15 Kasım 2011 Salı

Verimli Süt Üretimi

0 yorum | Devamını Oku...

Her inekten sağlanan sütü ayda en az bir kez ölçerek kaydedin. Hangi ineklerin en yüksek verimi sağladığını bilmek için süt üretiminin ölçülmesi ve kaydedilmesi önemlidir. Hayvanları sürüden ayırmak veya kesime göndermek gerektiğinde ilk seçilecek hayvanlar en düşük verimliler olmalıdır. Süt üretimi bilinmeden hangi ineklerin en yüksek verimi sağladıklarına karar vermek olanaksızdır.
Döllenme ve sütten kesilme zamanlarını belirlemek için danaların doğum tarihini kaydedin. Danaların doğum tarihinin doğru biçimde kaydedilmesi, süt üreticisinin her bir ineğin hangi süt verme aşamasında olduğunu bilmesini sağlar. Süt üretimi, ineğin doğurmasından sütten kesilmesine doğru uzanan süre içinde değiştiğinden, kesime gönderilme kararı verilmeden önce hayvanın hangi süt verme aşamasında olduğunu bilmek önemlidir. Dananın doğum tarihinin bilinmesi, ineklerin döllendirilme ve sütten kesilme zamanlarının tayini açısından da önemlidir. Süt sağımının başlarında önerilen besleme miktarları, ineklerin süt verme dönemlerinin sonuna doğru göreceli olarak az süt ürettikleri döneme göre daha fazla olmalıdır. Bu nedenle, besleme ve sütten kesme zamanları hakkında karar verebilmek için süt verme aşamasının ve döllenme tarihinin bilinmesi gerekir.
Dölleri varolan en güçlü boğalardan alın ve akrabalar arası döllendirmeden kaçının. Genelde, cinsel açıdan aktif boğaların genel değerlendirmede en üst %20’sinin dölleri kullanılmalıdır. Suni döllendirme, ineğin kızgınlık zamanının tayinini, hayvanların kesinlikle gebe kalmalarını ve uygun biçimde üremelerini süt üreticisinin kontrolü altında olmasını sağladığı gibi, döllenme tarihi kesin olarak bilindiğinden yaklaşık doğurma tarihinin de tahmin edilmesine olanak verir. Doğurduktan sonra bir ineğin hamile olmadığı günlerin sayısı (açık günler), suni döllemenin başarı derecesinin göstergesidir. Tipik olarak, açık günlerin sayısının 85 ile 120 gün arasında olmasını tercih ederiz. İnekler uzun süre hamile olmadan kalırlarsa, süt verme süreleri uzar ve süt verme süresinin sonuna doğru süt verimi azalır. Bu inekler, istenilen zamanda hamile kalan ineklerden daha az verimlidir. Genetik açıdan benzerlik taşıyan (ebeveyn ve onların bir kuşak öncesi) inek ve boğaların eşleştirilmesinden doğan danaların süt verimi düşük olduğundan bu uygulamadan kaçınılmalıdır.
En yüksek verimli inekleri en iyi yemle, özellikle hayvan yemleri ile besleyin. Yüksek düzeyde süt üretimi için yüksek kaliteli yem gereklidir. Buğday samanının içeriği enerji ve protein açısından düşük olduğundan, özellikle yüksek düzeyde süt sağlayan ineklere verilmesi tavsiye edilmez. Yonca (alfalfa), arpa ve mısır, tam olgunlaştıkları zaman biçilmişlerse, süt inekleri için kusursuz yemlerdir. En iyi yemleri en yüksek verimli ineklere verip, daha az verimlileri, dışardan sağlanan danaları ve süt vermeyen inekleri daha düşük kaliteli yemlerle besleyin.
Otların ve yemlerin analizini yapın ve enerji ve protein açısından dengeli bir besin sağlayın. Bir yemin içindeki kuru madde (veya nem oranı), protein, selüloz ve enerji miktarlarını bilmeden, o yemin besleme değerini bilmek olanaksızdır. Bu durum, besin içeriği açısından, tahıllar, protein katkıları ve yan-ürün yemlerden daha fazla değişiklik gösterdiğinden, ot çeşitleri için özellikle önemlidir. Yem kalitesini belirlemek için peryodik testler yapılması, hangi yemlerin hangi hayvan grubuna vermek gerektiğinin tayini açısından önemlidir. Dengeli bir besin rejimi, bu analiz esasında belirlenmelidir. Yemdeki enerji ve protein katkı miktarları bu analizin sonuçlarına göre değiştirilebilir. Sabit bir 2:1 süt-konsantre oranı bütün koşullarda yeterli olmayabilir. Örneğin, ABD’de yüksek konsantrasyonlu tipik mısır silajı uygulamasında, silajdaki yüksek enerjiyi göz önünde bulundurarak, konsantre oranını 3:1 olarak kullanırız.
Yemi, ineğin üretimine göre düzenleyin. İneklerin tamamını aynı miktarda konsantre ile beslemek savurganlık olabilir. Bir ineğin süt üretimi azaldığında, onun takviye konsantrelere gereksinimi de azalır; buna karşın yüksek düzeyde süt veren bir ineğin gereksinimi daha fazladır. Bu nedenle, her ineğin süt üretim miktarı bilindiğinde, yüksek düzeyde süt verenler fazla besin maddesinini değerlendirmede daha verimli olduklarından, onların daha fazla beslenmesi mümkün olur.
Kuruda kalma zamanını 40 günden az, 80 günden fazla düzenlemeyin. Araştırmalar, sütten kesilme ve doğurma süresinin 40 günden az, 80 günden fazla olduğu koşullarda, takibeden süt verme süresinde süt miktarının azaldığını göstermiştir. Meme salgı bezlerinin dinlenmesi ve gelecek süt verme süresine hazırlanması için en az 40 gün gereklidir. Uzatılmış sütsüz dönemler (80 günden fazla) ineklerin şişmanlamasına ve gelecek süt verme döneminde verimlerinin azalmasına neden olur.
Sütü, temiz ve kuru memelerden sağın. Yüksek kaliteli süt üretiminde sağlık önlemlerinin alınmış olması önemli bir konudur. Yüksek miktarda bakteri içeren süt, işlem sırasında sorunlar çıkarır ve ürünün kalitesi azalır. İnekler, meme enfeksiyonundan (mastitis) korunmalı ve sağılan sütün bulaşıcı özellikler taşımaması için, meme uçları süt sağma sırasında temiz ve kuru olmalıdır.
İlk kez süt veren inekler 30 aydan daha yaşlı olmamalıdır. Dışardan sağlanan hayvanların 30 aylık olduktan sonra daha ileri bir tarihte doğurmaları, süt elde edebilmek için gereğinden uzun bir süre beslenmelerine neden olur. Bu, pahalı bir yöntemdir. Daha yaşlı ineklerde beslenmede rekabet edecek kadar iri olan iki yaşındaki danaların doğurmaları mümkün olduğu gibi, tercih edilmelidir. Hemen hemen her zaman, ineklerin 30 aylık olmadan doğurmaları istenilen bir durumdur.
İlk kez süt veren ineklerin beslenmede daha yaşlı ineklerle rekabet edebilecek irilikte olmaları ve üretim zirvesine eriştiklerinde yaşlı ineklerin %70’i oranında süt vermeleri gerekir. Süt veriminde bu zirveye erişilmesi, genellikle ineğin sağılmaya başlanmasından sonra 2nci veya 3üncü aylarda gerçekleşir. Daha yaşlı inekler zirvede günde 50 kg süt verirlerse, ilk kez doğuran danaların üretim zirvesine eriştiklerinde verdikleri süt 35 kg’dan az olmamalıdır. Daha yaşlı ineklerle ilk kez doğuran danaların süt verimlerinde önemli bir fark varsa, bu, danaların beslenmede yaşlılarla rekabet edecek irilikte olmadıklarını veya genetik kalitelerinin yaşlılardan daha düşük düzeyde olduklarını gösterir.
Hangi ineklerin en yüksek kâr sağladıklarını saptamak için, ot çeşitlerin fiyatını da katarak, gelire karşı yem maliyetini karşılaştırın. Hangi ineklerin en yüksek kârı sağladığını bilmek önemlidir. Bunu öğrenmek için gelire karşı yem maliyetini hesaplayın. Bu hesabı yapabilmek için her ineğin süt üretimini ve yem maliyetini bilmeniz gerekir. Örneğin:
İNEK 1 İNEK 2 İNEK 3
GELİR
Süt (kg/gün)
Süt fiyatı ($/kg)
Gelir ($/inek/gün)
10
.33
3.30
20
.33
6.60
30
.33
9.90
YEM MASRAFI
Konsantre (200 $/Ton veya 0,20 $/kg) 5 kg 10 kg 15 kg
Konsantre Maliyeti 1.00 2.00 3.00
Yonca (Alfalfa)
(150 $/Ton veya 0,15 $/kg) 5 kg 5 kg 5 kg
Yonca Maliyeti .75 .75 .75
Mısır Silajı
(30 $/MT veya .03 $/kg) 20 kg 20 kg 20 kg
Mısır Silajı Maliyeti 60 60 60
Toplam Yem Maliyeti
($/inek/gün) 2.35 3.35 4.35
GELİR/YEM MALİYETİ .95 3.25 5.55
Bütün sürüler veya sürüdeki bütün inekler iyi beslenmeye veya yemlere derhal tepki göstermez. Hasta ineklerin, gıdaya, kendini iyi hisseden ve bol yem yiyen inekler kadar çabuk reaksiyon göstermeleri beklenmemelidir. Asidoz veya yüksek asitli işkembe, toynak enfeksiyonu (laminitis) veya topal inekler ve vücut ısınının yükselmesine neden olan meme enfeksiyonu (mastitis) hastalığı bulunan inekler yemdeki değişikliklere olumsuz reaksiyon gösterirler. İnekleri aşırı miktarda nişasta veya hububatla beslemek asidoz’a neden olduğundan yenilen yem miktarında iniş-çıkışlara veya azalmalara neden olur. Yemdeki fazla nişasta ineklerin ayaklarında ağrılara da neden olduğundan, onların yem oluğunda çevredeki diğer ineklerle yeterince rekabet edememeleriyle sonuçlanır. Fazla mısır silajı beslemesi de, tanelerin işlenmesi, kesme uzunlukları ve selüloz içeriği iyi ayarlanmadığında, hem asidoz’a , hem de ineklerin topallamasına neden olur. İneklerin topallamasının yemden başka nedenleri de olduğundan, beslenme hatasını topallıkta aramadan önce bu konuların incelenmesi gerekir.
Yemdeki değişikliklerin yarattığı tepkilerin süt üretimine yansımasında ineğin gövde koşulları da etkili olur. Aşırı zayıf inekler (Virginia Tech Üniversitesi Gövde Koşulları Değerlendirme Cetveline göre 2.0 veya daha aşağı) yemlerden aldıkları artan enerjiyi gövdelerinde muhafaza ederler. Diğer taraftan, aşırı şişman inekler (4.0 veya daha fazla) daha zayıflar (2.5 – 3.5) kadar yemezler ve muhtemelen yem değişikliklerine onlar kadar tepki göstermezler. Bu açıklananların bazıları yeterince kanıtlanmamış olmakla birlikte, arazide yapılan anlamlı gözlemlere dayanmaktadır. Buna karşın, ilk doğuran danaların besin iyileştirmelerine karşı gösterdikleri tepkinin, daha yaşlı ineklerle kıyaslandığında, azaldığı kesinlikle kanıtlanmıştır. Journal of Dairy Sciences dergisindeki pek çok beslenme araştırması, daha iyi beslenmesinin yaşlı ineklerin performansını yükseltirken, ilk kez doğruran danalarda bir ilerlemeye neden olmadığını göstermektedir. Buradan anlaşılan, danaların besinin gövdelerinde kullanılmasındaki önceliği büyümeye verdikleridir. Bundan da, boyları küçük danaların iyileştirilmiş besine tepkilerinin, iyi gelişmiş danalara göre daha yavaş olacağı sonucunu çıkarabiliriz.
Bir ineğin veya sürünün içinde bulunduğu süt verme aşaması, besindeki değişikliklere gösterdikleri tepkiler üzerinde etkili olabilir. Erken ve bol süt veren ineklerin besindeki değişikliklere olumlu tepkisi, geç ve göreceli olarak az süt veren ineklere göre daha güçlüdür. Erken süt veren ineklerin besinleri meme salgı bezlerine daha fazla yönlendirme ve yemleri daha verimli biçimde kullanma yeteneği bulunmaktadır. Ayrıca, geç süt veren inek sayısının çok olduğu bir sürüde besin değişikliklerine gösterilen olumlu tepkinin, sağılmada verimlilik bakımından ilk üçte bire dahil inekler düzeyinde olması beklenmemelidir. DHI raporlarındaki ineklerin süt verdiği günlerin sayısından anlaşılacağı gibi, Virginia’daki sürülerin süt veriminde aydan aya önemli farklar gözlenmektedir.
Süt Alınan Günler
Aralık 1999 176
Ocak 1999 179
Şubat 187
Mart 193
Nisan 201
Mayıs 206
Haziran 206
Temmuz 199
Ağustos 191
Eylül 183
Ekim 180
Kasım 176
Aralık 176
Sonbahar ve kış aylarında (Eylül-Şubat) sürüye katılan yeni ineklerin sayısı artmakta ve ilkbahar ve yaz aylarında (Mayıs-Ağustos) azalmaktadır. Bu nedenle besin değişiklikliğine en iyi olumlu tepki serin mevsimlere, en az olumlu tepki sıcak mevsimlere rastlamaktadır. Yenilen yem açısından da, inekler sıcak aylarla karşılaştırıldığında serin aylarda daha çok yem aldıklarından, anlamlı bulunmaktadır. Durumu özetlersek, yem değişikliklerine en iyi ve en kötü tepkinin aşağıdaki listede görülen biçimde geliştiğini görmekteyiz.
En iyi tepki En kötü tepki
Orta sıcaklıklarda Aşırı sıcak ve soğukta
Sağlıklı inekler Vücut sıcaklığı yüksek inekler
Gövde Ağırlık Cetveli (GAC) 2.5-3.5 GAC <2.5 veya >4.0
Süt alınan günler < 180 Süt alınan günler > 200
Süt veriminin ilk üçte biri Süt veriminin son üçte biri
Yetişkin inekler İlk kez süt veren danalar
İlk kez süt veren iri danalar İlk kez süt veren küçük boylu danalar
Bir yeme gösterilen tepkinin belirlenmesinde tüketilen yem miktarı önemli bir göstergedir. Bir yem karışımının formülasyonu yüksek düzeyde süt üretimi için hazırlanabilir, fakat, üretim hedeflerinin karşılanması için ineklerin yem karışımını istenilen miktarda yemesi gerekir. Ocak ayı için yayınlanan son DHI raporu Virginia’daki bir sürüdeki ortalama ineğin süt verme süresi içinde 9.000 kg, yani, günde 31 kg süt sağladığını bildirmektedir. Bu yüksek üretim miktarının, ineklerin kg biriminde daha çok yem tüketimine gereksinimleri olacağı sonucunu vermesi açıkça ortadadır. Aşağıda, %3.5 yağ içerikli süt üreten 590 kg ağırlığındaki bir ineğin, NCR 1989’a göre, yemindeki protein ve enerjiyle desteklenen sütünün protein ve enerji değerleri verilmektedir. Yem porsiyonu, %17 protein ve beslenmenin tümündeki kuru madde dahil, 1.69 Mcal (Megakalori) net enerji içermektedir. Ayrıca, yemdeki protein ve enerjiyle desteklenmiş süt miktarının neden olduğu farklar göz önünde tutulmaktadır. Bu husus, sadece yemdeki besinlerin konsantrasyonunun değil, fiilen tüketilen besin miktarının önemini vurgulamaktadır. Fiili tüketim, daha yüksek düzeyde süt üretimi sağlamada en önemli unsurdur.
