3 Kasım 2011 Perşembe

Bebeklerin zekasını geliştirecek 25 öneri

0 yorum | Devamını Oku...

Yeni doğan bebeklerin zekalarının gelişiminde anne-babaya büyük görev düşüyor. Onlarla konuşun, dil çıkarın, gıdıklayın… Zeka gelişiminde bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz aktiviteleri de içeren 25 öneri:
Sabah/Günaydın
Uzmanlar, ebeveynlere; dil çıkarıp, ayaklarını gıdıklayarak bebeklerinin zeka gelişimine katkıda bulunmalarını ve onları güldürmelerini öneriyor.
Bebeklerin zeka gelişimlerinin desteklenmesinde 0-1 yaş arası dönemin önemine dikkat çeken uzmanlar, bu konuda anne-babalara önemli görevler düştüğünü belirtiyor.
Anne-bebek ürünleri alışveriş platformu e-bebek bünyesinde yayın hayatına başlayan Bebek Dergisi’nin ilk sayısında yer alan habere göre; bebeklerle konuşmak, onları güldürmek, onlara şarkı söylemek ve kitap okumak; özellikle öğrenme becerilerinin gelişimi açısından bebeklere büyük katkı sağlıyor.
İşte, zeka gelişiminde bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz aktiviteleri de içeren 25 öneri:
1- Göz teması kurun: Yeni doğan bebekler kısa süre içinde yüzleri ayırt etmeye başlarlar ve sizin yüzünüz onun için en önemlisi! Size her baktığında, belleğini biraz daha oluşturur.
2- Onunla uzun konuşmalar yapın: Alabileceğiniz tek karşılık, boş bir bakış olacak ama çocuğunuz konuşmaya istekli gibi göründüğü zamanlarda, konuşmanıza kısa aralıklar vermeyi unutmayın. Kısa süre sonra, diyalogların ritmini anlamaya başlayacaktır. Bakışları da boş olmayacaktır.
3- Anne sütüyle besleyin: Anne sütü ile beslenen çocukların daha yüksek IQ’ları olduğu bilinen bir gerçek. Ayrıca emzirirken; çocuğunuzla konuşmayı, ona şarkılar söylemeyi ya da basitçe saçını okşamayı ihmal etmeyin.
4- Dil çıkarın: Araştırmalar, yeni doğan bebeklerin daha iki günlükken basit yüz hareketlerini taklit edebildiklerini gösteriyor. Bu da çok erken problem çözebilme yetisi oluşturmalarını sağlıyor.
5- Aynada kendine baksın: Bebeğinizin aynada kendisine bakmasını sağlayın. İlk başta, başka bir bebeğe baktığını düşünebilir ama ‘diğer’ bebeğin kollarını hareket ettirmeye ve gülümsetmeye bayılacaktır.
6- Ayaklarını gıdıklayın: Bebeklerin espri anlayışını geliştirmenin ilk adımı gülmektir. Ayak parmaklarından çenesine kadar onu gıdıklayarak; “Geliyor geliyor…” ya da “Seni yakalayacağım” oyunları oynayın. Bu, çocuğunuzun olacakları tahmin edebilme becerisi oluşturması için ilk adımdır.
7- Farklılıkları vurgulayın: Birbirine benzeyen ama aralarında küçük bir fark bulunan iki fotoğrafı bebeğinizin yüzüne doğru tutun. Çok küçük bir bebek bile, bir birine bir ötekine bakacak, anlatmak istediğiniz şeyi anlamaya çalışacak ve sonunda ayırt edici ayrıntıyı görecektir. Bu egzersiz okumaya başlamarken katkı sağlayacaktır.
8- Manzarayı paylaşın: Bebeğinizle birlikte syürüyüşlere çıkın. Yürürken ona etrafta olup biteni anlatmayı unutmayın. Böylece bebeğinize sonsuz bir kelime haznesi kazandırmış olursunuz.
9- Yanında çıldırın: Bebeğiniz sizin değişen tonlarda sesler çıkararak yaptığınız konuşmalardan büyük keyif alır.
10- Şarkı söyleyin: Bazı araştırmalar, müziğin ritmini öğrenmenin matematik öğrenme ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Günlük yaptığımız işleri ona melodiler eşliğinde söyleyin.
11- Bezini değiştirme süresini iyi kullanın: Bebeğinizin altını yavaşça değiştirin. Rutininizi anlayabilmesi için o sırada neler yaptığınızı ona sakin sakin anlatın.
12- Oyun bahçesi olun: Yere sırtüstü yatarak üzerinize tırmanmasına, üstünüzde emeklemesine izin verin. Böylece bebeğiniz ileride koordinasyon ve problem çözme becerilerine sahip olur.
13- Alışverişe gidin: Oyunlara ara verdiğinizde onunla birlikte alışverişe gidin. Oradaki yüzler, sesler ve renkler bebeğinizin iyi vakit geçirmesini sağlayacaktır.
14- Kitap okuyun: Araştırmalar, 8 aydan itibaren bebeklerin bir hikayeyi 2- 3 kez dinledikten sonra, içindeki kelimeleri öğrenmeye başladıklarını gösteriyor. Ona kitap okuyun!
15- Ce-e oynayın: Saklanma ve bulunma oyunlarınız sayesinde bebeğiniz, objelerin kaybolabileceğini, sonra yine geri gelebileceğini öğrenir.
16- Albüm yapın: Akraba ve arkadaşlarınızın fotoğraflarının olduğu bir albüm yapın ve bebeğinizin hafızasını tazelemek için zaman zaman ortaya çıkartın.
17- Yemeğiyle oynamasına izin verin: Hazır olduğunda, farklı farklı yiyeceklerin tadına parmaklarıyla bakmasına izin verin.
18- Yerdekileri toplayın: Bebeğiniz durmaksızın mama sandalyesinden aşağı bir şeyler atıyor. Sinirlenmeyin! Bebeğiniz yalnızca yerçekimi kanununu öğreniyor.
19- Engelli bir yol hazırlayın: Minderleri ve oyuncakları yere serpiştirin ve ona,bunların nasıl üstünden ya da altından emekleyerek geçebileceğini gösterin. Motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlamış olursunuz.
20- “Beni yakalayamazsın!” oynayın: Bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak evin içinde dizlerinizin üstünde gezinin ve sizi takip etmesini sağlayın. Eğlenceli oyunlar oynayabileceğiniz yerlerde durmayı ihmal etmeyin.
21- Komik surat yapın: Bebeğiniz burnunuza her dokunduğunda ‘Bip’ sesi, kafanıza vurduğunda komik bir ses çıkarın. Aynı ses ya da davranışları üç-dört kez tekrarlayın.
22- Kendi yolunuzu bulun: Bebeğinizi kucağınıza alıp tüm evi dolaşın. Ellerini soğuk cama, yeni yıkanmış çamaşırlara, yumuşak yapraklara ve diğer güvenli eşyalara dokundurun. Dokunduğu her nesnenin adını söylemeyi de unutmayın.
23- Uzun hikayeler anlatın: En sevdiği hikayeyi bulun. Hikayenin kahramanının adını bebeğinizin adı ile değiştirerek daha cazip hale getirin.
24- Bir hayvan kitapçığı oluşturun: Onunla hayvanat bahçesine gidin ve en çok ilgi gösterdiği hayvanların fotoğraflarını çekerek bir albüme yerleştirin. Daha sonra, hep birlikte hayvan kitabınızı okumaya başlayın. Arada hayvan sesleri çıkartmayı unutmayın.
25- Her şeyi sayın: El ve ayak parmaklarını, evinizdeki merdivenleri ya da yerdeki oyuncakları birlikte sayın. Kısa süre sonra o da size eşlik etmeye başlayacaktır.

