış bile olsa bebeğin ishal olması için önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle bebeğin susuzluğunu gidermek için ilk 4- 6 ay su veya şekerli içecekler verilmesi önerilmez.
kaynak bebek.com

Yeni doğan bebeklerde sarılık nasıl anlaşılır?

0 yorum | Devamını Oku...

Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir.Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda bağırsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur. Bebeğinizi doğumundan itibaren sarılık açısından sık sık kontrol edin. Unutmayın sarılığın ilk 24 saatte görülüp görülmediği ayırıcı tanı açısından çok önemlidir.
Bebeğinizi tamamen soyun ve gün ışığında bir pencere kenarında çıplak gözle kontrol edin. Bunlardan birini görürseniz acilen doktorunuzu arayınız.
Bebeğinizde susuzluk (dehidratasyon) belirtilerinden herhangibirini gördüyseniz.
Sarılık ilk 24 saatte ortaya çıktı ise.
Bebeğinizin ateşi 38 dereceyi aştı ise.
Bebeğiniz hasta ve halsiz görünüyor ise

YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ

1. Fizyolojik (normal) sarılık:

Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.

2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:

Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.

3.Anne sütüne bağlı sarılık:

Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin süt- lerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.

4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)

Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.
ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman annenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)
Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.

TEDAVİ YOLLARI

1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:

Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.

2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır.
Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.

3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.

4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)

Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.
Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.
Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.

Bebeğin gazı nasıl çıkartılır.

0 yorum | Devamını Oku...

Bebeğiniz gaz sancılarından çatlayacak bir duruma mı geliyor.Yüzü kırmızı olup sürekli huysuzluk mu yapıyor size çok pratik ve kolay ugulanabilir bir reçete.
Aktarlarda rahatlıkla bulabileceğiniz ceviz şeklinde hint (hindistan) cevizi var
hem doğal hem zararsız çok iyi gaz çıkarıyor.
KULANIM ŞEKLİ:
Aldığınız
hindistan cevizinin kabuğunu soyup havanda toz oluncaya kadar
dövüyorsunuz biraz kuruttuktan sonra anne sütüyle veya mama kaşığına,
mercimek kadar katarak verebilirsiniz.kısa sürede sonuca
ulaşacaksınız hem siz hemde çocuğunuz rahat edecektir.

Sezeryan dikiş bakımı nasıl yapılmalıdır?

0 yorum | Devamını Oku...

Epizyotomi doğum sırasında düzensiz yırtıklar oluşumunu engellemek ve bebeğin başının daha rahat çıkmasını sağlayacak olan ve doktorunuz tarafından yapılan kesidir. Hastanede bulunduğunuz sürece doktorunuz tarafından takip edilecek bu kesinin bakımı için taburcu olduktan sonra da sizin dikkate etmeniz gereken noktalar şunlardır:
Size reçete edilen antiseptik solüsyonla pansuman (binde birlik Rivanollü solüsyon veya benzeri) günde 3 defa yapılmalıdır.
Reçetenize yazılan antibiyotik önerilen dozlarda kullanılmalıdır.
Kesi yeri kuru tutulmalıdır. Bu amaçla, sağlıklı olmayan bezler kullanılmamalı hijyenik pedler tercih edilmelidir. Pedler de sık sık (4-6 saatte bir) değiştirilmelidir.
Tuvalet sonrası temizlik, önden arkaya doğru yapılmalıdır.
Gerekirse, antiseptik solüsyonla pansuman tuvalet sonrası tekrarlanmalıdır.
Banyo yaparken ayakta duş şeklinde yıkanmayı tercih ediniz. Banyo sonrasında da kesi bölgesini mutlaka kurulayınız.
Kabız olmamaya dikkat ediniz. Bunun için posalı ve lifli yiyecekleri tercih etmelisiniz.
Sezaryenle doğum yapan hastalarda karın alt kısmında enine bir kesi mevcuttur. Bu kesinin ilk pansumanları hastanede iken doktorunuz tarafından yapılacaktır. Taburcu olduktan sonra bu kesi ile ilgili olarak sizin yapmanız gereken herhangi bir pansuman işlemi yoktur. Ancak, dikkat etmeniz gerekenler:
Genellikle, 1 haftadan sonra tam bir banyo yapmanızda herhangi bir sakınca yoktur. Öncesinde vücudunuzun diğer kısımlarınızı yıkayabilirsiniz ancak, kesi bölgesine su gelmemesine dikkat ediniz.
Giyeceğiniz iç çamaşırın sentetik olmamasını öneriyoruz. Ayrıca, çamaşırın lastiği tam kesinin üstüne denk gelmemeli daha yüksek kesimli çamaşırlar kullanılmalıdır.
Reçetenize yazılan antibiyotik önerilen dozlarda kullanılmalıdır.
Eğer; epizyotomi ya da sezaryen kesisinde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı, kanama, dikiş açılması veya iltihaplı akıntı olursa acilen kliniğimize başvurmanız gerekmektedir.