Kuru Madde Tüketimi (kg) Protein
(kg) Süt
(kg) Enerji (Megakalori) Süt
(kg)
16 2,72 27 27,0 25
18 3,06 32 30,4 31
20 3,40 36 33,8 37
22 3,74 41 37,2 42
Esas olarak, yemdeki kuru madde miktarı 2 kg’lık kademelerle artırıldığında, protein ve enerjiyle desteklenmiş sütün düzeyi yaklaşık 5 kg’a yükselir. Enerjinin desteği proteininkinden biraz daha güçlüdür. Bu, yem tüketiminin azamiye çıkarılmasının önemini vurgular.
Kuru dönemden sonra süt vermeye başlama sırasında, inekler bir geçiş dönemi geçirir. Bu aşamada, besleme miktarı arttırılmalıdır. Hoard’s Dairyman Supplement dergisinde 25 Eylül 1999’da yayımlanan “Yüksek Verimli Sürülerin Beslenmesi” başlıklı bir makalede, kuru madde besininin gövde ağırlığına oranı (%) olarak aşağıdaki hedefler belirlenmiştir.
Sütsüz sürenin bitiş dönemi (son 21 gün) …………… Gövde ağırlığına göre %2.0
7 inci Gün ………………………………………….. ………………………………………….. . %2.5
14 üncü Gün ………………………………………….. ……………………………………….. %2.9
21 inci Gün……………………………………….. ………………………………………….. … %3.4
Süt ineklerinin kuru maddeyle beslenmesi, kısmen üretilen süt miktarıyla, yani, metabolik gereksinimle kontrol edilir. Süt vermeye başlamanın ilk döneminde, beslenme hızı, süt üretiminin gerisinde kalır ve en yüksek beslenme miktarı en yüksek süt verimini 3-4 hafta gecikmeyle takibeder. BST kullanıldığında, önce süt üretiminin arttığı, beslenme artışının sonradan geldiği bilinen bir husustur. Bu gözlemler, genellikle beslenmeyi kontrol eden metabolik olaylardan kaynaklanır. Beslenmeyi kontrol eden veya sınırlayan diğer bir faktör, benim “çevresel” olarak tanımladığım olaylardır. Bunlar arasında, daha önce değindiğimiz sıcak iklim koşulları vardır. Diğerleri arasında, sunulan yemin miktarı, yemin tadı ve ineğin rahat konumda olması sayılabilir. Bunlandan herhangi biri ineğin verimliliğini kısıtlayabilir.
Yemdeki besin dengesi, ineklerin verimli olmaları için önemlidir. ABD’de süt veren veya vermeyen ineklerin besin gereksinimleri kuru olmak koşuluyla aşağıda verilmiştir.
Uzun süre süt vermeyen inek Sütten yeni kesilmiş inek Süt verme süresinin başlangıcı Süt verme süresinin orta-geç dönemi
Kaba protein (%) 12-13 14-15 17-19 15-17
İşkembede parçalanmadan geçen protein içinde kaba protein (%)
25-30
30-35
36-40
32-36
Net enerji (Mcal/kg) 1.28 1.54 1.72 1.65
Asit deterjan selüloz(%) 28-32 22-26 19-21 32-36
Nötr deterjan selüloz(%) 38-42 30-34 28-32 32-36
Lifsiz karbohidratlar (%) 32-34 34-36 37-40 34-37
Yağ (%) 2-3 2-3 3-7 3-6
Gereksinimleri ifade etmenin başka bir yolu gereken toplam miktarı belirtmektir. Aşağıda, değişken düzeylerde süt üreten 400, 600 ve 800 kg ağırlıkta ineklerin kuru madde beslenmesi, işkembede parçalanmadan geçen proteinler (RUP), işkembede parçalanan proteinler (RDP) ve kaba proteinlerin tablosunu bulacaksınız.
Gövde ağırlığı 400 kg
Kg süt/inek/gün 7 13 20 26
Kuru madde beslenmesi (kg/gün)
10
12
14
16
RUP (kg/gün) ,46 ,64 ,82 ,94
RDP (kg/gün) ,81 1,08 1,38 2,59
Kaba protein (kg/gün) 1,27 1,70 2,20 2,59
Gövde ağırlığı 600 kg
Kg süt/inek/gün 10 20 30 40
Kuru madde beslenmesi (kg/gün)
13
17
21
24
RUP (kg/gün) ,57 ,88 1,20 1,42
RDP (kg/gün) 1,01 1,48 2,02 2,47
Kaba protein (kg/gün) 1,58 2,36 3,22 3,89
Gövde ağırlığı 800 kg
Kg süt/inek/gün 13 27 40 53
Kuru madde beslenmesi (kg/gün)
17
21
26
31
RUP (kg/gün) ,74 1,08 1,50 1,84
RDP (kg/gün) 1,31 1,81 2,53 3,21
Kaba protein (kg/gün) 2,05 2,89 4,03 5,05
İşkembede terkibi bozulan proteinin işlevi işkembedeki bakterileri beslemek ve ineğin süt üretim düzeyini koruması için gerekli mikrobik protein sağlamaktır. Mikrobik protein mevcut en yüksek kaliteli protein olduğundan mümkün olduğunca çok üretilmelidir. İşkembede terkibi bozulmayan protein işkembeden değişikliğe uğramadan geçer ve bir kısmı ince barsakta sindirilir. Bu protein, üretilen mikrobik proteni takviye ettiği gibi, ineklerin yüksek düzeyde süt üretimi için gereklidir. Günde 20 kg’dan fazla süt üreten ineklerin diyetlerinde by-pass protein kaynağına gereksinimleri vardır. Soya fasulyesi ürünleri işkembede terkibi bozulur ve bozulmaz proteinler için iyi bir kaynak oluşturdukları gibi, yüksek düzeyde süt üreten inekler için enerji sağlarlar. Soya fasulyesi ürünlerine örnek olarak, yüksek proteinli soya fasulyesi hamuru (RUP ve RDP içerir), soya fasulyesi yağı (RDP, RUP ve enerji içir yağ içerir) ve soya fasulyesi kabuğu (sindirilen elyaf içerir). Yağ çıkarma yöntemi (solvent veya mekanik) RDP ile RUP arasındaki oranı değiştirir. Mekanik işlem ısı yaratağından RUP miktarını arttırarak by-pass malzemesi oranını yükseltir. Bazı durumlarda bu özellik faydalıdır.

Meyvecilik Kültürünüm Tarihçesi

Salı, 06 Kasım 2007

Kuşlar

Salı, 06 Kasım 2007
1.GİRİŞ
Kuşların diğer omurgalılardan farklı olarak vücutları hemen hemen bütünüyle tüylerle kaplanmıştır. Esas olarak uçmaya yarayan bu tüylerin hayvanı dış etkilerden koruması ve vücut ısısının muhafazası gibi görevleri de vardır. Tüyler yaş ve cinsiyete bağlı olarak canlı ağırlığın yaklaşık % 4-9’ unu teşkil ederler.
Yumurtadan yeni çıkmış civcivlerin vücutları, kanatlar ve kuyruk uçları dışında tamamen ana tüyleri ile kaplanmıştır. Bunlar normal tüylerden farklı olup, yumuşak ve kabarık görünümdedirler. Civcivler 4-5 haftalık olduklarında ana tüylerin yerini normal tüyler alırlar. Bu ilk tüyler kısa bir süre sonra dökülerek civcivler 8 haftalık olduklarında da tamamen yenilenirler. Üçüncü tüy dökümü ve yenilenmesi 13 haftalıkken tamamlanır. Dördüncüsü ise cinsi olgunluktan hemen önce tamamlanarak ilk ergin tüylenme meydana gelmiş olur. Bunların dışında tavuklarda ergin dönemde de kısmi veya tam tüy dökümü görülür
2. Zorlamalı Tüy Dökümü
Tavuklarda tüy dökümü bazı fertlerde bir senede iki kez olabilirse de normal olarak tüylerin dökülmesi ve yenilenmesi bir senede bir defa meydana gelir bu işlem tüy dökme olarak bilinir. Yabani tavuklar soylarını devam ettirecek kadar olmak üzere 10-12 adet yumurta yumurtladıklarından bunlarda tüy dökmenin yumurta üretimi ile bir ilişkisi yoktur, ancak evcilleştirmenin etkisiyle yumurta yumurtlama dönemi bütün yıla dağılmış ve tüy dökme mevsimini de içine alacak kadar uzatılmıştır.
Tüy dökümü esnasında yumurta verimi kesilebilmekte ve dışarıdan, suni bir müdahale ile değiştirilmez ise tavuğun tüylerini değiştirmesi yaklaşık olarak 4 ay sürmektedir. Ancak bir program çerçevesinde tavukların hızlı bir şekilde tüy dökmelerini ve yine tüylerini büyütmelerini, daha sonra yeniden yumurtlamaya başlamalarını uyararak bu olayı hızlandırmak mümkündür . Bu işlem zorlamalı tüy dökümü olarak bilinir.
Tüy dökümü tavuklara, uzun ve yoğun bir yumurtlama dönemi sonunda yorulan ve yıpranan vücutlarını, üreme organlarını dinlendirmesi ve onarması için yeterli süreyi sağlar.
3.Zorlamalı Tüy Dökümünün Uygulanma Nedenleri
Zorlamalı tüy dökümü ekonomik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Hollanda, Fransa, İngiltere gibi tavukçuluğu ileri olan birçok ülkede gerek damızlık gerekse ticari yumurta üretim sürelerinde uygulanan bu yöntemle yumurta fiyatlarının ucuz olduğu bir devrede tavuklar zorlamalı olarak tüy dökümüne sevk edilerek kısa bir sürede verime geçmeleri sağlanır.
Yetiştiriciler bazen birinci verim yılı sonunda sürü değişikliğini önceden planladıkları halde bile;
1. Yumurta fiyatlarında yükselme belirtisi,
2. Düşük yumurta fiyatları nedeniyle elde nakit paranın olmayışı gibi
mevcut ekonomik koşullar nedeniyle zorlamalı tüy dökümü yoluyla aynı sürüyü ikinci yıl da elde tutmak zorunda kalabilmektedirler. Yumurtanın maliyeti satış fiyatından daha yüksek ise, buna bağlı olarak nakit sıkıntısı yüzünden yeni dönem için piliç alınamaması veya yeni civciv alınıp cinsel olgunluğa kadar büyütmek de tüy dökümü yoluyla verim döneminin uzatılmasına kıyasla yaklaşık olarak 2-2.5 kat daha pahalı olduğundan yetiştiriciler bu yola gitmektedirler
Yumurta üretim masraflarının %25’ten fazlasını yumurta tavuğunun amortisman gideri teşkil etmektedir. Bu oran gerek civciv fiyatlarının gerekse civciv büyütme harcamaları içersinde en büyük paya sahip yem fiyatlarının yüksek olması nedeniyle ülkemizde daha da yüksektir. Zorlamalı tüy dökümü yoluyla yumurtlama dönemi uzatıldığında yumurta başına tavukların amortisman masrafı da düşürülmektedir. Bu amaçla damızlık ve özellikle ticari sürülerde üreticiler ellerindeki hayvanlardan iki hatta üç verim dönemlerinde de yararlanabilmektedirler. Konu birinci verim döneminin sonunda elden çıkarılan tavukların değeri ile yeni dönem piliçlerin satın alma fiyatı arasında düşük farklılıklar olan ülkelerde çok daha fazla önem kazanmaktadır.
Piyasada yumurta fiyatlarının düşük olması, büyük yumurtaların küçüklere oranla bariz fiyat farkıyla satılmaları ve büyütme masraflarının yüksek olması zorlamalı tüy dökümünü daha da kărlı hale getiren faktörlerin başında gelmektedir.
4.Zorlamalı Tüy Dökümünde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Zorlamalı tüy döktürme uygulamasına geçmeden önce yetiştiricilerin üzerinde önemle durması gereken bazı hususlar vardır. Bunlar:
Önce sürüdeki verimsiz tavuklar ayıklanmalıdır,
Tavuk sürüsü hastalıklardan arın, sağlıklı bir sürü olmalıdır,
Zorlamalı tüy döktürme ile tavuklar stres altına sokulduklarından canlı ağırlık kayıpları % 25-30’u bulur. Bu yüzden sürünün canlı ağırlığı dikkatle izlenmelidir,
Eğer bölgede New Castle ve IB (enfeksiyöz bronşit) gibi hastalıkların yayılma riski varsa, en az iki hafta önce aşı yapılmalıdır,
Zorlamalı tüy döktürme ile ölüm oranının en aza indirilmesi için yeterli sayıda yemlik ve suluk bulundurulmalıdır,
Zorlamalı tüy döktürme ile tavuklara şiddetli derecede stres uygulandığından, program gereği verilen yemin temiz olmasına ve özellikle küften arın olmasına özen gösterilmelidir. Aksi halde, aflatoksin zehirlenmeleri sonucunda ölüm oranı beklenmedik ölçüde artabilir.
5. Zorlamalı Tüy Dökümünde Uygulama Şekilleri
Tavuklarda zorlamalı tüy dökümü uygulamasının amacı, ekonomik ölçülerde yumurtlama süresinin uzatılmasıdır. Yumurta verimi ve kalitesi 12-14 aylık bir yumurtlama döneminden sonra azalmaktadır. Zorlamalı tüy dökümü yöntemiyle tavuklarda yumurta üretim döneminin uzatılmasında iki genel program uygulanmaktadır.
5.1. İki Verim Dönemli Zorlamalı Tüy Döküm Programı : Bu programda iki verim veya üretim dönemi ile iki dönem arasında zorlamalı tüy dökümü uygulaması görülür.
5.2. Üç Verim Dönemli Zorlamalı Tüy Döküm Programı : Bu programda iki zorlamalı tüy dökümü uygulaması ile toplam üç verim dönemi vardır. Bu programda verim dönemlerinin her biri bir önceki programa göre daha kısa olmakla beraber toplam üretim dönemi daha uzundur. Bu iki programa ait dönemler şöyledir :
5.1. İki verim dönemli program
10-12 aylık ilk yumurta üretimi + 6-8 haftalık zorlamalı tüy dökümü + 6-7 aylık ikinci yumurta üretim dönemi = 18-21 aylık toplam üretim dönemi.
5.2. Üç verim dönemli program
8-9 aylık ilk yumurta üretimi + 6-8 haftalık zorlamalı tüy dökümü + 6-7 aylık ikinci yumurta üretim dönemi + 6-8 haftalık zorlamalı tüy dökümü + 5-6 aylık üçüncü yumurta üretim dönemi = 22-26 aylık toplam üretim dönemi.
Ancak bu programlardan hangisinin uygulanacağı ve programlardaki toplam üretim dönemleri ile uygulama zamanı pazar ve ekonomik şartlara bağlı olarak işletmelere göre de değişiklik gösterebilmektedir.
İki ve üç verim dönemli tüy döküm programlarındaki yumurta verim tahminleri tablo 1’de verilmiştir. Ancak mevsim ve çevre sıcaklığı ile ilk ve ikinci verim dönemlerindeki verimler oldukça değişkendir.
Tablo 1. Leghorn’larda birinci, ikinci ve üçüncü verim dönemlerinin karşılaştırılmaları.
Üretim
dönemindeki
haftalar
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
Toplam Yumurta
Ortalama (%)
Yumurta verimi Leghorn’larda Tavuk – Gün Esasına Göre Yumurta Verimleri
Birinci dönem % İkinci dönem % Üçüncü dönem %
5 5 5
11 10 9
21 20 18
34 32 30
50 47 45
68 65 62
82 78 74
90 89 81
92 86 82
91 85 81
90 84 80
90 84 80
89 83 79
89 83 79
88 82 78
87 81 77
87 81 76
86 80 75
85 79 74
85 79 74
84 78 73
84 77 73
83 76 72
82 75 71
82 75 70
81 74 69
80 73 68
79 72 67
79 72
78 71
78 71
77 70
76 69
75 68
75
74
73
73
72
72
208 165 128
74.4 69.2 65.1
(Erensayın,1987)
(*Dönemlere ait ilk 9 aylık verimler esas alınmıştır.)