Bebeğinizin uyku saatleri

0 yorum | Devamını Oku...

Bebeklerde uyku düzeninin oturtulması ailenin en onemli sorunlarından biri olmaktadır. Bu yazıda sizlere bu konuda birkaç öğüt verilecektir.
0-3 ay: Yeni doğan bebeğiniz ilk haftalarda günde 17-18 saat uyur. 3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer. Ancak bu uyku hiçbir zaman gece olsun gündüz olsun aralıksız olarak 2-3 saati geçmez. Böylece bu dönemde siz de hiçbir zaman 2-3 saatten fazla aralıksız uyuyamazsınız. Ya beslemek için, ya altını almak için veya sadece oynamak için uykunuz mutlaka bölünecektir. Bu durum çoğu bebekte 5-6.aya kadar sürer.Bu süre içinde size düşen görev bebeğinizin uyku alışkanlıklarını yerleştirebilmek için alıştırmalara başlamaktır.
  • Bebeğiniz uykusu geldiğinde gözlerini ovuşturmak, kulaklarını çekiştirmek gibi birtakım hareketler yapar. Bu hareketleri öğrenin.
  • Bebeğinize gece ve gündüzün farkını öğretmeye başlayın. Buna 2 haftalıkken başlayın. Gündüz onunla oynayın, konuşun, ilgilenin. Gece uyku vakti geldiğinde ışıkları karartın, oynadığınız oyunları mümkün olduğunca yavaşlatın. Onun ilgisini çekecek tüm aktiviteleri sınırlayın. Çamaşır, bulaşık makinesi vs. aletleri çalıştırmayın.
  • 6-8 haftalık olduğunda bebeğinize kendi kendine uyuma şansı tanıyın. Onu yatağına yatırın, uyutmak için çaba sarfetmeyin, kucağınıza almayın veya sallamayın. Böylece kendiliğinden uyumayı öğrenme şansı tanıyın.
  • 3-6 ay: 3-4 aylık olan çoğu bebek günde 15 saat uyur. Bunun yaklaşık 10 saati gece, 5 saati ise gündüzdür. Eskisi gibi her 2-3 saatte bir uyanmamaktadır. Geceleri ancak bir kaç kez beslemek için uyanabilirsiniz. Gündüz uykuları ise 2-3 parti halinde yaklaşık 5 saat olacaktır. Bu dönemde:
  • Bebeğinizin uyku saatlerini planlamaya başlayabilirsiniz. Geceleri 20- 20.30 sıralarında uyuması uygun olacaktır. Bu saatlerde bebeğiniz çok enerjik görünse de yatmasını sağlayın. gündüz uykularını da belli saatlere planlamaya çalışın.
  • Yatma zamanı için bir takım alıştırmalar geliştirmeye çalışın. Onu yatırmadan önce oynadığınız oyunları yavaşlatın. Pijamalarını giydirin. Hikaye anlatın, ninni söyleyin. Işıkları azaltın. Bunu her gün yaparak bebeğinizin yatma saati geldiğini öğrenmesini sağlayın.
  • Bebeğiniz gece uykusunu 10 saat uyuduktan sonra onu uyandırın. böylece gündüz uykularını da düzenli uyumasını sağlarsınız.
  • 6-9 ay: Günlük uykusu yaklaşık 14 saattir. 7 saate yakın bir süre hiç uyanmadan uyuyabilir. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez kısa süreli gündüz uykuları uyuması uyku düzeninin sağlanmasında faydalı olacaktır.
  • Bu dönemde yatma zamanı için daha önceden geliştirdiğiniz alıştırmaların faydasını göreceksiniz. Artık önceden alıştırdığınız gibi pijamaları giydirdiğinizde , hikaye okuyup ninni söylediğinizde uyku zamanının geldiğini kabul edecektir.
  • Her gün aynı saatte gündüz uykularına yatmasını sağlayın.
  • Kendi kendine uyuyakalmasını sağlamaya çalışın.
9-12 ay: Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım- 2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
12-18 ay: Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonralarıyarım- iki saatlik tek uykuya indirebilir.Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
18- 24 ay: Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir.
http://www.kadinhastaliklarivedogum.com

Yenidoğan sarılığı

0 yorum | Devamını Oku...

Prof. Dr. Barbaros Ilıkkan 
Sarılık yaşamın ilk haftalarında tüm yenidoğanların yüzde 60′ında görülür. Çoğunlukla bir hastalık nedeni değildir. Bebeğe zarar vermeden kendiliğinden geçer. Yeni doğan bebeğin erişkine göre daha yüksek olan hemoglobin değeri, kırmızı kan hücrelerinin kısa yaşam ömrü ve karaciğerlerin bilirubin’i ortamdan uzaklaştırabilme kapasitelerinin yetersiz olması sarılığın nedenidir.

Hastalıkla karıştırmayın!

Sarılığın izleminde önemli olan; hastalık nedeni olan sarılık ile yenidoğan dönemine özgü doğal sarılığın birbirinden ayırt edilmesidir. Bu da bebeği izleyen çocuk doktorunun görevidir. Bir hastalık sonucu olan sarılıkta bilirubin seviyeleri tehlikeli düzeylere çıkabilir ve özellikle sinir sistemi gelişimini olumsuz etkileyebilir. Tehlikeli değerler bebeğin kaç günlük olduğuna, artış hızına, bebeğin ağırlığına ve hasta olup olmadığına göre farklılık gösterir. Bu nedenle sadece bilirubin’in rakamsal değeri ile karar vermek kesinlikle doğru değildir. 
Yaşamın ikinci gününden itibaren başlayan, üç haftadan uzun sürmeyen, 15mg/dl’yi geçmeyen, sadece indirekt bilirubin’in yükseldiği ve kan uyuşmazlığı olmayan sarılıklar çoğunlukla fizyolojiktir ve tedavi gerektirmez. Bu tanımın dışında kalan sarılıklı bebekler çok yakından izlenmelidir. Sarılığın nedeni çok sayıda hastalık olabilir. Bu durumda önemli olan, sarılığın nedenini bulup, gerekiyorsa erken dönemde tedavisine başlayabilmektir. Kan uyuşmazlığı, karaciğer hastalıkları, hipotiroidi, enfeksiyon ve bazı özel beslenme gerektiren hastalıklar sarılığın nedeni olabilir ve tedavide gecikme, geri dönülemez hasarlar bırakabilir.
Yaşamın İlk 5-6 günü çok önemli
Yeni doğan bebekte önemli olan, sarılığın bir hastalığa bağlı olmadığına karar verebilmektir. Yaşamın ilk 5-6 günü, sarılık izleminde çok önemlidir. Bu dönemde yakın doktor-hasta ilişkisi, erken tanı ve gereken önlemlerin alınması için şarttır. Bir hastalık nedeni olabilecek sarılıklar çoğunlukla ilk 24 saatte ortaya çıkar ve hızla yükselir. Bu nedenle ilk 24 saatte sarılığı başlayan bebekler nedeni anlaşılıncaya kadar, tetkik ve sarılığın fototerapi veya gerekirse kan değişimi ile tedavisi için hastanede tutulmalıdırlar. 
Yenidoğan sarılığı büyük bir çoğunlukla doğaldır ve tedavi gerektirmez. Sağlıklı bebeklerde yaşamın 4-6. günlerinde en yüksek bilirubin seviyelerine ulaşır ve sonra yavaş yavaş 3-4. haftalarda normal değerlere iner.