Kanama, akıntı

Doğum sonrası kanama ve akıntı 4-6 hafta kadar sürer. Başlangıçta kırmızı olan akıntının rengi daha sonra kahverengi akıntı şeklini alacak, birkaç gün içinde giderek açılarak sarı daha sonra da beyaza yakın bir akıntı şeklinde devam edecektir. Bu dönemde, hijyenik pedler kullanılması tampon vb materyalin kullanılmaması önerilmektedir.
Eğer; kanama miktarı aşırı ise, 1 haftaya kadar kanama azalmamış veya rengi açılmamışsa, ya da kötü kokulu iltihaplı akıntı varsa acilen başvurmanız gerekir.

Bebeklerin cilt bakımında nelere dikkat edilmelidir?

0 yorum | Devamını Oku...

Bebeklerin ciltleri yetişkinlere göre daha az yağlı ve oldukça hassastır.Bu yüzden tahrişlere ve mikroplara karşı direnci daha azdır.
Bebek doğduktan sonra üzerindeki koruyucu mumsu tabaka yıkanmaz
Tahriş edebilecek kumaşlardan sakallı bıyıklı öpmelerden ıslak sık sık öpmelerden uzak tutulmalıdır aksi halde bebeğin cildinin direnci düşecektir.Bunun haricinde hassas bebek cildini tahrişlerden korumak için aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir
* Bebeğin giysilerini deterjan ile yıkamayın. Sabun tozlarını tercih edin. Bol suyla durulayıp mümkün oldukça güneşte kurutun ve mutlaka ütüleyin.
* Sık sık altını değiştirerek cildin idrar ve dışkı ile uzun süre temasını önleyin. Yeni doğan döneminde bebeğin gece altını değiştirmeme böylece uykusunu bölmeyip buna alıştırmamak gibi bebeğin bakımına yardımcı olan yaşlıların genç annelere önerdikleri tembellik kokan yaklaşımlar vardır.
6-8 saat gibi uzun süre idrar veya dışkı ile temas eden cilt ileri derecede kızarmakta cildin yapısal özelliğine göre bazı bebeklerde yer yer çatlayarak kanamakta üzerine binen bakteri ve mantarlarla her idrar değdiğinde bebek canı çok yanarak uzun süre ağlamaktadır. Bu tip pişiklerin tedavisi uzun süre almaktadır.
Bebeğin altı her 2-3 saatte bir değiştirilmeli her seferinde ılık suyla yıkanarak kurulanmalı kısa süre altı açık bırakılıp havalandırılmalı iyice kuruduğu görüldükten sonra bebek yağı ince bir tabaka şeklinde sürülüp kapatılmalıdır.
* Sürtünme tahrişi genellikle koltuk altları kasıklar gibi boğumlu bölgelerde bez dar giysi havlarını döken giysiler ve terle artmaktadır. Bebekleri giydirirken kendi giysi katımıza bir kat daha ekleyerek giydirmeliyiz. Kendimizden bir kat eksiltiyorsak bebeğimizden de bir kat çıkarmayı unutmamalıyız. Kabaca biz evde atlet tipi giysilerle gezerken bebeği battaniyeye sarmamalıyız.
* Sıcak ve kuru ortamlar ve rüzgar ciltte gerilmeye ve buna bağlı tahrişe yol açar. Anne sütü almayan ek gıdalara geçmiş çocuklarda günlük su gereksiniminin karşılanması cildin doğal nemini korumakta önemlidir.
* Bebeklerin cildinde cildi güneşe karşı koruyan ”melanin” adlı doğal koruyucu yapılar henüz oluşmaz. Bu nedenle 1 yaşın altındaki bebeği doğrudan güneş ışığından korumalıyız. Korumada aşırıya kaçmak bebeğin güneşin yararlı ve bebekler için gerekli D vitamini metabolizması üzerindeki etkisinden faydalanmasını önler ve bu da bebeği raşitizm denilen klinik tabloya kadar götürür.
Bu nedenle el ayaklar ve yanaklar güneş görecek şekilde yüksek koruma faktörlü güneş bakım ürünleri sürerek kumsalda şemsiye altında denizden ve kumdan yansıyan ışınlarla güneşin yaralı ışınlarından bebeği faydalandırmalıyız.
Bebeğin güneşle buluşmasında dikat edilmesi gereken önemli diğer nokta ise pencere camlarının yaralı güneş ışınlarını kırması ve D vitamini yapılması için gerekli dalga boyundaki güneş ışınının camdan geçememesidir. Pencere camı bu durumda büyüteç özelliği gösterip bebeğin cildinde hafif yanığa neden olablir. Bu nedenle güneşlenme açık havada yapılmalıdır.

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top