6.Zorlamalı Tüy Dökümünde Uygulanan Metotlar
İyi bir zorlamalı tüy dökümü programında yerine getirilmesi gerekli bazı adımlar vardır. Bu amaçla tüy dökümü işleminin uygulandığı birçok program vardır. Ancak, hayvanlarda tüy dökümü için en iyi program, en düşük seviyede stres meydana getiren, hızlı bir tüy dökmeyi sağlayan ve hayvanları süratle yumurta üretimine sevk eden bir program olmalıdır.
Suni yöntemlerle tavukları tüy dökmeye sevk etmede kullanılan metotlar genellikle kantitatif ve kalitatif yem değiştirmelerine dayanmaktadır. Bazı metotlar ise çeşitli hormon ve kimyasal maddelerle de hayvanları tüy dökmeye sevk etmektedir. Aslında bu metotların hepsi su, ışık kısıtlamaları ile kombine edilebilir. Aşağıda, tavukların tüy dökümüne sevk edilmesinde kullanılan metotların esasları verilmiştir.
1. Yem, su ve ışık kısıtlaması
2. Protein, enerji, kalsiyum ve sodyum gibi besin maddelerince sınırlı besleme
3. Çeşitli kimyasal madde, ilaç ve hormonların verilmesi
4. Yalnız dane yulaf veya dane arpa yada dane darı ile besleme
6.1. Yem, Su ve Işık Kısıtlanması
Tüy Dökmede kullanılan metotlardan en yaygın olanı yem, su ve ışık kısıtlanmasına dayalı yöntemlerdir, yem, su ve ışık faktörlerinin biri, ikisi veya üçünün kullanılmasına dayalı çok sayıda yöntem olup bunların en çok kullanılanları aşağıda verilmiştir.
1. Geleneksel tüy dökme programı ( Açlık ve kısıtlı yemleme )
2. Washington zorlamalı tüy dökme programı
3. Kaliforniya zorlamalı tüy dökme programı
6.1.1. Geleneksel Tüy Dökme Programı
Penceresiz kümeslerde uygulanır. İlk iki gün su ve yem verilmez. Günlük ışık süresi ilk gün hemen 8 saate düşürülür ve bu uygulamaya 60. gün sonuna kadar devam edilir. Üçüncü gün yumurtacılarda her 100 tavuğa 4.5 kg. , broyler damızlıklara da her 100 tavuğa 6.8 kg. yem ve serbestçe su verilir. 4. gün yem ve su verilmez. Yem ve su bu tarzda bir gün verilir bir gün verilmez. Bu işleme 10. güne kadar devam edilir. 10. gün ile 60. günler arasında hayvanlara her gün serbestçe su verilirken, tam yemlemede tükettikleri yemin sadece %75’ i her gün verilir, 61. gün tam yemlemeye geçilir, günlük ışık süresi 14-16 saate çıkarılır. Bu programa göre, başlangıçtan yeniden yumurta veriminin başlamasından 2 hafta sonrasına kadar kalsiyum kaynağı olarak hayvanların önünde her gün midye ve istiridye kabukları bulundurulur. Daha sonra yemle ve ek olarak gerektiği kadar Ca kaynağı verilir.
Tablo 2. Geleneksel Tüy Dökme Programı
Gün Yem Su Aydınlatma
1.
2. Yok Yok
3. Yumurtacı tavuklar
4.5 kg / 100 tavuk Et tipi tavuklar
6.8 kg / 100 tavuk Serbest
4. Yok Yok
5. 3. günün aynısı Serbest
6. Yok Yok
7. 3. günün aynısı Serbest
8. Yok Yok
9. 3. günün aynısı
10.Gün ile 55-60. Günler Günlük normal yem ihtiyacının % 75
Oranında kısıtlı yemleme yapılacak
61. Yumurta yemi
ile yemleme Normal Yemleme 14 – 16 Saat
(Erensayın, 1987)
6.1.2. Washington Tüy Dökme Programı
İlk gün ışık süresi 8 saate düşürülür. Işıkla ilgili uygulamaya 50. güne kadar devam edilir. 2. ve 3. günler yem ve su verilmez. 4. gün sadece su verilir. 5. ile 50. günler arasında her 100 yumurtacı tavuğa 2.7 kg ve her 100 broyler damızlık tavuğa da 3.6 kg normal yem verilir. Sürü % 1 yumurta verimine ulaştığı günden itibaren tam yemlemeye geçilir. 50. gün ışık süresi 14-16 saate çıkarılır. İlave kalsiyum yemlemesi geleneksel yöntemdeki gibidir.
Tablo 3. Washington Tüy Dökme Programı
Gün
Yem Su Aydınlatma
1. Normal yemleme Var
2.
3.
Yok Yok
4.
Yok
5. ı
ış
ış
50. 14-16 Saat
(Erensayın, 1987)
6.1.3. Kaliforniya Tüy Dökme Programı
Kaliforniya tüy dökme programının özelliği su kısıtlamasının hiç uygulanmamasıdır. Bu nedenle sıcak mevsimlerde rahatlıkla uygulanabilir. Ancak bu programın başarılı olabilmesi için günlük ışık süresinin 8 saate düşürülmesi gerekir. Buna göre, ilk 10 gün hiç yem verilmez. Böylece hayvanlar uzun süren bir açlık periyoduna sokulmuş olur. 11 ile 30. günler arasında dane yem olarak darı veya mısır, yada buğday verilir. 31. ile 68. günler arasında yumurta yemine geçilir ve günlük ışık süresi tedrici olarak 14-16 saate çıkarılır. Bu yöntemde yumurta verimi 6-7 gün içersinde tamamen kesilir. Açlık devresi sırasında ölümler aşırı derecede artarsa dane yem vermeye başlanmalıdır.
Tablo 4. Kaliforniya Tüy Dökme Programı
Gün Yem Su Aydınlatma
1 ile 10. Günler Yok
11 ile 30. Günler Mısır ve buğday karması ile normal yemleme
31 ile 68. Günler Yumurta yemi ile normal besleme 14 – 16 Saat
(Erensayın, 1987)
6.2. Protein, Enerji, Kalsiyum ve Sodyum Gibi Besin Maddelerince
Sınırlı Besleme
Bu rasyonlar % 7-8 proteinli veya Ca düzeyi % 0,03’e veyahutta Na düzeyi % 0.038’e düşürülmüş rasyonlardır. Kalsiyum sınırlamasında normal yumurta yemine ya hiç Ca katılmamakta ,ya da % 0.2 den daha düşük düzeylerde tutularak yumurta veriminin 10-14 gün içersinde % 5’e inmesi sağlanmaktadır. Daha sonra Ca içeriği bakımından da normal olan yumurta yemine geçildiği zaman yumurta verimi 18-21 günde yeniden başlamaktadır. Diğer yöntemlere göre yeniden yumurta verimine geçilmesinde biraz gecikme olmaktadır.
Sodyum sınırlamasında tuz içermeyen, ya da, Na düzeyi 40 ppm. den düşük yumurta yemi verilerek tavuklarda yumurta veriminin, 14-21 gün içersinde % 5’e bazı durumlarda 4 haftada tamamen durması sağlanabilmektedir. Bu yöntemle yem tüketimi 4. haftanın sonunda % 45 oranında azalmaktadır.
6.3. Çeşitli Kimyasal Madde, İlaç ve Hormonların Verilmesi
Tiroaktif veya antitiroid bileşikler, progesteron, deoksikortikosteron, yüksek dozda 2-acetyl-5-hydrothiazole , 5-13 gün süreyle 20 000 ppm. çinko oksit (ZnO), methalibure, enheptin, Cholormodion, iodin gibi maddeler tüy dökümüne zorlamada etkili olmuştur.
Örneğin enheptin’ in % 0.10-0.15 arasında yeme katılması ve bu yeminde 3-14 gün süreyle verilmesi sonucunda yumurta veriminin 7-10 günde kesildiği ve normal yemlemeye geçildikten 3-4 hafta sonra da, yumurta veriminin yeniden başladığı görülmüştür.
6.4.Yalnız dane yulaf veya dane arpa yada dane darı ile besleme
Yeni geliştirilen bir yöntemdir. Dane arpanın tavuklara olduğu gibi, yani kırılmadan ve yiyebildikleri kadar ( Ad libitum ) verilmesiyle yumurta verimi 7 gün içersinde kesilmektedir. Bu yöntemde su veya ışıkta kısıtlamaya gerek kalmamaktadır. Tavuklar normal yemlemeye geçildikten yaklaşık 10 gün sonra yeniden yumurtlamaya başlamaktadır. Bu yöntem uygulanmasındaki kolaylık ve diğer yöntemlere göre düşük düzeylerde ölümlere yol açması nedenleriyle yetiştiriciler tarafından tutulmaktadır.
7.Tüy Döktürme Yöntemlerinin Uygulamadaki Geçerliliği
Tüy döktürme programlarının pek çoğu uygulamaya gelince çeşitli ülkelerde, çeşitli nedenlerle pratiğe aktarılamadığı görülmektedir. İngiltere, Almanya, Hollanda ve Avustralya gibi ülkelerde Hayvanları Koruma Cemiyetleri tavukların herhangi bir şekilde stres altına sokulduğu yöntemlere izin vermemektedir. Bu durum ilgili yasalarla düzenlenmiştir. Böyle olunca su, yem ve ışık kısıtlamasına dayalı geleneksel tüy döktürme yöntemleri geçerliliklerini kaybetmektedir. Kaldı ki, bu yöntemlerin uygulamasıyla tavuklarda saldırgan davranışların yaygınlaşması da konunun diğer bir olumsuz yönünü oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, Ca’ca yetersiz yemleme tavuklarda kemiklerin zayıflamasına ve çeşitli bacak ve ayak rahatsızlıklarına yol açabilmektedir. Benzer şekilde, Na kısıtlaması tavuklarda birbirlerinin tüylerini yolma ve kannibalizm’in gelişmesine neden olmaktadır. Yüksek düzeyde Zn ve Cu verilmesi ise, bu metallerin yumurta ve et gibi ürünlere geçebilmesi nedeniyle sakınca oluşturmaktadır.
Progesteron gibi hormonların veya çeşitli ilaçların kullanılması gibi yöntemler ise, çok fazla işçilik gerektirmeleri ve et ile yumurta gibi ürünlere geçme risklerinin bulunması nedeniyle uygun görülmemiştir.
Bunlar içerisinde etkinliği, pratikliği ve hayvan sağlığına uygunluğu bakımından dane arpa yöntemi önerilmektedir.
Yapay tüy dökümü ile ilgili bazı yöntemlerin karşılaştırıldığı bir çalışma yürütülmüştür. Bu çalışmada 1. verim yılını tamamlamış 76 haftalık kahverengi yumurtacı ticari tavuklar kullanılmıştır. Zn’nin 10 000 ve 20 000 ppm. lik düzeylerinin 7, 10 ve 14 günlük sürelerle denendiği bu çalışmada Zn’ ye ilişkin sadece iki deneme grubunun sonuçları açlık ve arpa yöntemleriyle beraber verilmiştir. Bu çalışmada bütün yöntemler yumurta verimini kısa sürede kesmede etkili bulunmuş olup, diğer performans kriterleri bakımından aralarında önemli bir fark olmadığı bildirilmiştir.
Tablo 5. Bazı Tüy Döktürme Programlarının Etkileri
Performans Geleneksel
Yöntem
( 30 gün) Dane Arpa
(7 Gün) Zn
10 000 ppm
(10 Gün) Zn
20 000 ppm
(10 Gün)
Canlı ağırlık kaybı, %
Verimin kesilmesi, gün
Verimsiz süre, gün
Zirveye ulaşma süresi, hafta
8 aylık yum. Verimi, % TK
Ort. yumurta ağırlığı, g 31
6
31
12
52
65 17
5
14
8
44
66 17
5
12
9
44
66 22
4
20
10
52
63
Aksoy, 1990
8.Damızlık Sürülerden İkinci Yıl Yararlanılmasının Nedenleri
Ticari bir sürüden ikinci yıl yararlanmanın nedeni kısa bir yumurta üretim döneminden sonra ilave bir kâr sağlamaktır. Ancak damızlık sürülerin ikinci yıl yumurta üretim döneminde kullanılmasının nedenleri tamamen farklıdır. Bunlar :
1.Normal kuluçkalık yumurta üretiminin arttırılması: Özellikle yumurta tipi damızlıklarda, günlük civcivler için mevsimsel talepler vardır. Buna bağlı olarak da kuluçkalık yumurta sayısını arttırmak için bazı damızlık sürülerde zorlamalı tüy dökümü uygulanır.
2.Yüksek ölüm oranı : Çoğu damızlık işletmeler, planladıkları kuluçkalık yumurta üretiminin sayısına göre bir sürü ikame programı uygularlar. İlk yıl ki sürüde beklenenden yüksek ölüm oranı nedeniyle kuluçkalık yumurta sayısındaki bu açığın kapatılmasında zorlamalı tüy dökümüne tabi tutulan sürü yardımcı olacaktır.
3.Beklenmedik civciv talebi : Firmanın, işletmeyle ilgili gerekli olacak civciv talebini tam olarak önceden planlaması zordur. Çoğu kez bu talep, elindeki kuluçkalık yumurtalardan sağlayabileceği civciv sayısından fazladır. Bu şekildeki fazla talebi karşılayabilmek amacıyla bazı sürüleri ikinci yıl da elde tutmayı tercih ederler.
9.Zorlamalı Tüy Dökümünde Kârlılığı Etkileyen Faktörler
Zorlamalı tüy dökümünden sonra ikinci üretim dönemindeki yumurta üretimi birinci dönemdeki verimle aynı değildir. İkinci verim dönemindeki çoğu üretim masrafları, birinci döneme nazaran daha az olmadığı takdirde ise ekonomik bir problem sözkonusu olacaktır. Bu nedenle zorlamalı tüy dökümü uygulaması bir masraf analizini gerektirecektir. Böyle bir analizde ele alınacak faktörlerin bazıları şunlardır :
1.Tüy döken sürüde verime geçinceye kadar yapılan masraflar : Zorlamalı tüy dökümü uygulanan, sürü yumurta verimine başlayıncaya kadar yapılan masraflar , genellikle civciv alınıp yetiştirmeye kıyasla daha azdır. Zorlamalı tüy dökümü uygulamasına karar vermede bu husus çok önemlidir. Civciv alınıp cinsel olgunluğa kadar büyütme masrafı veya hazır piliç alma masrafının tüy dökme döneminde yapılan masraflarla karşılaştırılması gerekmektedir. Birinci verim dönemi sonunda elden çıkarılan tavukların değeri ile civciv büyütme masrafları veya yeni dönem piliç satın alma fiyatı arasında büyük farklılıklar olan ülkelerde bu kriter çok daha önem kazanmaktadır.
2.Tavukların amortisman masrafları : Yumurta üretim masraflarının yaklaşık % 25’ ini yumurta tavuğunun amortisman gideri teşkil etmekte ve zorlamalı tüy dökümü yoluyla verim dönemi uzatıldığında yumurta başına tavukların amortisman masrafı da düşürülebilmektedir. Tüy döküm masrafı, piliç yetiştirmeye kıyasla daha az olmakla beraber tavuklar birinci verim dönemindeki kadar yumurta yumurtlamayacaklardır. Dolayısıyla gerek tüy döküm sonrası verim seviyesi gerekse yaşlı tavukların satış fiyatındaki değişmeler tavukların amortisman değerini müspet veya menfi yönde etkileyecektir.
3.Ölüm oranı : Aylık ölüm oranı birinci verim döneminde, ikinci verim dönemine kıyasla daha fazladır. Bu farklılık değişken olmakla beraber % 2 civarındadır. Böylece birinci verim döneminde aylık ölüm oranı % 1 kadar ise ikinci verim döneminde % 0.98 olabilecektir.
4.Yem tüketimi : İkinci dönemdeki yem tüketimi normal olarak birinci döneme kıyasla biraz daha yüksektir. Ancak bu fazlalık tüy dökme dönemindeki ağırlık kaybına bağlıdır. Bu dönemde ağırlık kaybı fazla olduğu takdirde hayvan ikinci verim döneminde hafif kalma eğilimi gösterecek ve daha az yem tüketecektir.