Doğal sarılığın uzaması

Doğal sarılığı olan bebeklerde bu dönemin uzamasının iki önemli nedeni, yeterli beslenememe ve anne sütü sarılığıdır. 
Yeni doğan bebekte önemli olan, sarılığın bir hastalığa bağlı olmadığına karar verebilmektir. 
Yaşamın ilk 5-6 günü, sarılık izleminde çok önemlidir. Bu dönemde yakın doktor-hasta ilişkisi, erken tanı ve gereken önlemlerin alınması için şarttır. 
Yeterli beslenememe, sarılık nedeni olan maddenin (bilirubin) atılımını yavaşlatır ve kandaki değerler bu nedenle uzun süre yüksek kalır, bu durum çoğunlukla tehlikeli düzeylere ulaşmasa da olasılık her zaman vardır. Beslenmenin yakından izlenmesi ve anneye emzirme eğitiminin sağlanması bu olasılığı kolaylıkla engelleyecektir. 
Sadece anne sütüyle beslenen ve iyi büyüyen bebeklerde büyük olasılıkla sütte bulunan doğal bir madde nedeniyle sarılık uzun sürmekte ve yüksek düzeylere çıkabilmektedir. Bu tip sarılığın, çoğunlukla tehlikeli olmamakla beraber doktor kontrolünde izlenmesi gereklidir. Tedavinin bebeğin anne sütünden kesilerek yapılması hiçbir zaman uygun değildir. Bu, annenin sütünün tamamen kesilmesine neden olabilir. 
Yaşamın ilk günlerinde hastane koşullarında doğru ve ayırıcı tanı, bebeği hem olası tehlikelerden zamanında korur hem de doğal sarılık kararı verildiğinde yaşamın ilerleyen günlerinde gereksiz tetkikler yapılmasına engel olur.

Bebeklerin ay ay gelişimleri nasıl olur?

0 yorum | Devamını Oku...

Doğumdan sonraki ilk yıl bebeğinizi çok hızlı bir gelişim süreci bekliyor. Siz de bu keyifli süreci ay ay takip edebilirsiniz.

Yumuk yumuk gözlerini aralayarak size bakan bebeğiniz, o muhteşem duyguyu yani anne-baba olmanın tarifsiz hissini size yaşatıyor. İşte sizi bu süreçten sonra uzun bir maraton ve her ay bebeğinizle birlikte yaşayacağınız farklı bir macera bekliyor. Unutamayacağınız küçük anılarla dolu olacak yaşamınızda bebeğinizle birlikte onun gelişim evrelerini keşfetme şansı bulacaksınız. Onun gelişimine destek olmak, bu keşif döneminde sizin en önemli göreviniz. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şirin Gencer Seçkin, bebeklerin ilk yılında ay ay gelişim özelliklerini anlattı ve onun gelişimine destek olabileceğiniz önerilerde bulundu.

Yenidoğan dönemi

Yeni doğan bebekler zamanın büyük bir bölümünü uyuyarak geçirir. Uyandığında ağlayarak acıktığını belli eder. Her beslenme sonrası kısa bir süre uyanık kalır. Karın üstü yatırılan yeni doğan bebekler, tüm eklemlerini bükülü pozisyonda tutar. Doğumdan 5 ya da 8 hafta sonra bu pozisyon kendiliğinden kaybolur. Ayrıca hareketsiz durmazlar; ellerini, bacaklarını sürekli oynatırlar. Henüz baş ve boyun kasları gelişmediğinden, başını kaldıramaz, çeviremez ve sırt üstü yatırıldığında başını tutamaz. Başı öne ya da yana düşer. Parmaklan ile avucuna konan cisimleri sıkıca kavrar. Şiddetli ışık ve sese karşı tepki gösterir. Emzirme sırasındaki dokunma çok daha önemlidir. Açlık nedeniyle ağlayan bebeği an- j ne sütü kadar annenin kokusu, sıcaklığı ve göğüslerin yumuşaklığı da sakinleştirir. Bebek sizi anlamıyor gibi görünse de, onunla konuşmaya çaba gösterin. Bebekle konuşurken yüz yüze ve göz göze gelmeye özen gösterin. Sizi görebileceği yakınlıkta durun. Çünkü bebekler canlı renklen siyah-beyaz kontrastını görür. Bu dönem için müzik kutuları ve beşiğe asılan renkli, sallantılı oyuncaklar onun için uygundur. Bebeğin ilk konuşma girişimi şiddetli sesle ağlamadır.

1. AY

İlk bir aya giren bebekler zamanın yüzde 70 ve 80′nini uyuyarak geçirir. Acıktığını ağlayarak belirtir. Beslenme sonrası bir süre uyanık kalarak çevresiyle ilgilenir. Karın üstü yatırıldığı zaman üç saniye kadar başını kaldırmayi başarabilir. Vücudunu ileri geri ve yana hareket ettirmeye çalışır. Ellerinden tutulup oturur pozisyona getirilmeye çalışılırsa başı geriye düşer. Boyun kasları ağır kafasını tutabilecek güçte değildir. Bebek yanlardan desteklenirse başını bir-iki saniye kadar tutabilir. Parmaklarıyla refleks olarak cisimleri sıkıca kavramaya bu ay da devam eder. Yirmi santimetre uzaklıktaki cisimlere gözlerini dikip bakmaya başlar, 45 dereceye kadar gözleriyle takip edebilir. Emzirme esnasında gözlerini sevgiyle annesine diker. Anne sıcaklığı, kokusu ve teması onu çok rahatlatır. Emzirme ve bebeği biberonla beslemek, anne-bebek arasında kurulan çok özel anlardır. Bebek, anne tarafından kucağa alındığında genelde sakinleşir ve rahatlar.

2. AY

Bebeğin kişiliği bu aydan itibaren belirginleşmeye başlar. Anne, bebeğin ağlama tarzından ne istediğini ayırt edebilir. Uykusu olan bebek zayıf ses tonuyla, yorgun ve aralıklı ağlarken, acıkan bebek şiddetli ve sürekli âğlar. Memnuniyet, sevgi ifadesi olan ilk gülücükler ise bu ayda başlar. Karın üstü yatırıldığı zaman 10 saniye kadar başını yerden 45 ece kadar kaldırır. Bebeğin baş kontrolü artık iyice gelişmiştir. Ancak hala dik oturamaz. Sırt ve boyun kaslarının gelişimine yardımcı olabilmek için, onu uyanıkken günde birkaç kez 10 dakika kadar yüzüstü yatar durumda bırakmalısınız. Bebek parmakları ile cisimleri eskisi kadar sıkı kavramaz, ama parmaklarını kolayca açar. Eliyle değişik dokuların farklılığını algılamaya başlar. Bebeğin oyuncaklara erişebilmesini sağlamak için onun görebileceği yerlere koyarak uzanmasını sağlayın. Bu yaş grubu için beşiğe asılan canlı renkli, hareketli oyuncaklar uygundur. Bebeğin ilk çıkarmaya başladığı sesler "ah, aha, ha, eğ"dir. Gülerek veya sesler çıkartarak iletişim kurmaya çalışan bebekler, mimiklerinizi ve dil çıkarma gibi yüz hareketlerinizi taklit eder. Bebeğin ev içindeki yerini sürekli değiştirin; öyle ki çevresindeki farklı uyaranlar (olaylar, görüntüler…) bebeğin sıkılmasını engeller, çevresini daha çabuk tanımasını sağlar.

3. AY

Bebek karın üstü yatırıldığında başını bir dakika kadar kaldırabilir. Kollarına iyice dayanmaya başlar. Ellerinden tutulup oturtulmaya çalışıldığında, başı geriye daha az düşer. Bebek yanlardan desteklenip oturtulduğunda ise, başını orta hatta yarım dakika kadar tutabilir. Üçüncü ayda bebek kendisiyle yüz yüze gelen ve konuşmaya çalışan tüm insanlarla ilgilenir. Altıncı aya dek yabancıları ayırt etmeden kendisine sevgiyle yaklaşan herkese gülücükler dağıtır. Gözleriyle cisimleri 180 derece izler. Eline verilen çıngırakla oynamaya başlar ve çıngırağı ağzına götürür.

4. AY

Karın üstü yatırıldığı zaman tüm kaslarını hareket ettirir. Bu dönemdeki hareketleri yüzmeye benzetilebilir. Ellerinden tutulup oturur pozisyona getirilmeye çalışılırsa başı geriye düşmez. Bebek yanlardan desteklenip oturtulursa dengesini kurmaya çalışır. İki elini eşit kullanarak orta hatta elleriyle oynar. Eline verilen oyuncağı ağzına götürmek ister. Bu yaş grubu için beşiğe asılan canlı renkli, hareketli oyuncaklar uygundur. Sallantılı oyuncaklar, bebeğin görebileceği ve erişebileceği mesafeye aşılmalıdır. Beşiğine, üzerine basıldığında, yatırıldığında veya itildiğinde sesler çıkaran oyuncaklar yerleştirilmesi, bebeğin kendi ayaklarını, sırtını daha iyi algılamasına ve seslerle ilgilenmesine yardımcı olur. Yüksek sesle gülmeye başlar. Dudaklarını kapatarak havayı hapseder. Aniden havayı bırakarak "v, s, th" gibi sesler çıkarmaya başlar. Bebeğinizle bu evrede bol bol konuşun. Bebeğin ilk konuşma girişimi ağız ve tükürük hareketleriyle gerçekleşir. Söylediğinizi taklit etmeye çalışır. Bebeği konuşmaya teşvik etmek için çıkardığı seslerin benzerleriyle ona yanıt verin (örneğin "agu"). Odasına kendini seyredebileceği bir ayna yerleştirebilirsiniz.

5 AY

Karın üstünden sırt üstüne dönmeye başlar. Bebek dik tutulursa kısa süreli basabilir. Yatarken erişebileceği mesafeye asılan 
renkli, hareketli oyuncaklarla ilgilenir, uzanmaya çalışır, ancak henüz tam yakalayamaz. Dokunma beşinci aydan İtibaren önemini 
kaybederek yerini görmeye bırakır. Görmesi iyice keskinleşir. Bebek kendini tanımaya başlar, adı çağrılınca dönüp bakabilir, kendisini aynada görünce sevinebilir. Annenin ses tonunu ve yüz mimiklerini anlamaya başlar. Kızgınlık, korku ve endişeyi algılayarak ve çığlıklar atmaya başlar.

6.AY

Bu dönemde bebekler zıplatılmaktan, dik olarak basmaktan zevk alır ve destekle oturabilir. İlgisini çeken oyuncakları tüm avucuyla yakalar. Oyuncakları bir elinden diğerine geçirmeye başlar. Seslerin geldiği yöne başını çevirebilir. Artık yabancıları tanımaya başlar, ancak onlardan henüz korkmaz. Tek heceleri arka arkaya ekleyebilir; "da-da-da, ma-ma-ma" gibi… Seslere ilgisi çok artar. Kendisi de ses çıkarmaktan hoşlanır. Bebeğinize kısa masallar okumaya bu dönemde başlayabilirsiniz. Bebekler bu aylarda oldukça sosyaldir. Ailesine kısmi de olsa gülümseyerek yanıt verebilir.

7. AY

Artık bebeğiniz sırt üstü pozisyonundayken karın üzerine dönebilir. Dik olarak tutulduğunda ayaklarının üzerine basar ve adım atmaya çalışır. Ellerini iyice kullanır; cisimlere uzanır, tutar, bırakır, yere düşenleri bakışlarıyla aramaya başlar. İki eliyle aynı anda iki farklı cismi tutabilir. Çocuk "ce" oyunu (saklanma ve ani ortaya çıkma) oynamaya başlar. "Ha – ha, epa" gibi hecelerle konuşmaya çabalar.

8. AY

Bebekler bu dönemde yerde kendi ekseni çevresinde yuvarlanarak tam dönebilir. Ellerinden tutulduğunda kendini çekerek tam oturur, 
Uzun süre yardımsız oturabilmesine karşın, sırtı hala tam dik değildir. Otururken dengesini bulabilmek için kollarını kullanır. Bebek dik tutulunca basar ve adım atmaya çalışır. Oyuncaklarıyla daha çok vakit geçirmeye ve onları parmak uçlarıyla kavramaya başlar. Elindeki oyuncaklara ve çevresine karşı dikkat ve konsantrasyonu giderek gelişir. Bu dönemde artık çevresindeki kişileri iyice tanıyan bebeğiniz, bir yabancı gördüğünde korkmaya başlar. Etrafındaki insanların hareketlerini seyreder. Ses tonunu kısık veya yüksek olarak ayarlayabilir