5.Yumurta verim döneminin uzunluğu : Yumurta verim dönemleri göz önüne alındığında birinci dönem , ikinci döneme kıyasla daha kârlıdır. İkinci dönem genellikle 7 – 9 ay devam eder. En karlı dönemli program, hayvanlara 65 haftalık yaşta tüy döktürmek ve 40 hafta sonra yani 105 haftalık yaşta üretimden çıkarmak ve satmaktır.
6.Yumurta verim hızı : İkinci dönemdeki yumurta verim hızı birinci verim dönemine rastlayan devre ile karşılaştırıldığında ikinci dönemde daha az olduğu görülür. Tüy dökme döneminde, tavuk-gün esasına göre yumurta verimi 3-6 yumurta daha az, tavuk-kümes esasına göre de yumurta verimi 6.8-10 adet daha az olmaktadır. Yumurta ağırlığı bakımından tavuk-gün asasına göre yumurta verimi 0.01-0.16 kg daha az ve tavuk-kümes esasına göre yumurta verimi 0.26-0.45 kg daha az olmaktadır. İkinci dönemde pik verim seviyesi birinci dönemin yaklaşık % 85-90’ı kadardır.
7.Yumurta büyüklüğü : Üretim Dönemlerinde bir dinlenmeğe sahip olan tavuklar yeni verim döneminde daha ağır yumurtlarlar. Yumurta sabit bir ağırlığa ulaşıncaya kadar sürekli bir artış gösterir ve zorlamalı tüy dökümü sonrası yumurta ağırlığı daha fazla olmakla beraber ortalama 1 gr. kadar artış olmaktadır.
8.Yumurta fiyatları : Yumurtanın maliyeti satış fiyatından daha yüksek ise, buna bağlı olarak nakit sıkıntısı yüzünden yeni dönem için piliç alınamaması veya yeni civciv alınıp cinsel olgunluğa kadar büyütmek de tüy dökümü yoluyla verim döneminin uzatılmasına kıyasla yaklaşık olarak 2-2.5 kat daha pahalı olduğundan yetiştiriciler bu yola gitmektedirler.
9.Yem fiyatları : Zorlamalı tüy dökümü uygulamasının kârlılığını etkileyebilen faktörlerden birisi de yem tüketimine bağlı olarak yem fiyatlarıdır. Birinci veya ikinci verim dönemlerinde yem tüketimlerindeki farklılık yem fiyatlarına bağlı olarak yumurta maliyetini etkileyebilecektir.
10.Kabuk kalitesi : Yumurta kabuğunun kalitesi kırılmaya olan dayanıklılığını veya kabuk sağlamlılığını, dolayısıyla daha az çatlak ve kırık yumurtayı ifade etmektedir. Yumurta kabuk kalitesi ikinci verim döneminde iyileşmektedir.
11.Diğer faktörler : Zorlamalı tüy dökümü uygulamasının kârlılığını etkileyebilen diğer bir faktörde barınak masrafıdır. İkici verim döneminde tavuk sayısı birinci verim dönemindeki sürünün ancak 2/3-3/4’ü kadardır.
Bu fark, birinci verim dönemindeki ölümlerden ve düşük performans gösteren ve sağlıklı olmayan hayvanların sürüden ayıklanmaları ile tüy döküm programının uygulanması sırasındaki ölümlerden ileri gelmektedir. Dolayısıyla mevcut kümes alanı veya kafeslerden en randımanlı şekilde yararlanılamadığı takdirde hayvan başına barınak masrafı artacaktır.
10.SONUÇ
Bu bilgilerin ışığı altında zorlamalı tüy dökümüne gitmek için aşağıdaki şartların bir tanesinin bulunması yeterlidir.
1.Yumurta verimi kazançlı olacak düzeyin altına düşmüşse,
2.Yumurta fiyatları düşük olup da, zorlamalı tüy değiştirme ile hayvanların ikinci verim yılına başlamaları fiyatların tekrar yükseldiği zamana denk geliyorsa (Örneğin, ülkemizde tavuklar, yumurta fiyatlarının düşük olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında tüy değiştirmeye zorlanabilir ),
3.İri yumurtalara istek fazla ve daha yüksek fiyatla satma olanağı varsa,
4.Verimi azalan sürüyü, parasal nedenlerle yenileme güçlüğü varsa,
5.Eldeki sürünün verimi düşük ise ve bu sürünün tüy dökümünden sonraki ikinci verim yılında yumurta veriminin daha yüksek olacağına inanılıyorsa,
6.Damızlıkçı işletmelerde, damızlık değeri yüksek bir sürüden mümkün olduğu kadar uzun süre yararlanılmak istenirse,
7.Yine damızlık işletmelerde, çeşitli nedenlerden dolayı yumurta talebi artar ve ilk verim yılındaki hayvanların verimi bu talebi karşılamaz ve üretimi ikinci verim yılındaki tavukların yumurtalarıyla desteklemek gerekirse,
8.İlk verim yılındaki damızlık sürüde ölüm oranı fazla olmuş ve bu nedenle yumurta üretimi talebi karşılayamaz duruma düşmüşse ve bu sürüyü yapay yollarla tüy döktürülen daha yaşlı bir sürünün verimi ile desteklenme zorunluluğu ortaya çıkmışsa, bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı tüy döktürmeye başlanabilir.
KAYNAKLAR
ÖZEN N. , 1989 , Tavukçuluk , Ondokuz Mayıs Üniversitesi Yayınları Yayın No 48 , SAMSUN.
ERENSAYIN C. , 1992 , Tavukçuluk , Teksir Dizgi Fotokopi Ofset Tesisleri Dirim sk. No 25 , Cebeci , ANKARA.
ŞENKÖYLÜ N. , 1991 , Tavukçuluk , Çiftlik Yayıncılık , Tekirdağ Üniversitesi
KOÇAK Ç. , 1976 , E.Ü. Ziraat Fakültesi Tavukçuluk Bülteni Sayı 33

Hayvancılık

0 yorum | Devamını Oku...

GİRİŞ
Ülke tarımı içinde hayvancılık, genç kuşakların beslenmesinden protein kaynağı bakımından büyük önem arz etmektedir. Sığırcılık özellikle sığır eti üretimi Türk halkının damak zevki ve et kalitesi bakımından vazgeçemeyeceği önemli protein kaynağı olarak, ucuz ve ekonomik olarak üretilmesi, günümüzde uygulanan yetiştirme-beslenme yöntemlerinin gözden geçirilmesi ile mümkün görülmektedir. Sayısal olarak besi materyalinin ve beher baş hayvandan alınan ürünün ekonomik olarak arttırılması yanında, besi faaliyetinin teknolojik olarak uygun barınaklarda yapılması hem hayvancılığımıza, hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Hem en uygun ve hemde ucuz olan barınak sistemleri, ilk yatırımlara olan kaynak (ihtiyacını) miktarını azaltacak daha az yatırım sermayesinden tasarruf edilecek mebleğlar, hayvan materyali temini ve işletme sermayesi olarak kullanılarak daha fazla miktarda besi faaliyetine kaynak sağlanmış olacaktır.
Yemin, ete çevrilebilmesi için sığırların metabolik faaliyetine en uygun olan açıkta sığır besisi (Feed-Lot) sistemi, bu faaliyeti geniş çapta yapmak isteyen üreticiler için fevkalade düşük yatırım maliyetleri ile işe başlama imkanı sağlayacaktır.
Sistem sadece ilk yatırım maliyetlerinin düşük olması ile sınırlı kalmamakta işletme maliyetini de fevkalade aşağıya çekmektedir. Zira çok büyük havan kapasitelerine çok az bir işçilikle hizmet verilebilmektedir. İşletmede hayvan kapasitesi yükseldikçe birim hayvan başına işçilik maliyeti doğrusal bir şekilde düşmektedir.
Sistem yine rasyonel bir beslenme için en uygun ortamı teşkil etmekte, yapılacak rasyonel besleme uygulamasına hayvan, genotipik kabiliyetinin en üst sınırında reaksiyon göstermektedir.
Sağlık açısından sürü kontrolü çok kolay ve etkili olmakta sağıtım (tedavi) maliyetleri asgari düzeye inmektedir.
Açıkta besi sistemi, tarım arazisi niteliğinde olamayan meyili arazilerde yapılacağından, hem tarım topraklarının işgal edilmemesi, hemde besi faaliyeti bırakıldığında organik yapısı zenginleştirilmiş, verimli yeni tarım topraklarının kazanılması sağlanmış olacaktır.
Günümüzden onlarca yıl öncesinde tarımda ileri bütün Dünya ülkeleri özellikle ABD tüm ülke düzeyinde uygulamaya koyduğu ve fevkalade iyi sonuçlar alarak tek besi sistemi olarak hergün biraz daha geliştirmek için araştırmalar yaptığı (feed-lot) açıkta besi sistemi, ülkemiz hayvancılığın rasyonel bir şekilde rantable yapıya kavuşturulması için bir çözüm yolu olup, bu da ancak sistemin ülke çapında yaygınlaştırılması ile mümkün görülmektedir.
Geleneksel besi ve hayvancılık, özellikle ahırda barındırma ve samanla beslenme alışkanlığında olan yetiştiriciyi bu alılşkanlığından kurtarıp daha kolay daha ucuz, daha karlı olan yeni sistemlere adaptasyonunu sağlamak hem çiftçinin, hem de ülkemizin yararına olacak ve halkımız zengin protein kaynakları ile daha ucuz olarak beslenerek ülkeyi yönetecek daha akıllı beyinlerin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
BÖLÜM I
TÜRKİYE’DE HAYVANCILIK
Türkiye’de toplam 4 milyon tarım işletmesi mevcut olup, bunların 300.000’I Hükümetin geniş ölçekli bir kırsal kalkınma programı başlatmış olduğu Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesinde yer almaktadır.* Yörede gelir sağlanması ve artırılması amacına yönelik program temel olarak hayvansal üretime dayandırılmıştır. Bu nedenle hayvan yetiştiriciliğinin istenilen seviyeye ancak yoğun olduğu ve çiftçi kuruluşlarının bulunduğu Adıyaman ve çevresinde bir pilot tanıtım çalışması başlatılmıştır.* Bu çalışma Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Türkiye Kalkınma Vakfı tarafından desteklenmektedir.
“Projenin acil amacı Adıyaman pilot ilinde uygun teknolojilerin değerlendirilmesi, denenmesi ve tanıtımını gerçekleştirerek TCZB ile TKİB’ye yem üretiminin teknik yönleri konusunda yardımcı olmak; ticari amaçlı yem tesisleri, çiftçi grupları ve bireysel çiftçilerce gerçekleştirilecek yem üretimi konusunda hükümetin uygulayacağı bir stratejik plan hazırlamaktadır.* Nihai amaç ise, küçük-ölçekli üreticilerin üretimlerini ve gelirlerini arttırmalarına katkıda bulunmaktır.”
BÖLÜM II
BURDUR’GENEL DURUMU
1. COĞRAFİ YAPI
Burdur ili güneybatı Anadolu göller bölgesindedir. Doğu ve güneyinde Antalya,güney batısında Denizli, kuzeyinde ise Afyon ve Isparta illeri bulunmaktadır. Ege-İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri arasında batı geçit bölgesinde yer alır. 37˚ 10’- 39˚ 20’ kuzey enlemleri ile, 29˚ 35’- 50˚ 25’ doğu boylamları arasındadır.
“İlin yüzölçümü 7 135 km² olup bunun 329 km²’sini su satıhları oluşturmaktadır. Aksu ırmağı ile sınır olan ilde ortalama rakım 1 000 m dolayındadır.”
2. TARİHİ
Burdur adını bir iddiaya göre Bizans döneminde buraya “Polydorion” denilmesinden kaynaklandığı, başka bir iddiaya göre Göl kenti anlamına gelen “Limonobria” sözcüğünden türediği, diğer bir rivayete göre de “Burada dur” sözcüğünün zamanla “Burdur”a dönüştüğü şeklindedir.
Burdur ili neolitik çağa kadar inen zengin tarihi içinde bir çok yerleşimlere sahne olmuştur. Çeşitli kaynaklar ve çevrede görülen arkeolojik kalıntılar bu uzun geçmişin safhalarına işaret ederler. Nitekim neolitik çağa ait yerleşimlerin görüldüğü Hacılar köyünden başlayarak M.Ö.17. yüzyıla kadar uzanan ve Asur ticaret kolonileri çağı adıyla anılan devreye ait eserlerin bulunduğu Düğer Köyü ve Yarışlı Gölü kıyıları ilin tarihinin aydınlatılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
İl topraklarının büyük bir kısmı antik PİSİDİA bölgesinin sınırları içindedir. Roma İmparatorluğunun idaresine geçen 1071 Malazgirt Savaşından sonra Türkmenlerden Kınalı Aşireti yerleşmiştir. Daha sonra Hamitoğulları beyliğinin idaresine giren 1391’de Anadolu Beylerbeyliği merkezi olan Kütahya’ya bağlanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında Burdur Kuvayi Milliye Teşkilatı çalışmalarını uzun süre bağımsız yürüttüyse de Sivas Kongresinden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetine bağlanmıştır. Burdur sancağı Cumhuriyetle birlikte İl olmuştur.
3. TOPOĞRAFİK YAPI
Göller bölgesinin en karakteristik topografik özelliğini Burdur ili gösterir. Değişik rakımlı dağ ve tepe yapısında ova ve vadi karakteristiğinde düzlükler ve göller mevcuttur.
İlin en yüksek noktasını 2.598 m yüksekleğindeki Koçaş Dağı temsil etmektedir. (Tablo-1) İlin önemli ovaları ile önemli göl, baraj ve göletleri sırasıyla Tablo-2 ve Tablo-3’de verilmiştir.
ADI YÜKSEKLİĞİ (m) BULUNDUĞU İLÇE
Koçaş Dağı 2 598 Gölhisar
Kestel Dağı 2 336 Bucak
Akdağ 2 276 Ağlasun
Eseler Dağı 2 254 Tefenni
Çeltikçi Belli 1 225 Çeltikçi
Tablo-1: İlin Önemli Dağları (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Rasporu, Burdur: Aralık 2002)
ADI BULUNDUĞU İLÇE
Eğneş Ovası Merkez
Çeltikçi Ovası Çeltikçi
Öteyüzovası Ağlasun
Çine Ovası Merkez
Kestel Ovası Bucak
Ürkütlü Ovası Bucak
Haravza Ovası Çavdır
Söğüt Ovası Çavdır
Tefenni Ovası Tefenni
Beyköy Ovası Tefenni
Hasanpaşa Ovası Tefenni
Erle Ovası Yeşilova
Irla Ovası Yeşilova
Tablo-2: İlin Önemli Ovaları (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
ADI GÖL BARAJ GÖLET NİTELİĞİ BULUNDUĞU İLÇE
Burdur X Acı Merkez
Salda X Tatlı Yeşilova
Yarışlı X Acı Yeşilova
Karataş X Tatlı Karamanlı
Uylupınar X Tatlı Gölhisar
Çavdır X Çavdır
Bademli X Karamanlı
Karacaören-1 X Bucak
Karacaören-II X Bucak
Yapraklı X Gölhisar
Karamanlı X Karamanlı
Kozağaç X Çavdır
Ağlısun X Ağlasun
Söğüt X Çavdır
Belenli X Kemer
Dereköy X Yeşilova
Tefenni X Tefenni
İğdeli X Merkez
Kemer X Kemer
Başpınar X Tefenni
Gökçebağ X Merkez
Eskiyere X Merkez
Yeşilköy X Tefenni
Hasanpaşa X Tefenni
Tablo-3: İlin Önemli Göl ve Göletleri (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
4. TOPRAK ÖZELLİKLERİ
İl arazisi farklı jeolojik zamanlara ait formasyonların biraraya geldiği karışık bir yapıya sahiptir. İkinci jeolojik zamandan önce Testis jeosenklinal sahası içinde kalmış olan arazisi Alp Orijinezi ile ikinci üçüncü ve dördüncü görünümünü kazanmıştır. İl arazisinde yaygın olarak görülen formasyonlar, meteozik ve tersiyerin muhtelif devirlerine aittir.
İlde bulunan toprak grupları arasında ilk sırayı kahverengi orman toprakları almakta ve bunu sırayla kireçsiz- kahverengi orman toprakları ile kestane renkli topraklar izlemektedir.
5. İKLİM DURUMU
“İlde iklim genellikle kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. İç Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgeleri arasında geçit iklimi özelliğine sahiptir. Yıllık yağışın büyük bir bölümü kış aylarında yağmur ve kar şeklindedir. İlk donlar Kasım ayında görülür, son donlar ise Nisan ayının ikinci yarısına kadar devam eder. 2002 Yılı yıllık yağış toplamı 501.2 mm’dir”.
Burdur İli Merkezinde yıllık ortalama sıcaklık 13.1˚C’dir. En sıcak ay ortalaması 24.9˚C, en soğuk ay ortalaması 2.2˚C, yıllık yağış tutarı 413.6 milimetredir.
6. NÜFUS VE YERLEŞİM
İlmizin nüfus dağılımı Merkez ve İlçeler üzerinden Tablo 7.’de 11 ilçe, 29 belediye, 183 köy olmak üzere 212 yerleşim birimi gösterilmiştir.
İLÇE ADI NÜFUSU BELEDİYE
SAYISI KÖY SAY. RAKIM
MERKEZ 90 060 3 49 950
AĞLASUN 11 393 3 7 1170
ALTINYAYLA 6 793 1 5 1150
BUCAK 57 950 6 33 800
ÇAVDIR 15 584 4 9 1030
ÇELTİKÇİ 6 758 2 5 830
GÖLHİSAR 21 287 2 12 980
KARAMANLI 8 152 1 8 1070
KEMER 4 714 1 7 1160
TEFENNİ 11 939 3 12 1150
YEŞİLOVA 22 173 3 36 1170
TOPLAM 256 803 29 183
Tablo 4: İlçeler İtibariyle Nüfus Dağılımı (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
BÖLÜM III
BURDUR’DA TARIMSAL YAPI
1. ARAZİ VARLIĞI VE DAĞILIM DURUMU
İlimiz toplam yüzölçümü 713 500 hektardır. İlin toprak kaynakları potansiyeli Tablo 9’da gösterilmiştir. Tablo 9’un incelenmesinden de anlaşılacağı gibi tarım arazisi olarak ilin toplam arazisinin ancak %33.10’nu kullanılabilmektedir.
ARAZİLERİN CİNSİ MİKTARI (ha) %’Sİ
Tarım Arazisi 236 200 33.10
Çayır- Mer’alar 40 821 5.72
Orman Arazisi 325 621 45.63
Su Satıhları 24 800 3.47
Tarıma Elverişsiz Arazi 86 058 12.08
TOPLAM 713 500
Tablo 5: Toprak Kaynakları Potansiyeli (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
Çayır mera arazisi DİE verilerinden alınmış olup İl Müdürlüğümüz çayır mera tespit çalışmaları devam etmektedir.
2. TARIM ARAZİLERİNİN KULLANMA KABİLİYETLERİNE GÖRE DAĞILIMI
İlde en fazla VII. sınıf arazi bulunmakta ve bunu II. sınıf tarım ve VI. sınıf araziler izlemektedir. Tarım arazisi vasfı taşıyan I, II, III ve IV. sınıf arazilerin toplamı 210203 hektardır. Ancak V. sınıf arazilerde de tarım yapılmaktadır.
3.TARIMSAL İŞLETMELER
İlimizde 27 516 aile tarımla uğraşmakta ve tarım işletmeleri “Aile İşletmeciliği” şeklindedir. Kullanılabilir tarım arazisinin %43,63’ü cüce aile işletmeleri (0-20 da), %34.15’i küçük aile işletmeleri (21-50 da), %16.43’ü orta aile işletmeleri (51-100 da), geri kalan %5,9’unu büyük aile işletmeleri (101-500 da ve fazlası) oluşturmaktadır. Söz konusu işletmelerin %85’i yalnız sahip olduğu araziyi işletmektedir. Gerisi ise arazilerini yarıcılık, ortakçılık ve kiracılıkla işletmektedir.
Tarımla uğraşan 27516 ailenin; faaliyet alanı bakımından 7 049’u (%25.62’si) bitkisel ürün yetiştirmekte 832’si (%3.02’si) hayvan yetiştiriciliği yapmakta ve 19614’ü (%71.28’i) hem bitkisel ürün hem de hayvan yetiştiriciliği işini yürütmektedir. 21 Aile su ürünleri üretimi yapmaktadır.(%o8)
Ekonomik Faaliyet İl Merkezi İlçe Merkezleri Bucak ve Köyler ı
Kadın Erkek Kadın Erkek Kadın Erkek
Ziraat.avcılık.ormancılık ve balıkçılık 83 462 694 2619 34825 27786 66469 60,13
Madencilik ve taşocaklığı
1 27 0 71 1 51 151 0,14
İmalat Sanayi
474 2989 208 2712 367 1961 8711 7,88
Elektrik, gaz ve su
17 127 5 96 1 82 328 0,30
İnşaat
15 1047 13 1673 1 987 3736 3,38
Toptan ve perakende ticaret, lokanta ve oteller 350 2287 238 2592 86 1203 6756 6,11
Ulaştırma, haberleşme ve depolama 69 905 34 1133 9 1110 3260 2,95
Mali kurum,sigorta,taiınmaz mallara ait işler,yardımcı iş hizmetleri 269 653 152 620 33 307 2034 1,84
Toplum hizmetleri sosyal ve kişisel hizmetler 1628 8095 1094 4751 392 2918 18878 17,08
İyi tanımlanmamış faaliyetler 3 83 2 72 1 50 211 0,19
TOPLAM 2909 16675 2440 16339 35716 36455 110534 100,00
Tablo 6: Burdur İlinde İşgücünün İktisadi faaliyet kollarına göre dağılımı
(Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
Not: Bilgiler işsiz olup iş arayanları kapsamamaktadır.
4. TARIM ARAZİLERİNİN SULANABİLİRLİK DURUMU
İlin 236 200 ha’lık tarım arazisinin sulamaya elverişli kısmı 128 004 ha’dır. Ancak bugün fiilen sulanan alan 93 749 ha olup tarım arazisinin %39.7’si sulanmaktadır. 2002 yılında D.S.İ tarafından sulanan alanı 31.759 ha (Kooperatiflerce DSİ tarafından açılan sondajlarla 11.240 ha)., Köy Hizmetlerince sulanan alan 26.274 ha, çiftçi tarafından 35.716 ha alan sulanmıştır.
5. TARIM ARAZİLERİNİN KULLANIM ŞEKİLLERİNE GÖRE DAĞILIMI
İlimiz tarım arazilerinin %64,01’si tarla bitkileri (hububat, bakliyat, sanayi ve yem bitkileri) yetiştiriciliğinde, %10,34’ü bağ-bahçe olarak kullanılmakta, %5,29’u ise nadasa bırakılmaktadır.
%20.36’sı Tarıma elverişli olduğu halde ekilip dikilmeyen alandır.
MİKTARI (Ha) %’Sİ
I.TARLA BİTKİLERİ 151 194 64.01
Hububat 106.117.8 -
Bakliyat 24302.5 -
Endüstri Bitkileri 6.907.7 -
Yem Bitkileri 8.182.3 -
Yumrulu Bitkiler 817 -
Yağlı Tohumlu Bitkiler 4866.7 -
II. NADAS 12 491.1 5.29
III. BAĞ-BAHÇE 24.432.5 10.34
Meyve 12.648.3 -
Zeytin 65.5 -
Sebze 6.991.4 -
Bağ 2.733 -
Gül 381
Kavaklık-Söğütlük 1 613.3 -
IV. TARIMA ELVERİŞLİ OLD. HALDE EKİLİP DİKİLMEYEN 48.081.6 20.36
TOPLAM 236 200 100.00
Tablo 7: Tarım Arazilerinin Kullanım Şekline Göre Dağılımı (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
* Yem Bitkileri ekiliş alanı ikinci ekilişler ile birlikte 9181.4 ha. dır.
* Kuru soğan ve sarımsak sebze içine, anason, kimyon,kekik meyve alanı içine alınmıştır.
İLÇE ADI YÜZÖLÇÜMÜ SULANAN TARIM ARAZİSİ (ha) SULANMAYAN TARIM ARAZİSİ TOPLAM TARIM ALANI
MERKEZ 143800 17067 43 303 60.370
AĞLASUN 31700 3387 5513 8.900
ALTINYAYLA 34000 724 3121 3845
BUCAK 141400 11540 21 660 33 200
ÇAVDIR 37100 6234 12671 18 905
ÇELTİKÇİ 24700 2270 3250 5520
GÖLHİSAR 30000 15775 1875 17650
KARAMANLI 44000 9140 8220 17360
KEMER 25400 3444 9456 12900
TEFENNİ 50500 13000 7630 20630
YEŞİLOVA 126100 11168 25752 36920
TOPLAM 688700 93749 142 451 236200
CİNSİ YILLAR EKİLİŞ (Hek) ÜRETİM (Ton) VERİM (kg/da)
Y. MERCİMEK 1998
1999
2000
2001
2002 35.0
30.0
25.0
15.0
20.0 30.0
19.0
15.0
10.0
14.0 86.0
63.0
60.0
66.6
70.0
ENDÜSTRİ BİT.
AYÇİÇEĞİ 1998
1999
2000
2001
2002 334.0
90.0
350.0
370.0
540.0 209.0
63.0
210.0
366.0
540.0 62.5
70.0
60.0
99.0
100.0
HAŞHAŞ * 1998
1999
2000
2001
2002 1 217.2
1 889.6
1 704.0
3 736.7
4 291.7 891.0
1472.3
1483.0
32 280.0
2 638.5 73.2
78.0
87.0
86.0
61.4
ANASON * 1998
1999
2000
2001
2002 20 551.0
17 682.0
14 290.0
9 733.0
9 887.5 11 425.2
10 105.7
7 980.0
3 894.0
5 372.0 55.6
57.0
56.0
40.0
54.3
Ş. PANCARI 1998
1999
2000
2001
2002 8 563.8
6 145.0
6 325.4
5 169.0
5 883.6 358 373.0
253 420.0
270 937.0
221 896.0
257 277.0 4 184.7
4 124.0
4 283.0
4 290.0
4 372.7
TÜTÜN 1998
1999
2000
2001
2002 790.0
1383.0
620.0
430.0
272.0 2 245.0
2568.0
1 570.0
1 240.0
680.0 284.0
185.0
253.0
288.0
250.0
YEM BİTKİLERİ
YONCA (Yeşil Ot) 1998
1999
2000
2001
2002 1 878.8
1 999.0
2 200.0
2 118.0
1 862.9 58 400.0
70 350.0
57 473.0
61 610.0
52 915.0 3 108.0
3 519.0
2 612.0
2.908.0
2 840.4
FİĞ (Yeşil Ot) 1998
1999
2000
2001
2002 1 728.5
1 431.0
1 630.0
2 240.5
2 581.0 19 548.0
15 380.0
11 546.0
11 215.0
7 746.0 1 130.0
1 075.0
708.0
500.5
300.1
KORUNGA 1998
1999
2000
2001
2002 745.0
804.0
1 092.0
1 477.0
1 342.4 5 460.0
5395 (Y.Ot)
6 189 (Y.Ot)
12 194.0 (Y.Ot)
11 320.0 733.0
671.0
567.0
825.5
843.2
H. PANCARI 1998
1999
2000
2001
2002 333.0
455.0
509.0
447.0
483.0 25 710.0
33 075.0
31 790.0
32.060.0
35 390.0 7 720.7
7 261.0
6 245.0
7 172.0
7 327.1
Tablo 8: Sulanan Arazi Miktarlarının İlçelere Göre Dağılımı (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
* Türkiye’de haşhaşın %10,3’ü Burdur’da üretilmektedir.
* Türkiye’de anason üretiminin %39.6’sı Burdur’da üretilmektedir.
6. BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM VE VERİM DURUMU
BİTKİSEL ÜRETİM VE VERİM
a.a.a. Tarla Bitkileri Üretim ve Verimi
İlimiz bitkisel üretimin büyük bir kısmının tarla bitkileri oluşturmaktadır. İlimizde tarla bitkileri olarak hububat ve bakliyat ön sırada yer almakta, bunu yem bitkileri ekimi takip etmektedir. Tarla bitkilerinin son 5 yıllık ekiliş, üretim ve verim miktarları Tablo 10’da verilmiştir.
CİNSİ
YILLAR EKİLİŞ (HEK) ÜRETİM(TON) VERİM(Kg/Da)
HUBUBAT
BUGDAY 1998
1999
2000
2001
2002 74 973.0
79 879.0
69 962.0
69 995.0
68 497.0 184 106.0
202 734.0
173 782.0
162 855.0
171 914.0 245.5
254.0
248.0
232.6
249.9
ARPA 1998
1999
2000
2001
2002 23 872.0
25 486.0
27 096.0
26 531.0
27 842.0 62 147.0
65 795.0
68 613.0
67 954
72 094 260.3
258.0
252.0
256.0
258.3
MISIR(dane)
1998
1999
2000
2001
2002 802.0
805.0
817.0
760.0
752.1
2 362.5
2 885.0
2 952.0
2 372.0
2 745 294.5
358.0
361.0
312.0
364.9
BAKLAGİL
NOHUT
1998
1999
2000
2001
2002 23 750.0
21 252.5
20 795.0
21 540.0
23 306.0 17 684.0
13 279.0
11 930.0
12 159.0
14 551.0 74.4
62.0
57.0
56.0
62.4
K.FASULYE
1998
1999
2000
2001
2002 1 096.3
992 .0
1 163.0
1 079.0
974.5 1 211.0
1 202.5
1 359.0
1 197.0
1 201.0 110.4
121.0
117.0
110.0
123.2
YUMRULU BİT.
PATATES 1998
1999
2000
2001
2002 707.0
666.0
722.0
700.0
817.0 20 965.0
17 456.0
18 947.0
18 536.0
23 075.0 2 965.3
2 621.0
2 624.0
2 648.0
2 824.3
CİNSİ YILLAR EKİLİŞ(HEK) ÜRETİM(TON) VERİM(Kg/Da)
K. SOĞAN 1998
1999
2000
2001
2002 1 057.0
972.0
855.0
777.0
406.0 27 110.0
17.798.0
14 740.0
15 399.0
6.877.0 2 565.0
712.5
1 724.0
1 981.0
1 693.8
K. SARIMSAK 1998
1999
2000
2001
2002 39.5
39.5
41.5
49.5
34.0 402.0
368.0
392.0
448.0
324.0 1 018.0
932.0
945.0
905.0
Tablo 9: Son 5 Yıllık Tarla Bitkileri Üretim ve Verim Durumu (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
YEM BİTKİLERİ
ÜRÜN ADI : FİĞ
İ Ekilen alan
(Hektar)
Kaldırılan ürün miktarı
(Ton)
Dane Ot Dane Yeşil ot Kuru ot
MERKEZ 50 265 1 000 50 3 180 -
AĞLASUN - 130 - - 620 -
ALTINYAYLA - 37 - - 296 -
BUCAK 58 1 400 1 600 93 750 4 725
ÇAVDIR - 39 - - - 195
ÇELTİKÇİ - 100 - - 1 000 -
GÖLHİSAR - 140 - - - 1 400
KARAMANLI - 120 - - - 300
KEMER - 20 - - 400 -
TEFENNİ - 180 - - - 720
YEŞİLOVA - 150 - - 1 500 500
TOPLAM 108 2 581 143 7 746 7 840
ÜRÜN ADI : KORUNGA
İ
Kaldırılan ürün miktarı
(Ton)
Yeşil ot Kuru ot Tohum
MERKEZ 650 4 500 400 -
AĞLASUN 105 4 200 - -
ALTINYAYLA 4 20 - -
BUCAK 93 - 465 -
ÇAVDIR 60.4 - 450 -
ÇELTİKÇİ 30 - 60 -
GÖLHİSAR 200 - 2 000 -
KARAMANLI 20 - 140 -
KEMER 60 900 - -
TEFENNİ 20 200 - -
YEŞİLOVA 100 1 500 500 -
TOPLAM 1 342.4 11 320 4 018 -
ÜRÜN ADI : YOCA
İ
Kaldırılan ürün miktarı
(Ton)
Yeşil ot Kuru ot Tohum
MERKEZ 450 13 750 - -
AĞLASUN 185 4 000 - -
ALTINYAYLA 3 75 - -
BUCAK 214 1 680 6 000 -
ÇAVDIR 59.9 - 599 -
ÇELTİKÇİ 68 4 500 470 -
GÖLHİSAR 250 - 2 500 -
KARAMANLI 95 4 750 - -
KEMER 108 7 560 - -
TEFENNİ 30 600 - -
YEŞİLOVA 400 16 000 4 000 -
TOPLAM 1 862.9 52 915 13 569 -
ÜRÜN ADI : HAYVAN PANCARI
İLÇE ADI Ekili alan
(Hektar) Hasat edilen
Alan (Hektar) Verim
(Kg/Hek.)