9. AY

Bu aylarda bebekler emeklemeye başlar. Bir dakika süreyle yardımsız oturabilir, Çevresindeki eşyalara tutunarak ayakta durabilir, Telefon ve zil sesine ilgi gösterir. Kutu içersindeki oyuncakları çıkarmaya başlar. Ayrılma korkusu bu yaşta belirginleşir. Anne-babanın evden ayrılması, sıkıntı ve koku yaratır, Bu dönem 18, aya kadar sürer, Bu dönemin kolay atlatılabilmesi için, işe gitme gibi zorunlu ayrılıklarda anne-babanın bakıcıya güvendiğini ve sevdiğini bebeğe tavırlarıyla belli etmesi, evden çıkmadan bir süre bakıcıyla birlikte bebekle oynanması yararlıdır. Ayrılık vakti geldiğinde bebeğin tüm karşı koymaları, huzursuzluğu ve tepkisine karşı, evde fazla oyalanmadan çıkılmalıdır. Ayrılırken her seferinde bir elveda öpücüğünden sonra dönüş saati bebeğin anlayabileceği biçimde söylenmelidir. "Burnun nerede? Kulağın nerede?" gibi organ adlarını oyun ile söylemek yararlıdır. Bebeğin ağzına alabileceği türden oyuncaklar seçin. Bebeğin her söyleneni anlamasını beklemeden, yanında yaptığınız tüm işlerle ilgili açıklamalarda bulunun. Resimli kitapları bebeğe göstererek okuyun. Bebeğin ilgisini çekmiyor gibi gözükse de, bu tür eğitici faaliyetlerden vazgeçmeyin. Bebek "Ba, -ba, -de, – de, -ma, – ma" gibi sözcükleri başta anlamlarını bilmeksizin söyler. Anlamlarını bilerek söylemesi 1 yaşını bulur. Bebek yardımsız oturur ve emekler. Yardımla ayağa kalkar. Mobilyalara tutunarak ayakta kalabilir. Bu dönemdeki bebek her şeyi tek başına yapmak ya da denemek isteyebilir. Tehlikeli davranışlarına "Hayır" gibi sözcüklerle sınırlama getirin, Bebek tehlikeli hareketleri genelde tekrarlamaya eğilimlidir.

10. AY

Kendi kendine oturur duruma gelir. Sırtı tamamen dik durabilir. Mobilyalara tutunarak ayağa kalkar. Cisimlen işaret ve başparmakları arasında tutmaya çalışır. Elindeki iki küpü birbirine vurabilir ve ellerini çarpabilir. Oyuncaklarını atmaktan hoşlanır. Parmağı ile işaret etmeye, bay bay yapmaya başlar. Misafirlerden, ilgi çekmekten ve sevilmekten hoşlanır. Oyuncak bebeğin gözü gibi ince detayları fark eder. Anne, baba nerede diye sorulunca gözlerini anne ve babasına diker.

11. AY

Çok hızlı emekler Mobilyalara tutunarak etraflarında yürür. Elinden tutulduğu zaman yürür. Sakladığı cisimleri bulur, hafızası gelişmiştir. Araba veya oyuncakları ipinden çekerek hareket ettirir. Eline verilen kek veya bisküviyi tek başına yer. Bardak veya biberondan tek başına su içebilir. Tek heceli ve anlamlı sözcükler söylemeye başlar. "Hayır" kelimesinin ne anlama geldiğini bilir ve "Hayır" denildiği zaman anneye bakarak tepkisini anlamaya çalışır. Kısa sürede unuttuğu için hayır kelimesi sıklıkla istenmeyen şeyler için tekrarlanmalıdır.

12. AY

Bu yaştaki çocuklar dış dünyaya dönüktür. Yine de düşme gibi zor ve tehlikeli durumlara karşı sürekli yanlarında ev büyüklerinden birinin bulunmasını isterler. Anne-babasını bir arkadaştan çok danışman ve yol gösterici olarak görürler. Sizinle oyun oynama yerine daha çok yardıma gereksinimleri olduğu zaman iletişim kurarlar. Sizin önerileriniz ve varlığınız çocuğun problem çözme yeteneğini olgunlaştırır. Bu dönemde "ben" (ego) gelişimi hızlıdır. Çocuğun kendi benliğini iyi olarak algılamasını sağlamak, kendine olan güven duygusunu artırmak için gereklidir. Bu nedenle emirleri yerine getirme, merdiven çıkma gibi hareketlerini "Bravo, aferin, çok güzel yaptın" gibi övücü ifadelerle ödüllendirmek gereklidir. Anlamını bilerek baba, mama gibi basit iki-üç sözcük söyler. Anneden ayrılma korkusunu taşımakla birlikte, bütün gününü çevresini keşfederek geçirir. Yürümesi 12 ve 16. aylar arasında düzgünlesin Oturur durumdan ayağa kalkarak evi dolaşır. Ona kısa öyküler anlatın ya da masal okuyun. Resimli kitaplardaki resimleri konuşun. Kendinizin ve bebeğin üzerinde belli başlı organları isimlendirmeye çalışın.

Hamilelikte 15 Tehlike işareti

0 yorum | Devamını Oku...

Anne adaylarında normal hamilelik belirtileri dışında bazen bebekte hayati tehlikeye yol açacak durumlarla da karşılaşılabilir. Normal ve tehlikeli olabilecek belirtileri birbirine karıştırmamak ve zamanında önlem almak ise çok önemli. İşte bu riskli durumlar…

HAZIRLAYAN; ZUHAL KARABAŞ EYÜBOĞLU
Ne büyük mutluluk, bir bebeğiniz olacak! Hamilelik süreciniz başladığı andan itibaren yüreğinizi saran o tatlı heyecan duygusu, zaman zaman yerini endişeyle karışık duygulara bırakabilir, Her şey yolunda olmasına rağmen, her anne adayı gibi siz de bebeğinizin karnınızda sağlıklı olup olmadığını merak edebilirsiniz. Yaşayacağınız birtakım değişimler sebebiyle, "Her şey yolunda mı?, "Bebeğim sağlıklı mı?" gibi sorular kafanızı kurcalayabilir, Bu gibi durumlarda en önemlisi, kendinizi iyi dinlemek ve herhangi bir farklılık hissettiğinizde doktorunuza danışmaktır, Bu yüzden normal hamilelik belirtileri dışında başınıza gelebilecek durumlardan hangilerinin tehlikeli ve dolayısıyla da riskli olduğu hakkında kesinlikle bilgi sahibi olmalısınız, Biz de Amerikan Hastanesi’nden Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr, Alper Mumcu’dan, ne gibi durumların hamilelikte tehlike işareti olabileceğini sizler için öğrendik.

Belirtileri bilmek hayat kurtarıcıdır

Anne adaylarının çok büyük bir kısmı herhangi bir komplikasyon ortaya çıkmadan sağlıklı ve normal bir hamilelik dönemi geçirirler. Çok az bir kısmında ise maalesef kompllkasyonlar, tedavi gerektirebilecek durumlar ve hatta bebek kayıpları yaşanabilir. Bu istenmeyen durumların pek çoğu olay ortaya çıkmadan önce uyarı sinyalleri verirler. Bu belirtileri iyi bilmek ve uyanık olmak zaman zaman hayat kurtarıcı olabilir.

Hamilelikte tehlike işaretleri

Eğer aşağıdaki belirtilerden herhangi biri ile karşılaşırsanız zaman kaybetmeden doktorunuzla görüşmelisiniz. Doktorunuz size nasıl davranmanız gerektiği konusunda yol gösterecektir. Doktorunuz ile görüşmeyi ertelemeniz üzücü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çok dikkatli olmalısınız. Burada belirtilenler dışında size ters ya da acayip gelen her durum acil olabilir. Bu nedenle aklınıza takılan herhangi bir şey olduğunda mutlaka doktorunuzu aramalısınız.

1 Vajinal kanama

Miktarı ve süresi ne olursa olsun, hamileliğin hangi döneminde görülürse görülsün, beraberinde ağrı olsun ya da olmasın… 
Yüksek risk 
Düşük tehlikesi, plasenta previa (Türkçe adıyla önde gelen plasenta, bebeğin anne ile arasındaki ilişkiyi sağlayan plasentanın, bebeğin önde gelen kısmından daha aşağıda yani servikse daha yakın olmasıdır.), ablasyo (Bebek henüz doğmadan plasentada ayrılma sürecinin başlaması.). 
Diğer olası nedenler 
Hormonal kanamalar, implantasyon kanaması (Döllenen yumurtanın rahim duvarına yerleşmesiyle oluşan bir kanamadır).

2 Pelvik ağrı ya da karın ağrısı

Sürekli olan ya da kramp tarzında… Yüksek risk 
Düşük tehlikesi, dış gebelik, ablasyo (Bebek henüz doğmadan plasentada ayrılma sürecinin başlaması.). 
Diğer olası nedenler 
Yumurtalık kistleri, erken hamilelikte rahmin büyümesine bağlı gerilme ağrısı.

3 Geçmeyen sırt ağrısı

Yüksek risk 
Düşük, erken doğum tehdidi. 
Diğer olası nedenler 
İdrar yolu enfeksiyonları, hamilelikte görülen normal ağrılar.

4 Vajinadan sıvı gelmesi

Yüksek risk 
Erken doğum tehditi, zarların erken açılması, düşük. 
Diğer olası nedenler 
Fazla miktarda vajinal salgı, idrar kaçırma.

5 Sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı

Yüksek risk 
Hellp sendromu (Hamileliğin anne hayatını da tehlikeye atabilen en önemli komplikasyonlarından birisi hamileliğe bağlı hipertansiyondur. Kısaca PIH olarak adlandırılan bu durumun en ileri formu ise Hellp Sendromu’dur.). 
Diğer olası nedenler 
Yok.

6 Ellerde ve yüzde aşırı ve ani şişme

Yüksek risk 
Hamileliğe bağlı hipertansiyon (preeklampsi). 
Diğer olası nedenler 
Normal şişlikler.

7 Şiddetli baş ağrısı

Yüksek risk Hamileliğe bağlı hipertansiyon (preeklempsi). 
Diğer olası nedenler 
Migren, sinüzit, diğer baş ağrısı sebepleri.

8 Havale geçirme

Yüksek risk 
Eklampsi. 
Diğer olası nedenler 
Epilepsi.

9 Görme bozuklukları

Yüksek risk 
Hamileliğe bağlı hipertansiyon (preeklampsi). 
Diğer olası nedenler 
Preeklampsi yoksa diğer nedenler araştırılmalıdır.

10 Rahimde kasılma ve sertleşme

Yüksek risk 
Erken doğum eylemi. Diğer olası nedenler 
Mide problemleri, normal Braxton Hicks kasılmaları (Gerçek doğum kasılmaları başlamadan önce rahim kaslarında meydana gelen bazı kasılmalardır. Günümüzde zaman zaman yalancı kasılmalar olarak da adlandırılan Brax-ton Hicks kontraksiyonları genelde hamileliğin son trimester’ında başlamakla birlikte zaman zaman ikinci trimseter’da da gözlenebilir. Rahminizi oluşturan kaslar 30-60 saniye kadar kasılarak daha sonra gevşer. Bu kasılmaların süresi zaman zaman 2 dakikaya kadar uzayabilir. Braxton Hicks kontraksionları sizi ve rahminizi gerçek doğuma hazırladığından alıştırma kasılmalan olarak da adlandırılır.).

11 Fetal hareketlerde azalma 

Yüksek risk 
Fetal distress (Bebeğin sıkıntıda olması) Diğer olası nedenler 
Bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması

12 Fetal hareketlerin olmaması 

Yüksek risk 
Fetal distress (Bebeğin sıkıntıda olması), 
Fetal ölüm. 
Diğer olası nedenler 
Bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması.

13 Ateş 37.5 santigrat derecenin üstünde ise…

Yüksek risk
Enfeksiyon (idrar yolu enfeksiyonu). Diğer olası nedenler
Su alımında azalma (dehidratasyon).

14 Kusma

Ağızdan beslenemeyecek kadar şiddetli. 
Yüksek risk 
Hiperemesis gravidarum (Yapılan pek çok araştırmada her 100 anne adayından 50 ile 70′inin az ya da çok bulantı ve kusma sorunu yaşadığı saptanmıştır. Her 1000 anne adayından 5-10′unda ise bulantı ve kusmalar hastaneye yatacak ve besin maddelerinin damardan verilmesini gerektirecek kadar şiddetli olur. Yakınmalar sabahın erken saatlerinde daha şiddetli olduğu için durum İngilizce’de sabah hastalığı anlamına gelen "moming sickness" şeklinde adlandırılır. Bu duruma verilen bir başka isim de hamilelik hastalığıdır. Bilimsel olarak ise emesis gravidarum olarak tanımlanır. Çok şiddetli olgular ise hiperemesis gravidarum adını alır.) 
Diğer olası nedenler 
Besin zehirlenmesi, enfeksiyonlar.

15 İdrar yaparken yanma

Yüksek risk 
Enfeksiyon (idrar yolu enfeksiyonu). Diğer olası nedenler 
Yok.

Hamilelikte Demir eksikliği nedir, nedenleri nelerdir?

0 yorum | Devamını Oku...

Demir eksikliği, en sık görülen kansızlık çeşididir. İşte kansızlığın, hamilelikte anne ve bebeğe zararları, tedavisi ve almanız gereken önlemler… 
HAZIRLAYAN-PRODÜKSİYON: BAŞAK DOĞRU

Anne adaylarınınen sık karşılaştığı sorunlardan biri olan demir eksikliği, nefes nefese kalma, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi gibi belirtilerle kendini gösteriyor. İyi tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için oldukça riskli sonuçlara yol açabiliyor. Hamilelikte demir eksikliği ve tedavi yöntemleri ile ilgili öğrenmek istediğiniz her şeyi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Elem Ayça Kaya sizler için anlattı.