Kaldırılan
Ürün miktarı (Ton)
MERKEZ 200 200 80 000 16 000
AĞLASUN 25 25 70 000 1 750
ALTINYAYLA 2 2 50 000 100
BUCAK 20 20 75 000 1 500
ÇAVDIR 26 26 40 000 1 040
ÇELTİKÇİ - - - -
GÖLHİSAR 30 30 70 000 2 100
KARAMANLI 100 100 70 000 7 000
KEMER - - - -
TEFENNİ 50 50 70 000 3 500
YEŞİLOVA 30 30 80 000 2 400
TOPLAM 483 483 35 390
Tablo 10: Bitkisel Üretim ve Verim Durumunun İlçelere Göre Dağılımı
(Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
BÖLÜM IV
BURDUR’DA HAYVANCILIK
Burdur ilinde, özellikle et ve süt verimi yüksek kültür ırkı büyükbaş hayvan populasyonu ağırlıklıdır. Mevcut 109.271 büyükbaş hayvanın yaklaşık yüzde 98’i kültür ırkıdır.
Küçükbaş hayvanların yüzde 53.5’i keçi (217.924 baş) yüzde 46.5’i de koyun’dur (189.628 baş).
Kanatlı hayvanların büyük çoğunluğu tavuk ve horoz (672.149 adet) olup, az sayıda hindi (8.323 adet) ve kaz-ördek (4.407 adet) mevcuttur.
Ayrıca, Burdur ili sınırları içerisindeki göllerde tatlı su balıkçılığı da yapılmaktadır. Gölhisar Gölünde sazan ve yayın balığı, Karataş Gölünde sazan, tatlı su levreği ve Salda Gölünde sazan balığı avlanmaktadır.
Avlanma faaliyetleri göllerin kullanım haklarını alan kooperatiflere üye şahıslar tarafından yapılmaktadır.
“Burdur’da son yıllarda süt hayvancılığına önem verilmesi ve kültür ırkı hayvan sayısındaki artış sebebiyle süt üretimi oldukça artmıştır. 1995 yılında 209.700 ton süt üretimi gerçekleştirilmiştir.”
1. HAYVAN VARLIĞI
İlimizde 2002 yılı hayvan varlığı cinsleri üzerinden tabloda verilmiştir. İlimizde Büyükbaş hayvanların %98’i kültür ırkıdır.
HAYVANLAR CİNSİ ADEDİ TOPLAM
Ğ
ı
11 513
Ş
ı
244 544
ı
ş
6 544
277 215
38 152
Tablo 11: 2001 Yılı Hayvan Varlığı (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu. Burdur: Aralık 2002)
İLÇE ADI KÜLTÜR KÜLTÜR MELEZİ YERLİ TOPLAM
MERKEZ 14 178 30 700 200 45 078
AĞLASUN 2 635 765 - 3 400
ALTINYAYLA 503 370 152 1 025
BUCAK 12 710 1 705 1 085 15 500
ÇAVDIR 2 050 3 035 1 100 6 185
ÇELTİKÇİ 2 800 1 350 - 4 150
GÖLHİSAR 6 750 1 900 - 8 650
KARAMANLI 5 960 245 220 6 425
KEMER 4 690 890 120 5 700
TEFENNİ 1 755 1 810 265 3 830
YEŞİLOVA 10 965 605 - 11 570
TOPLAM 64 996 43 375 3 142 111 513
Tablo 12: Büyükbaş Hayvan Varlığının İlçelere Göre Dağılımı (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
2. HAYVANSAL ÜRETİM VE VERİM
a. BÜYÜKBAŞ, KÜÇÜKBAŞ VE KÜÇÜK EVCİL HAYVANLAR ÜRETİM VE VERİMİ
İlimizde hayvansal ürünlerden et ,et olarak tüketildiği gibi Güç Birliği Et Kombinası ve 3 imalathanede sucuk üretimi yapılmaktadır. Süt ve Süt Ürünleri ise özel bir firmaya ait 1 fabrika ile 16 mandıra tarafından işlenmektedir. Sütün %80’i İl dışına gitmektedir. İlimizin son 5 yıllık hayvansal ürünler üretim miktarları Tablo 13’de verilmiştir.
YIL SÜT
(ton) ET
(ton) YAĞ
(ton) PEYNİR
(ton) YAPAĞI-YÜN KIL (ton) BAL
(ton) YUMURTA
(Adet)
1998 196 857 2 813 70 3 149 314,6 672 156.008.000
1999 217 316 4 232 5 3 693 324 755 151.222.000
2000 228 863 2 014 10 1 944 305 588 137.380.000
2001 234 426 3 179 4 1 500 309,8 551 97 982 500
2002 219 049 2 979 4 1 500 234 692 58 880 080
Tablo 13: Son 5 Yıllık Hayvansal Ürünler Üretim Miktarları (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
ARICILIK ÜRETİMİ
Burdur’da arıcılık yeni gelir kaynaklarından birini oluşturmaktadır.
Burdur Tarım İl Müdürlüğü’nün verilerine göre Burdur ilinde 1995 yılında, toplam 37.305 ilkel ve fenni kovan bulunmaktadır. 1988 yılında 399 ton olan bal üretimi, 1989 yılında 432 tona ulaşmış, 1990 yılında 349 ton bal elde edilirken 1995 yılında 701 ton bal üretimiyle artış kaydedilmiştir.
“Burdur’a yönelik arıcılık politikasında mevcut üreticilerin yanında yeni üreticilerin devreye sokularak aile işletmesi sayısının artırılması amaçlanmalıdır. Bu yönde hane başına 20 kovandan az olmamak kaydıyla, arıcılığın ayni kredilerle desteklenmesi sağlanmalıdır.
Yörede yapılan incelemelerde, kredi konusunda bilgilenmeye ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır.”
c. SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ
İlimizde su ürünleri üretimi, göllerde avcılık yoluyla ve kültür balığı yetiştiriciliği şeklinde yapılmaktadır. Uylupınar, Karacaören Baraj Göllerinde ve Karataş Gölünde avcılık yapılmaktadır. Yapraklı Baraj Gölünün kirası 2001 yılında bitmiş olup, yeniden kiralama işllemleri devam etmektedir. Çavdır (Kızıllar) Baraj Gölü 15.09.1999 yılında 5 yıllığına S.S. Kızıllar Köyü Su Ürünleri Kooperatifine kiralanmasına rağmen alet ekipman ve bilgi yetersizliği nedeniyle sınırlı sayıda avcılık yapılmaktadır.
GÖL ADI YILLAR SAZAN (Kg) AYNALI SAZAN (Kg) SUDAK (Kg) HAVUZ BALIĞI (Kg) YAYIN (Kg)
UYLUPINAR
(GÖLHİSAR) 1998
1999
2000
2001
2002 4 100
4 450
5 300
9 000
4 000 -
-
-
-
- 4 400
650
500
900
- -
-
-
-
- 350
540
1 750
800
500
KARACAÖREN I
(BUCAK) 1998
1999
2000
2001
2002 5 940
5 936
6 021
1 613
300 -
-
-
-
- 10 439
2 676
3 537
320
6000 -
-
-
-
9000 -
-
-
-
-
YAPRAKLI
(GÖLHİSAR) 1998
1999
2000
2001
2002 -
-
-
-
- -
22 700
12 500
11 000
- -
-
-
-
- -
-
-
-
- -
-
-
-
-
KARATAŞ
(KARAMANLI) 1998
1999
2000
2001
2002 -
-
-
9 490
500 -
-
-
-
- -
-
-
330
1 500 -
-
-
-
- -
-
-
-
-
ÇAVDIR
(KIZILLAR) 1999
2000
2001
2002 -
-
-
30 -
-
-
10 -
-
-
- -
-
-
- -
-
-
-
Tablo 14: Son Yıllık Su Ürünleri Üretimi (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
YILI TÜRÜ Havuzlarda Üretim (Kg) Kafeslerde Üretim (Kg) Toplam (Kg)
1998 Alabalık 95 900 296 455 392 355
1999 Alabalık 176 276 288 100 464 376
2000 Alabalık 113 130 302 500 415 630
2001 Alabalık 196 970 244 400 441 370
2002 Alabalık 119 600 305 400 425 000
Tablo 15: Su Ürünleri Kültür Balıkları Üretimi (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
Yılı Adedi
Üretim Türü Üretim Şekli Kapasite
(Ton/Yıl) Onaylanan Birim
1998 2 Alabalık Havuz 30 T.K.B. İl Müdürlüğü
1998 2 Alabalık Kafes 50 T.K.B. TÜGEM
1999 3 Alabalık Havuz 71.5 T.K.B. İl Müdürlüğü
2000 1 Alabalık Havuz 9 T.K.B. İl Müdürlüğü
2001 1 Alabalık Kafes 25 T.K.B. İl Müdürlüğü
2002 - - - - -
Tablo 16: Son 5 yıl içerisinde onaylanan projeler (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
İlimizde mevcut göl ve göletlere 2002 yılında balıklandırma yapılmamıştır.
3. BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM GELİRİ DURUMU
İlimiz 2001 yılı bitkisel üretim geliri 171.149.349.000.000. TL, hayvansal üretim geliri 68.399.152.000.000. TL olup, toplam üretim geliri 239.548.501.000.000. TL’dir.
ÜRETİM 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Bitkisel Ür. Geliri 38.715.460 77.392.971 85.880.135 121.141.801 171.149.349 241.125.998
Hayvansal Ür. Geliri 16.880.517 28.148.030 39.650.760 50.714.900 68.399.1852 94.637.516,3
TOPLAM 55.595.977 105.541.001 125.530.895 171.856.701 239.548.501 335.763.514,3
Tablo 17: Son 5 Yıllık Bitkisel ve Hayvansal Üretim Geliri (1.000.000 TL) (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
BÖLÜM V
TARIM VE KÖY İŞLERİ BAKANLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ
1. PROJE VE İSTATİSTİK ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMALARI
a. TARIMSAL DESTEKLEME ÇALIŞMALARI
Yem Bitkilerinin Hayvan Yetiştiriciliğinde Önemi ve 2000/467 Sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Yürütülen Çalışmalar
Bölgemizde başlıca yonca, korunga, adi fiğ, macar fiği, triticale, silajlık mısır, hayvan pancarı, sudan(sorgun) otu, şugarleaf yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yem bitkilerinin başlıca avantajları; Hayvanların besi değerini arttırmakta, süt verimini yükseltmekte, hazır kesif yemlerin yerini alarak üreticiye maddi destek sağlamaktadır. Yem bitkilerinin başlıca özellikleri şunlardır;
YONCA: Yonca sulak arazilerde ekimi gereken çok yıllık bir yem bitkisidir. Tohumunun dekara 4-5 Kg atılması gerekmektedir. Yoncalar hasat zamanı yeşil ot olarak ve aynı zamanda balya yapılarak kış sürecinde de hayvanlara yem olarak verilmektedir.
KORUNGA: Korunga kıraç arazilerde ekimi yapılan çok yıllık bir yem bitkisidir. Tohumunun dekara 10-12 Kg atılması gerekmektedir. Koprungalar hasatla yeşil ot olarak ve aynı zamanda balya yapılıp, yem olarak tüketilmektedir.
ADİ FİĞ ve MACAR FİĞİ: Fiğ kıraç arazilerde ekimi yapılan tek yıllık baklagillerden bir yem bitkisidir.tohumu dekara 10-12 Kg atılması gerekmektedir. Adi Fiğin sap kısmı güçsüz olduğunda yulaf ve arpa ile yaklaşık 1/3 oranında yani 9-10 Kg Adi Fiğ tohumu, 3 Kg Yulaf tohumu atılarak hasat zamanında ürünün dik durmasını sağlayarak hasatta kolaylık sağlanmaktadır. Macar Fiğinde bu uygulamaya gerek görülmemektedir.
SİLAJLIK MISIR: Silajlık mısır sulu arazilere ekimi yapılan tek yıllık bir yem bitkisidir. Tohumu dekara 4-5 Kg atılması gerekmektedir. Mısırlar silaj yapılarak yem bitkisi olarak değerlendirilmektedir.
HAYVAN PANCARI: Hayvan pancarı sulu arazilerde ekimi yapılan tek yıllık bir yem bitkisidir. Tohumu dekara 2 Kg atılması gerekmektedir. Hayvanların iştahla yediği bir yem bitkisidir.
SORGUM-SUDAN OTU (ŞUGARLEAF): Sulu arazilerde ekimi yapılan tek yıllık yem bitkileridir. Tohum dekara 3,5-4 Kg atılması gerekmektedir. Hasattan sonra tüketilmektedir.
“Tarım İl Müdürlüğü olarak, 2000/467 sayılı hayvancılığın desteklenmesi hakkındaki genelge kapsamında çok yıllık (yonca ve korunga) bitkilere en az 10 dekar olmak koşuluyla %30, tek yıllık (Adi fiğ, macar fiği, silajlık mısır, triticale, hayvan pancarı, sudan otu, şugarleaf) bitkilere en az 25 dekar olmak şartıyla %20 destekleme primi ödenmektedir.”
Bu projeler kapsamında Burdur İl Genelinde 2000 yılında üreticiye 119.577.880.000 TL, 2001 yılında 876.582.646.000 TL, 2002 yılında 781.174.365.500 TL. Yem Bitkileri Desteklemesi ödemesi gerçekleşmiştir.
Tarım İl Müdürlüğü olarak 2003 yılı faaliyetlerimiz sürmektedir.
2000/467 Sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında 2002 Yılında Yürütülen Çalışmalar
Söz konusu karar kapsamında İl Merkezi ve bağlı köylerde 01 Ocak-2002 - 31 Aralık 2002 tarihleri arasında 79 adet yem bitkileri projesi onaylanmıştır. Bu projeler çerçevesinde 518 da. Yonca, 398 da. Korunga, 994 da. Fiğ, 246 da. Triticale, 142 da. S. Mısır ekimleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bir çiftçimize ğproje kapsamında yağmurlama sulama sistemi ödemesi yapılmıştır.
İl Merkezinde 31 Aralık 2002 tarihine kadar onaylanan projelerin toplam yatırım tutarı 216.577.752.000- TL. dir. Projelerin toplam destekleme tutarı 54.421.325.000- TL. olup, 38.630.075.000- TL. destekleme ödemesi yapılmıştır. Ayrıca 2001 yılında onaylanıp hakedişi 2002 yılında yapılan projelere 20.503.874.500- TL. destekleme ödemesi yapılmıştır. Toplam 2002 yılında yapılan hakediş 59.133.949.500. TL. dir.
İl genelinde 583 proje onaylanmıştır. 1.475 dekar Yonca, 848 da Korunga, 572 da. M. Fiği, 24.408 da. A. Fiğ, 5.000 da. Triticale, 630 da. H.Pancarı, 168 da. Sudan otu, 10.915 da. S.Mısır olmak üzere toplam 44.017 da. ekilişleri gerçekleştirilmiştir. Bu projelere 6 ad. Silaj makinesi, 1 ad. Rötavatör, 18 ad. Çayır biçme makinesi, 1 ad. Mibzer , 1 ad. Yükleme aparatı, 5 ad. Pulluk, 1 ad. Ot tırmığı, 1 ad. Sulama sistemi ilave edilerek Alet-Makine desteklemelerinden de yararlanmaları sağlanmıştır.
İl genelinde 31.12.2002 tarihine kadar onaylanan projelerin toplam yatırım tutarı 3.875.398.252.000. TL. dir. Projelerin toplam destekleme tutarı 804.102.841.000. TL. olup, 746.593.765.000. TL. destekleme ödemesi yapılmıştır. Ayrıca 2001 yılında onaylanıp hakedişi 2002 yılında yapılan projelere 34.580.600.500. TL. destekleme ödemesi yapılmıştır. Toplam 2002 yılında yapılan hakediş 781.174.365.500. TL. dir.
Projeler ile ilgili çalışmalara 2003 yılında da devam edilecektir. Proje ile ilgili yayım ve diğer çalışmalarımız devam etmektedir.
2. HAYVAN SAĞLIĞI ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMALARI
a. BULAŞICI HASTALIKLAR :
İlimizde 2002 yılı içerisinde 4 mihrakta Şap, 5 mihrakta Burucella Melitensis, 2 mihrakta Koyun-Keçi çiçek hastalığı ve 1 mihrakta sığır tüberkülozu olmak üzere toplam 12 mihrakta hastalık çıkmış olup, 1 mihraktaki Br melitensis hastalığı dışındaki tüm hastalık mihrakları alınan idari ve fenni tedbirlerle mahallinde söndürülmüştür.
HASTALIĞIN ADI HASTALIĞIN ÇIKTIĞI YER
Brucelle Melitensis Bucak/Karaaliler
Brucella Melitensis Bucak/Ürkütlü
Brucella Melitensis Bucak/Yüreğil
Brucella Melitensis Bucak/Kestel
Brucella Melitensis Burdur/Güneyyayla
Koyun-Keçi Çiçek Tefenni/Hasanpaşa
Koyun-Keçi Çiçek Karamanlı/Manca
Şap Burdur/Menderes
Şap Burdur/Aziziye
Şap Burdur/Kışla-Bağlar
Şap Çavdır/Kozağaç
Tüberküloz Burdur/Kozluca
Tablo 18: Buaşıcı Hastalıklar (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
b. KORUYUCU VE BEDELLİ AŞILAMALAR:
il genelinde 2002 yılında hastalık çıkış ve sönüşleri de dahil olmak üzere, her türlü aşılamalarda 152.712 büyükbaş, 337.189 küçükbaş, 5.510 kanatlı, 2.509 kedi-köpek olmak üzere, toplam 497.920 baş muhtelif hayvana aşı tatbik edilmiştir.
c. KUDUZ HASTALIĞI İLE MÜCADELE ÇALIŞMALARI:
İlimiz genelinde 2002 yılında 2.509 kedi ve köpek kuduz aşısı ile aşılanmıştır.
d. HAYVAN VE HAYVANSAL ÜRÜNLERİN İHRACINDA SAĞLIK MUAYENELERİ VE RAPOR TANZİMİ:
2002 yılı içerisinde 58.984 büyükbaş, 115.137 küçükbaş, 46 tek tırnaklı, 1000 adet balık, 41.168 ad. arılı kovan Yurt İçi Veteriner Sağlık Raparu, 2.739.603 kg (sığır,koyun,keçi eti ile böbrek iç yağı) et Havyan Maddelerinin Sevkine mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu ile diğer illere sevk edilmiştir.
e. SAĞLIK TARAMASI:
İlimiz genelinde 2002 yılı içerisinde 209.933 büyük baş, 169 baş tek tırnaklı, 435.861 küçükbaş 7.725 kanatlı, 2.728 baş kedi- köpek ve 22.809 ad. Arılı kovan olmak üzere toplam 679.125 baş muhtelif hayvan salgın, bulaşıcı ve zoonoz hastalıklar yönünden kontrolden geçirilmiştir.
f. POLİKNİK ÇALIŞMALARI:
ilimiz genelinde 2002 yılında klinik ve köy çalışmalrında ; özel ve resmi Veteriner Hekimlerce 3.846 baş sığır, 1.140 baş koyun, 1.210 baş keçi, 33 baş tek tırnaklı, 94 baş köpek, 12 baş kedi ve 52 kanatlı olmak üzere, toplam 6.387 baş muhtelif hayvan muayene edilip, teşhis ve tedavileri gerçekleştirilmiştir.
g. HAYVANCILIK BELGESİ
2002 yılı içerisinde süt teşvik primi ve Tarım Kredi Kooperatifi kaynaklı kredililerden faydalanmak üzere, 4.037 yetiştiriciye hayvan varlığı mevcut belgesi tanzim edilmiştir.
h. ZOONOZ HASTALIKLAR:
ilimiz Sağlık Müdürlüğü ile ortaklaşa yürütülen Zoonoz Hastalıkların 1 yıllık değerlendirilmesinde, Sağlık Müdürlüğünden bildirilen verilere göre, Kuduz Hastalığı yönünden 803 kişinin kedi ve köpekler tarafından ısırılmış olduğu, ayrıca 136 kişide Brucella, 2 kişide Şarbon ve 2 kişide Leptospirosis hastalığına rastlanıldığı bildirilmiştir.
Hayvanlarda ise İlimiz genelinde 5 mihrakta Zoonoz hastalık (Brucella Melitensis) görülmüştür.
ı. BÜYÜKBAŞ HAYVANLARIN TESCİLİ, TANIMLANMASI VE İZLENMESİ:
ilimiz genelinde 2001 yılı eylül ayında başlanılan çalışmalar sonucu, 110.000 büyükbaş hayvana kulak küpesi takılmış ve daha önce küpeli olanlarla beraber 121.396 büyükbaş hayvan kayıt altına alınmıştır.
Ş AŞILANAN
BÜYÜKBAŞ KÜÇÜKBAŞ
ENTEROTOXEMİE
ENFEKSİYON HEPATİT NECROZAN
AGALACTİA
KEÇİ CİĞER AĞRISİ
ECTİMA -
-
-
-
- 141.892
1.930
5.735
25.549
1.750
TOPLAM - 176.856
Tablo 19: Burdur İli 2002 Yılı Bedelli Aşılama Cetveli (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
FAALİYETİN ADI PROGRAM DÖNEM GERÇEKLEŞMESİ AŞILANAN HAYVAN
MİKTARI %’si
BÜYÜKBAŞ HAYVANLARDA
Şap Aşılaması
142.300
148.853
105
KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARDA
Şap Aşılaması
-
54.462
-
KOYUN
Vebası Aşılaması
16.500
14.594
88
BÜYÜKBAŞ HAYVANLARDA
BR.S. 19 Genç Aşılaması
-
-
-
BÜYÜKBAŞ HAYVANLARDA
BR.S.19 Ergin Aşılaması
-
-
-
KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARDA
Rew.1 Genç Aşılaması
42.000
36.417
87
KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARDA
Rew. 1 Ergin Aşılaması
4.000
6.389
160
SIĞIRLARDA THEİLERİOSİS
Aşılaması
-
-
-
BÜYÜKBAŞ HAYVANLARDA
ANTHRAX Aşılaması
3.635
3.859
106
KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARDA
ANTHRAX Aşılaması
5.100
7.541
148
KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARDA
Çiçek Aşılaması
17.000
40.930
241
MAVİ DİL - - -
KEDİ ve KÖPEKTE KUDUZ
Aşılaması
3.100
2.509
81
KANATLILARDA EWCASTLE
Aşılaması
18.000
5.510
31
TARAMA (Muhtelif Baş) 471.000 679.125 144
Tablo 20: Burdur İli 2002 Yılı Hayvan Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Çalışmaları (İl Ggeneli) (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
İ TOPLAM AŞILANAN HAYVAN MİKTARI
B. BAŞ K. BAŞ
ŞAP 13. Mihrakta
Burdur/Bağlar Mah. Menderes Mah. Gökçebağ Yarıköy, Büğdüz, Bayındır, Bağlar Mah. Kemer/Yeni Cami Mah. Tefenni/Beyköy-Yokuş Mah. Hasanpaşa-Yuvalak. Çavdır/Kozağaç
16.933
13.295
BRUCELLA MELİTENSİS 1. Mihrakta
Burdur/Aziziye, Karaçal, Gökçebağ -
2.620
ANTHRAX 1. Mihrakta: Burdur/Askeriye 975 180
SIĞIR TÜBERKÜLOZU 1. Mirakta: Burdur/Büğdüz - -
İBR 7. Mihrakta:
Burdur/A.Müslümler, Büğdüz, Yassıgüme, Başmakcı-Çeltikçi/Bağsaray-Bucak/Ürkütlü - -
TAVUK TİFOSU 1. Mihrakta: Tefenni/Fatih Mah. -
PPR (Koyun-Keçi Vebası) 1. Mihrakta: Yeşilova/Bayındır Köyü - 4.000
ŞAP
4. Mihrakta
Burdur/Hacılar, Yarıköy, Necatibey Mah. Bucak/Katrandağı 1.749 325
PPR (Koyun-Keçi Vebası) 4. Mihrakta
Gölhisar/Armutlu Mah., Karapınar.
Burdur/Halıcılar. Karamanlı/Kavaklar - 16.213
BRUCELLA MELİTENSİS 4. Mihrakta
Burdur/Yarıköy, Kozluca, Gökpınar
Bucak/İncirdere - 4.045
KOYUN-KEÇİ ÇİÇEK 1. Mihrakta: Bucak/Kestel 400
Şış KEDİ-KÖPEK
345
RUAM 15. Mihrakta
Burdur/Kayış, Yarıköy, Yazıköy,
Hacılar, Gökçebağ. Çavdır/Söğüt, Kozağaç. Gölhisar/Yeşildere, Elmalıyurt.
Bucak/Karapınar, Heybeli, Taşyayla, Çamlık, Kestel. - -
SIĞIR TÜBERKÜLOZU 1.Mihrakta : Burdur/Büğdüz - -
ŞAP 3. Mihrakta
Burdur/Büğdüz, Yarıköy, Karakent 3.800 -
BRUCELLA MELİTENSİS 3. Mihrakta
Gölhisar/Çamköy.Bucak/Karaaliler. Tefenni/Hasanpaşa - 3.085
ANTHRAX 2. Mihrakta
Burdur/Güneyyayla, Taşkapı 1.012 3.016
KOYUN-KEÇİ ÇİÇEK 2. Mihrakta
Gölhisar/Karapınar. Karamanlı/Esenler. - 1.955
ŞAP 5. Mihrakta
Burdur-Menderes Mah., Kışla Mah., Bağlar Mah., Aziziye. Çavdır-Kozağaç 9.274 7.620
BRUCELLA MELİTENSİS 5. Mihrakta
Bucak-Karaaliler, Ürkütlü, Yüreğil, Kestel
Burdur-Yaylabeli - 1.055
TÜBERKÜLOZİS 1. Mihrakta: Burdur/Kozluca - -
KOYUN-KEÇİ ÇİÇEK
3. Mihrakta:
Karamanlı-Mar-Manca Tefenni-Hasanpaşa - 3.400
ŞAP 3. Mihrakta
Burdur-Düğer, Kayaaltı, Hızırilyas Mah. 3.120 -
BRUCELLA MELİTENSİS 1. Mihrakta: Bucak-Avdancık - 1.910
ANTRAX 1. Mihrakta: Ağlasun 50 2.881
Tablo 21: Burdur İlinde Son 5 Yılda Çıkan-Sönen Sağlığı ve Bulaşıcı Hayvan Hastalıkları (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
AYI Pazara Get. Hay. Sayısı Raporlu Menşeli Belgesiz Sat.Yap. Hay. Sayısı
Ocak 9.300 1.774 7.526 - 5.871
Şubat 15.905 3.765 12.140 - 11.926
Mart 13.445 4.879 8.566 - 8.383
Nisan 10.567 3.463 7.104 - 6.225
Mayıs 14.038 5.339 8.699 - 11.227
Haziran 6.311 2.783 3.528 - 3.638
Temmuz 9.181 3.868 5.313 3 6.517
Ağustos 10.796 5.003 5.790 - 6.964
Eylül 11.680 5.711 5.969 - 7.467
Ekim 2.691 1.023 1.668 - 1.622
Kasım 9.418 3.577 5.841 - 6.114
Aralık 7.554 2.956 4.598 - 4.729
Toplam 120.886 44.141 76.742 3 80.683
Tablo 22: Hayvan Pazarları Kontrolü 2002 (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
i. KAÇAK YAKALANAN HAYVAN VE HAYVAN MADDELERİNE YAPILAN İŞLEMLER
“İlimizde kaçak hayvan nakleden şahıslar hakkında İl ve İlçe Müdürlüklerimiz görevlileri ile Emniyet, Jandarma ve Belediye Zabıta Güçlerince ortaklaşa yapılan çalışmalar neticesinde toplam 27 sevkte 131 adet büyükbaş, 413 adet küçükbaş, 1250 adet kanatlı, 40 adet arılı kovan, 503 adet sığır derisi 1088 adet koyun derisi, 168 adet keçi derisi ve 150 kg. et’in kaçak sevk edildiği tespit edilerek yasal işlem yapılmıştır.”
3. KONTROL ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMALARI
a. GIDA KONTROL ÇALIŞMALARI :
Gıda Kontrolünün amacı; Gıda maddeleri üreten fabrika ve imalathanelerde üretilen gıda maddelerinin insan sağlığına zararlı olup olmadığının araştırılması, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ve Ürün Tebliğleri, Mecburi Türk Standardı ve Gıda Maddeleri Tüzüğüne uygunluğunun denetlenmesi ve daha kaliteli, daha sağlıklı koşullarda mamul madde üretilmesini sağlamaktır. 441 Saılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri hakkındaki Kararname ile 560 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kararname gereğince gıdalarda denetleme çalışmaları yürütülmektedir.
Gıda işletmelerinin denetimi yılda en az iki kez yapılacak şekilde programlanmaktadır.
Denetimler sonucunda alınan numuneler İl Kontrol Laboratuar Müdürlüklerine gönderilerek analizleri yaptırılmakta, laboratuar analiz sonuçları ise Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği- Ürün Tebliğine, Ürün tebliği yayımlanmamışsa Mecburi Türk Standard’ına, Standardı yoksa Gıda Maddeleri Tüzüğüne göre değerlendirilmektedir. Analiz sonucu uygun gelen gıda numuneleri gıda işletmelerine yazılı olarak bildirilmektedir. Analiz sonucu olumsuz gelen gıda numuneleri ile ilgili olarak ise; (raf ömrü 15 günden fazla olanlar için) önce işletmeye itiraz hakkını kullanabilmesi için konu yazı ile bildirilmektedir. İşletme sahibi 15 gün içinde itiraz hakkını kullanmak istediği taktirde, Müdürlüğümüze dilekçe ile müracaat ederek, muhafaza edilen şahit numune Bakanlığımızın belirlediği Referans laboratuarına, ücretini işyeri ödemek kaydıyla gönderilir. Referans Laboratuarının analiz sonucu kesin olup bu sonuca göre gerekli işlem Müdürlüğümüzce yapılmaktadır.
İşletme itiraz hakkını tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kullanmak istemediği takdirde ise 4128 sayılı kanunun 18/A maddesinin ilgili hükümlerine göre yasal işlem yapılmaktadır.
Raf ömrü 15 günden az olan ve analiz sonucu olumsuz gelen gıda numunelerinde ise, işletmenin analiz sonucuna itiraz hakkı ürünün raf ömrü ile sınırlıdır. Bu süre içerisinde itiraz hakkını kullanmadığında analiz sonucuna göre gerekli işlem yapılmaktadır.