Demir eksikliği bir kansızlık çeşididir. Normalde bizim kırmızı kan hücrelerimize rengini veren ve kanımızda oksijen taşıyan molekül hemoglobindir. Demir de hemoglobinin ana maddesini yapan elementtir. 
Vücuda beslenme ile yetersiz demir alındığında, herhangi bir organımızdan kanama olduğunda (basur kanamaları, mide kanama-ları, idrar yollarında kanamalar veya her ay regl ile birlikte 4 günü geçen kanamalar olduğunda), demir emilimini bozan kronik ishallerde ve kurşunla zehirlenmelerde demir eksikliği ortaya çıkabilir. Demir eksikliği aslında en sık görülen kansızlık çeşididir. Erkeklerde yüzde 20, kadınlarda yüzde 35, hamilelerde yüzde 50, bebek ve çocuklarda ise yüzde 50-60 oranında görülür. Olaya hamilelik olarak baktığımızda neredeyse her iki hamileden birinde demir eksikliği görülür.

Hamilelikte demir eksikliğinin nedenleri nelerdir?

Kadınlarda her ay regl ile birlikte kan kaybedildiği için, hamilelik öncesi demir depolarının yeterli olması önemlidir. İki regl arası süre- 
nin 25 günden az olması ve regl kanamalar nın 4-5 günden uzun sürmesi vücut demir de polarını boşaltır. Hamilelik planlayan her kadı nın hamilelik öncesi mutlaka bir doktora baş vurarak gerek demir eksikliği gerek diğer metabolik hastalıklar açısından bir check-up yap tırması iyi olur. Aynca hamilelik sırasında be bek gelişirken annenin depolarını kullanır ve bu da kansızlığa neden olabilir. Eğer anne beslenmesinde demirden zengin gıdalara ye terli yer ayırmıyorsa bu da kansızlığın artması na neden olur. Bir de sık doğumlar ve düşük ler de demir eksikliğine neden olur. 
Hamilelikteki halsizliğin nedeni, demir eksikliği olabilir mi? Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, küçük bir eforda nefes nefese kalma, baş dönmesinin 25 günden az olması ve regl kanamalarının 4-5 günden uzun sürmesi vücut demir depolarını boşaltır. Hamilelik planlayan her kadının hamilelik öncesi mutlaka bir doktora başvurarak gerek demir eksikliği gerek diğer me-tabolik hastalıklar açısından bir check-up yaptırması iyi olur. Ayrıca hamilelik sırasında bebek gelişirken annenin depolarını kullanır ve bu da kansızlığa neden olabilir. Eğer anne, beslenmesinde demirden zengin gıdalara yeterli yer ayırmıyorsa bu da kansızlığın artmasına neden olur. Bir de sık doğumlar ve düşükler de demir eksikliğine neden olur.

Bebekler neden ağlar?

0 yorum | Devamını Oku...

HAZIRLAYAN-PRODÜKSIYON: ŞENAY ÇELİK

9 aylık uzun bir süreçten sonra heyecanla beklediğiniz bebeğiniz artık kotlarınızın arasında.. Dünyaya gözünü açtığı ilk günden itibaren yeni dünyasını anlamaya ve si­zi tanımaya çalışıyor. O, bu dış dünyada kendini sadece sizin kollarınızda güvende hissedi­yor.

Bebeklerin ilk günlerde anne karnından farklı olan bu yeni yaşama alışması, sizin bu küçük misafire alışmanız kadar zor olabiliyor. Tabii anne karnındaki o güveni ve sıcaklığı bu­lamadığı zaman da tepkisini ağlayarak gösteri­yor. Çünkü ağlamak bebeklerin isteklerini ve dertlerini anlatabildikleri tek iletişim yoludur. Kamı acıktığında, altı kirlendiğinde, gazı oldu­ğunda veya canı sıkıldığında kendini en iyi ağ­layarak ifade edebiliyor. Bebeklerin ağlama di­lini çözmenin en iyi yolu ise anne ile birbirlerini zamanla tanımalarından geçiyor. İşte, bebeği­nizi kısa zamanda tanıyarak onun ağlama ne­denlerinin şifresini en kolay yollarla çözmenize yardımcı olacak önerileri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr, Şirin Göker anlattı.

Ağlama nedenleri

Yeni doğan bebekler dünyaya geldikleri ilk andan itibaren ağlamaya başlarlar. 9 ay bo­yunca anneye göbek kordonu ile bağlı olan bebeğin bütün ihtiyaçları bu yolla sağlanırken, birden hiç bilmediği soğuk ve ona sınırsız büyüklükte gelen dış ortama adapte olması bek­lenir. Ona yabancı gelen bu ortama, evine ve ailesine alışması uzun zaman alabilir, Bebekler geldikleri bu yeni dünyaya alışma sürecini ağ­layarak geçirebilirler. İsteklerini, dertlerini konu­şarak anlatamayacakları İçin kendilerini en iyi bu şekilde ifade edebilirler. Bebeklerin sürekli ağlaması bir yerlerinin acıdığı manasına gelmez. Bebek aslında anne karnına geri dönmeyi arzulamaktadır. İlk zamanlar bebeği kucakta tutmak, emzirmek ve gerekirse gecelerikundaklamak bebeğin biraz da olsa rahatlamasına ve kendi­ni güvendehissetmesine yardımcı olur.

Bebeğinizi ağlamasından tanıyın

Anne bebeğin ağlama tonlarının ne anlama geldiğini, zaman içerisinde anlamaya başlar. Mesela karnı acıkan bir bebeğin ağlaması şid­detlidir.Bebek mama ya da meme verilene ka­dar ağlamasını sürdürür. İlk 4 ay öncelikle, be­beklerin neden ağladığını bulmanız ve öğren­meniz gerekir. Böylelikle sorunun ana kaynağına ve çözüme daha kolay ulaşabilirsiniz, Be­beklerin ağlama nedenlerini ve çözüm yollarını şöyle sıralayabiliriz;
• Bebekler çevresinde olan insanları 3. ay­dan sonra daha kolay ayırabilir. Yabancı birini görüp korktuğunda tepkisini ağlayarak verir. Böyle bir durumda bebeği kucağa almak ve o ortamdan uzaklaştırmak sakinleşmesini sağlar.
• Aşırı kalabalık ve ilgi, bebekleri heye­canlandırır. Böyle bir günün ardından çocu­ğun huysuz olması normaldir, Ortam değişikliği yapmak, bebeğin sakinleşmesine yardımcı olur,
•Aşırı gürültülü ortam bebeğin korkması­na neden olur. Kucağa almak bebeğin sakin­leşmesi için yeterlidir,
• Uykusu gelen bir bebek, gözleri yarı ka­palı, başını sağa sola çevirerek ağlar, Bu ağ­lamalardan önce sebepsiz yere mızmızlanma­ya başlar, Ağlamalar genellikle gece hep aynı saatlerde ortaya çıkar, uykuya dalana kadar belli aralıklarla devam eder, Bu esnada bebe­ğe mama vermeksakinleşmesine biraz katkıda bulunabilir.
• Hastalanan bebekler, ateş gibi bulgular sonucunda çok huysuzlaşıp kucaktan inmek istemezler. Ciddi şekilde hastalandıklarında ise inleme tarzında ve seslerini şiddetlice çıkarma­dan halsizce ağlarlar.
• Hiçbir sebep olmadan bebeklerin ağla­masının nedenleri arasında gaz sancısı ya da uykuya dalmada güçlük gelir. Gaz sancıları genellikle yeni doğan bebeklerde 3. haftadan sonra başlar, 2. ay şiddetlidir, 4. aydan sonra ise kaybolur. Sıcak banyo, çeşitli gaz ilaçları, (buraya dikkat bir çok gaz ilacı çocuklarda ciddi sorunlara yol açar ilerleyen yaşlarda bağırsak kanserine zemin hazırlar) bitki çayları, sallama ya da arabayla gezdirmebu gibi durumlarda iyi gelir.
• Bebeklerin dişleri genellikle 6. aydan iti­baren çıkmaya başlar. Diş çıkarmadönemin­de bebeğiniz ağlayabilir. Bu dönemde onun diş ağrılarını azaltmak için diş etlerine jel sürüp masaj yapabilirsiniz.

Ağlayan bebeğiniz yoksa kolik mı?

Bebekler yaşamın ilk birkaç ayında çeşitli nedenlerden dolayı ağlayabilirler. Açlıktan, ağrı duyduğundan veya ışın sıcaktan bunalıp ağla­mıyorsa bir başka deyişle nedensiz ağlıyorsa, bu durum bebeğin kolik olabileceği anlamına gelir. Yenidoğan bebeklerin yüzde 10′unda kolik görülebilir. Koliğe neden olan etkenler ke­sin olarak bilinmemekle birlikte, bu bebeklerin daha fazla kucağa alınma isteği ya da uykuya dalmadan önce yine kucak gereksinimleri ol­duğu düşünülür. Özellikle kolikli bebeklerin da­ha hassas ve duygusal oldukları tahmin edili­yor. Kolik oluşmasında, anne-babanın kişiliği, bebeğe davranışları, tavırları, bebek bakımının kalitesi rol oynamıyor. Bu nedenle anne-baba­ların kendilerini suçlamaları yanlış olur. Nadiren inek sütüne alerjisi olan bebeklerde kolik göz­lenebilir. Ayrıca bebeklerin aşın derecede ağla­masının nedeni sadece gaz sancısı olmayabili­yor. Bu nedenle çocuğun gazını çıkarmak için ekstra uğraşılara girmek yanlış olur. Koliğin ne­deni yalnızca karın ağrısı olarak açıklanmıyor. Kolik esnasında bebeğin karnının sert hissedil­mesinin nedeni, bebeğin ağlarken karın kasla­rını, kullanmasından kaynaklanıyor. Bebeğin ağlarken bacaklarını karnına doğru çekmesi, kollarını büzmesi normal bir ağlama pozisyo­nundan başka bir anlam içermiyor.
Bebek her ağladığında onu beslemeye çalışmayın. Beslenme sonrasında midenin tamamen boşalması için en az iki saat gereklidir. İki saatten daha kısa aralıklarla beslemek, bebekte kramp tarzında karın ağrılarının oluşmasına zemin hazırlar. Anne sütünün artmasını sağlamak için, istisna olarak yalnız ilk iki hafta boyunca her ağladığında bebeğinizi emzirmelisiniz.

Bebeğinizi sakinleştirmenin 5 yolu

Ağlayan bebeğinizi kucağınıza alın ve bir sallanma koltuğuna yavaşça oturarak ritmik hareketlerle sallanın. 
Bu, onun rahatlamasına ve uykuya daha kolay dalmasına yardımcı olur. Bebeğinizi beşikte de sallayabilir ya da kanguruya asıp dolaştırabilirsiniz. Bebeğinizin sakinleşmesini, saç kurutma makinesi veya elektrik süpürgesini çalıştırarak, arabayla kü­çük bir gezintiye çıkarak veya emzik, masaj, sıcak banyo, rezene-papatya-anason gibi bit­ki çayları yaparak sağlayabilirsiniz.
Bebek ağladığında uyuyamıyorsa, ön­ce kendi kendine uykuya dalmasını bekleyin. 
Eğer 30 dakikadan fazla ağlamaya devam ediyorsa, muhtemelen uykusu gelmiş ve uyu­mak istiyor demektir. Böyle bir durumda, dış uyaranları (gürültü, ışık vb.) en aza indirerek bebeği yatağına yatırın. Odasının kapısını ka­patarak 15 dakika daha onu yalnız bırakın. Bu süre içerisinde uykuya dalmazsa, tekrar yanı­na giderek ilk baştaki önerilerimizi tekrar de­neyin.
Bebeklerde oluşabilecek uyku sorunla­rını önceden önleyin
Uykusu gelen bebek her ağladığında kucağa alınırlarsa, kendi kendileri­ni rahatlatıp uykuya dalmayı öğrenemezler.
Bebeği gündüz yerine gece uyumasına teşvik edin. 
Gündüz saatlerinde uzun süre uyumasına izin vermeyin. Bebekler gündüz üç saatten daha uzun süre uyursa yavaşça uyan­dırın. Besledikten ya da oynadıktan sonra tek­rar uyumaması için oyalamaya çalışın. Bu şe­kilde bebeğin gece hiç uyanmadan en az beş saat uyumasını sağlayabilirsiniz.
Bebek her ağladığında beslememeye çalışın. 
Bebeğin aç olması, ağlama nedenlerin­den yalnızca biridir. Beslenme sonrasında mi­denin tamamen boşalması için en az iki saat gereklidir. İki saatten daha kısa aralıklarla bes­lemek, bebekte kramp tarzında karın ağrıları­nın oluşmasına zemin hazırlar. Anne sütünün artmasını sağlamak için, istisna olarak ilk iki hafta boyunca her ağladığında bebeğinizi emzirin. Gündüz sık aralıklarla beslenen bebekler, gece de sık aralıklarla uyanarak emmek ister­ler. Bebeği emzirdiğiniz sürece, aşırı kahve, çay, kola gibi uyarıcı özelliği olan içeceklerden kaçının.

"Endişe ve telaş bebeği huzursuz eder"

Bebeklerinin sürekli ağlaması karşısında telaşa kapılan anne-babaların, endişeli ve te­laşlı tavırlar gösterebildiğini, yapılan bu evha­mın bebeğin de huzursuz olmasına neden olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şirin Göker, sözlerine şöyle devam ediyor: "Anne ve bebek arasındaki bağ kuvvet­lendikçe anne, bebeğinin ağlamalarının ne an­lama geldiğini öğrenerek ihtiyaçlarını daha ko­lay kavrayabilir. Yeni doğan bebekler, karnı acıktığında, kucak isteyince, aynı pozisyonda yatmaktan sırtı ağrıyınca, altları kirlenince ya da uykuya dalamadıklarında; ortam aşırı sıcak ya da soğuk, gergin ya da gürültülü olduğunda da ağlayabilirler. Bebekler giysileri çıkarıldığında, altları değiştirildiğinde de ağlarsa bunun nede­ni, beni giydir ya da çıplak kalmak istemiyorum demektir.Bebekler belirgin olarak, banyo yap­tırılırken, kulağına su kaçtığında, şapka takıldı­ğında veya kafasına dokunulduğunda da ağla­yabilirler."

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top