Söz konusu işletmelerin 2002 yılı içinde 279 kez denetimi yapılmış ve 265 adet gıda numunesi alınmıştır. İl Kontrol Laboratuar Müdürlüklerince yapılan analizleri sonucunda 186 gıda numunesinin Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği- Ürün Tebliği, Mecburi Türk Standardı veya Gıda Maddeleri Tüzüğüne uygun olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre olumsuz çıkan 79 gıda numunesi için ilgili üretim yerlerinden 6’sı yazılı ve sözlü olarak uyarılmış, 48 işletme 4128 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin (g) bendine göre yasal işlem yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. 4 işletme hakkında 4128 sayıl kanun gereği İdari Para Cezası Kararı verilmiştir. Ulusal Çiğ Sütte Kalıntı İzleme Planı Gereği alınan çiğ süt numunelerinden 21 adedinde Aflatoksin M1 ve Kloramfenikol tespit edilmiştir. Konu ile ilgili olarak Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlüğü ile koordineli olarak çiftçilerimizin eğitim faaliyetlerine başlanmıştır. Çiftçi eğitim faaliyetlerimiz sürdürülmektedir.
b. GIDA SİCİL TESCİL VE ÜRETİM İZNİ FAALİYETLERİ
İlimizde bulunn111 adet gıda imalathanesinin 67 adedi Gıda Sicil Sertifikası almıştır. Bu işletmeler ürettikleri ürünler için de 115 adet Üretim İzni Sertifikası almışlardır. Kalan 44 gıda işletmesi Gıda Sicil Üretim İzni Başvurularını yapmışlar, fakat çalışma izni gibi dosyadaki bir takım eksiklikleden dolayı dosyalar beklemededir.
İlimizde üretilen meyve ve sebzelerin saklandığı Soğuk Hava Depoları da Gıda Siciline kaydolmak zorundadırlar. İlimizde bulunan 5 adet Soğuk Hava Deposu Gıda Sicil müracaatlarını yapmışlar, fakat henüz dosyalarını tamamlamışlardır.
c. YEM KONTROL HİZMETLERİ
1734 Sayılı Yem Kanunu, buna bağlı yem yönetmeliği ve 441 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Müdürlüğümüze verdiği yetkiye dayanılarak, ayrıca Bakanlığımız Tamim ve Genelgeleri doğrultusunda yem kontrol hizmetleri yürütülmektedir.
İlimizde Karma Yem üretimi yapan 5 yem fabrikası ile (Ekinciler, Hatipoğlu, Özhatipoğlu, Çavuşoğulları Bur-Ak Yem) 2 adet gayri faal yem fabrikası (BurYem, Bucak Yem) bulunmaktadır. Depolama ve satış yapan ruhsatlı faal 243 adet yem bayimiz mevcuttur. 5 fabrikaya 31 denetim yapılmış 6 takım yem numunesi alınmış, 546 bayi denetimi yapılmış, 122 takım yem numunesi alınmış ve analizleri yaptırılmıştır.
Norm ve tescillerine uygun üretim yapmayan Gaziantep Sercan Yem Fabrikasında üretilen Kemer ilçemizde Osman İşleyen’e ait yem bayiinde satılmakta olan 14,5 ton sığır süt yemine el konularak, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Aynı gerekçe ile Beyşehir Yem Fabrikasına ait İlyas Köyünde satılmakta olan 15 ton sığır süt yemine el konularak suç duyurusunda bulunulmuştur. Söz konusu davalarda yargılama süreci devam etmektedir.
Bakanlığpımızca fabrika kuruluş aşaması tamamlanan Özhatipoğlu Akdeniz Yem Fabrikasına 29.05.2002 tarih ve 1227 no’lu Genç Girişim AŞ. Yem Fabrikasına 14.11.2002 tarih ve 1262 Ruhsat (Yem Üretim Belgesi) tanzim edilmiştir. İş terki sebebiyle 6 yem bayilik ruhsatı iptal edilmiş olup, İl Müdürlüğümüze başvuruda bulunan 16 özel ve tüzel kişiliğe bayilik şartları uygun bulunarak yem bayilik ruhsatları düzenlenmiştir.
Diğer illerde üretim yapan 90’a yakın karma yem fabrikasından ilimize yem girişi olmaktadır. Karma yemlerdeki sorunlar ise zaman zaman uygun olmayan ortamlarda depolama, normlara uygun olmayan yem üretimi (ham protein eksikliği, kül fazlalığı, rutubet ve selüloz fazlalığı, mikrobiyolojik bozukluklar) olarak tespit edilmiştir.
d. YEM SANAYİ
Yem Sanayiinde Burdur’da 4 özel firma (Merkez’de 2, Ağlasun’da 1 ve Bucak’da 1 adet olmak üzere) faaliyet göstermektedir. Bunların toplam kapasiteleri 160.680 ton/yıl olup, kapasite kullanım oranları ise yüzde 30-50 arasında değişmektedir.
Burdur’da yem ve süt üretiminde bir dengesizlik mevcuttur. Sütün büyük bölümü işlenmeden dışarı gönderilirken, tüketilen yemin büyük bölümü dışarıdan gelmektedir
“Yem sanayii; tavukçuluk ve büyükbaş hayvancılık ile birlikte entegre olarak düşünülmeli ve uygulama bu şekilde gerçekleştirilmelidir.”
e. SU ÜRÜNLERİ VE SULARDA KİRLİLİK KONTROL ÇALIŞMALARI
Su ürünleri kaynaklarımızdan ekonomik olarak yararlanmak, üretimi ve su ürünleri ihracatını artırmak için deniz ve iç sularımızdaki su ürünlerinin kalite ve stoklarının korunması, ekonomik türlerin geliştirilmesi, suların kirlenmesinin önlenmesi ve su ürünlerinin kalkınma plan hedeflerine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa ve bu kanuna ait yönetmelik ile 35/1 ve 35/2 numaralı Su Ürünleri Avcılığını düzenleyen sirkülerle gereğince ilimizde su ürünleri kontrol hizmetleri yürütülmektedir.
İlimizde su ürünleri istihsali açısından önemli 6 adet baraj gölü, 3 adet doğal göl ve 11 adet gölet mevcuttur.
Doğal Göller Baraj Gölleri Göletler
1-Karataş
2-Uylupınar
3-Gölcük 1-Karacaören 1
2-Karacaören 2
3-Yapraklı
4-Karamanlı
5-Kızıllar
6-Bademli 1-Tefenni
2-Elmacık
3-Belenli
4-Alanköy
5-Başpınar
6-İğdeli
7-Kemer
8-Hasanpaşa
9-Gökçebağ
10-Askeriye
11-Ağlasun
Tablo 23: İlimizdeki su ürünleri açısından önemli su kaynaklarımız (Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
Yukarıda belirtilen doğal göl, baraj gölü ve göletlerde, karaya çıkş noktalarında, balık stış yerlerinde, yasak tahdit ve mükellefiyetlere uyulup uyulmadığı hususlarında 2002 yılında gerekli kontroller yapılmıştır.
Müdürlüğümüzce 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunun 20., Su Ürünleri Yönetmeliğinin 11. ve 12. Su Ürünleri Avcılığını düzenleyen 35/1 numaralı sirkülerin 36. maddesi gereğince; su kirliliği kontrol çalışmaları yapılmış, su numuneleri alınarak Müdürlüğümüzde ve İl Kontrol Laboratuarında analizleri yapılmıştır.
Su Kirliliği çalışmaları analiz sonuçları değerlendirilerek dönem raorları halinde Bakanlığımıza bildirilmiştir.
f. MEZBAHA VE KOMBİNA ÇALIŞMALARI
2002 yılında ülkemizde mevcut tek tırnaklı, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlardan elde edilecek etlerin gerekli teknik ve hijyenik şartlarda üretilmesini, işlenmesini, mamul madde haline getirilmesini, ambalajlanmasını, paketlenmesini, soğutulmasını, muhafazasını ve nakledilmesini sağlayarak güvenli et ve et ürünleri sağlamak, işletmenin atık ve artıklarının çevre ve toplum sağlığına zarar vermesini önlemek amacıyla yayınlanmış olan, “Kırmızı Et ve Et Ürünleri Üretim Tesislerinin Kuruluş, Açılış, Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik” kapsamında ilimizde mevcut Belediye Mezbahaları ve özel işletmelerde ruhsatlandırma çalışmalarına devam edildi. Yeşilova Belediyesine ait mezbahada ruhsatlandırma çalışmaları sonuçlandırılarak kendilerine 3. sınıf mezbaha çalışma izin belgesi verilmiştir. Ruhsatlandırma çalışmalarına devam edilmiş olup, Karamanlı ve Kemer Belediyelerine ait mezbahanelerde gerekli tadilat işlemlerinin yapılmaması ve dosyalarındaki eksik bilgi ve belgeler olması nedeniyle çalışma izni verilmediğinden 31 Aralık 2000 tarihinde ilgili belediyelerce kapatılmışlar ve halen faaliyet göstermemektedirler.
2002 yılı sonu itibariyle İlimizde Burdur Güçbirliği Gıda San. ve Tic. A.Ş’ne ait 1 adet kombina, Azizoğlu Et Entegre Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait Sucuk İşletmesi ve Aran Sucuk İşletmesi olmak üzere 2 adet sucuk işletmesi, Bucak İlçesinden Zeki DOĞAN’a ait 1 adet Et Parçalama tesisi ve Bucak, Çavdır,Gölhisar, Tefenni ve Yeşilova Belediyelerine ait 5 adet 3. sınıf mezbaha ilgili yönetmelik kapsamında çalışma izni almışlardır. Çalışma izni alarak faaliyetleri devam ettirmekte olan bu tesisler İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli Veteriner Hekimlerce 4’er defa denetlenmiş olup, eksiklik ve aksaklıkları kendilerine bildirilerek en kısa sürelerde tamamlamaları istenilmiştir.
İlimizde bulunan özel kombina, tesisler ve Belediye Mezbahalarında 2002 yılı faaliyetleri dönemler halinde Bakanlığımıza bildirilmiştir.
g. İLDEKİ DAMIZLIK ERKEK HAYVANLARIN SAĞLIK KONTROLLERİ VE DAMIZLIĞA ELVERİŞLİ OLMAYANLARIN ENENMESİ ÇALIŞMALARI
Eneme ile ilgili çalışmalar Merkez İlçede İl Müdürlüğümüz Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğünce, İlçelerde ise İlçe Müdürlüklerimizde görevli Sağlık Personeli, Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenleri tarafından yürütülmektedir.
Yapılan çalışmalarla ilgili raporlar İl Müdürlüğümüze yıl sonu itibariyle bildirilmekte olup, Şube Müdürlüğümüzce İlçeler üzerinden icmalleri yapılarak Bakanlığımız Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğümüze gönderilmiştir.
İLÇE Genç Boğa Boğa Manda
Boğası At Koç Teke Katır Merkez Çebiç Oğlak Genel Toplam
Merkez - - - - 2 3 - - - 47 52
Ağlasun - - - - - - - - - - -
Altınyayla - - - - - - - - - - -
Bucak - 11 - - 36 1302 - - - - 1349
Çavdır - - - - - - - - - - -
Çeltikçi - - - 3 35 115 - 2 - - 155
Gölhisar - - - - 12 43 - - - - 55
Karamanlı - - - - - - - - - - -
Kemer - - - - - - - - - - -
Tefenni - - - - - - - - - - -
Yeşilova - - - 1 - 115 - 5 - - 121
TOPLAM - 11 - 4 85 1578 - 7 - 47 1732
Tablo 24: 2002 Yılı Eneme Yapılan Hayvanların Cinsi ve Miktarları (Baş)
(Kaynak: Burdur Tarım İl Müdürlüğü, Yıllık Çalışma Raporu, Burdur: Aralık 2002)
h. ÇİĞSÜTTE KATKI KALINTI İZLEME PLANI ÇALIŞMALARI:
Çiğ Sütte Katkı Kalıntı İzleme Planı dahilinde toplam 21 süt işleme tesisinden toplam 33 çiğ süt numunesi alınmıştır. Alınan çiğ süt numunelerinde Aflatoksin M1 ve Veteriner İlaç kalıntılarının tespiti için, Ankara İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü, Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilen 33 çiğ süt numunesinden; 12’si nin analiz sonucu olumlu olup, 21 analiz sonucu olumsuz tespit edilmiştir.
ı. ULUSAL SÜT VE MAMULLERİNDE KATKI KALINTI İZLEME PLANI ÇALIŞMALARI
Bakanlığımız Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün Ulusal Süt ve Mamullerinde Katkı Maddeleri İzleme Talimatı doğrultusunda İlimizde bulunan 11 mandıradan ve 52 süt işleme tesisinden 2002 yılı içinde toplam 64 adet beyaz peynir ve yoğurt numunesi alınarak Antalya ve Isparta İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğünde kullanımı yasak olan E.200 (Sorbik Asit), E.202 (Potasyum sorbat) ve E.203 (Kalsiyum Sorbat) kalıntısı tespit analizleri yaptırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 58 numunede kalıntı tesbit edilmemiş olup kalıntı tespit edilen “6” işletme yazılı ve sözlü olarak uyarılmış ve durum Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğümüze yazı ile bildirilmiştir.
i. SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ SANAYİ
Burdur İli ve ilçelerinde mevcut büyükbaş hayvan varlığının büyük bir bölümü (yaklaşık yüzde 98’i) süt verimi yüksek kültür ırkı hayvanlardan meydana gelmektedir. İl’de süt üretimi 1995 yılı için 209.700 tondur.
Burdur’daki bu potansiyele karşılık mevcutta sadece Mis Süt, Pak Süt ve Varollar Süt İşletmeleri Tesisleri vardır. Süt Endüstrisi Kurumuna bağlı fabrikayı devralan Mis Süt Fabrikasının süt işleme kapasitesi 20 ton/gün süt olup, fiili üretim kapasitesi 40 ton/gün süttür. Pak Süt ve Varollar Süt İşletmeleri’nin süt işleme kapasiteleri sırasıyla 15 ton/gün ve 40 ton/gün süttür.
Burdur’da süt inekçiliği yapan çiftçi ailelerinin üretim kooperatifleri çatısı altında örgütlenmiş olmaları, mevcut toplama merkezleri ve soğuk zincir nedeniyle potansiyele kolay ulaşılabilme ve pazara yakınlık (Ege ve Akdeniz) gibi avantajlar gözönüne alındığında, süt ve süt ürünleri yatırımları için İlin büyük potansiyele sahip olduğu görülmektedir.
Burdur’da mevcut kooperatiflerin destek sağlanarak sütü işlemeye teşvik edilmelerinin yanısıra, süt entegre tesisleri kurulmasıyla, mevcut süt potansiyelinin sadece peynir veya tereyağına dönüştürülmesiyle bile önemli ölçüde katma değer yaratılabilir. Sütün, yoğurt, ayran ve dondurma üretiminde değerlendirilmesiyle de daha yüksek katma değer meydana getirmek yanında, istihdam artışı da mümkün olacaktır.
j. SÜT TEŞVİK PRİMİ
Süt Teşvik Priminin Amacı; Çiftçilerin gelir düzeyini yükseltmek, süt sanayiinde, teknolojik gelişmeyi sağlamak, hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunmaktır.
Bu amaçla çift cidarlı kazan ve pastörizatör sistemine sahip süt mamulleri imal eden 9 işletme süt teşvik primi kapsamına alınmıştır. 2002 yılı sonu itibariyle süt teşvik primi kapsamındaki işletmeler toplam 52.815.606 litre çiğ süt alımı yapmışlardır. 03.10.2002 tarihinde Bucak ilçemizde faaliyet gösteren Bucak Süt İşletmesinin kod numarası iptal edilerek süt teşvik primi kamsamından çıkarılmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca Süt Teşvik Primi kapsamındaki süt işleme tesislerine süt satan üreticilere beher litre çiğ süt için 10.000 TL süt teşvik primi ödemesi yapılmaktadır. Aynı vasıftaki işletmelere süt satan soy kütüğüne kayıtlı işletmelere ise sattıkları beher litre çiğ süt için ise 20.000 TL teşvik primi ödenmektedir.
Çiğ süt üreticilerimizin Süt Teşvik Primi kapsamındaki işletmelere sattıkları sütlerin fatura kontrolleri ve onayı Müdürlüğümüzce yapılmaktadır. 2002 yılı içinde soy kütüğüne kayıtlı olmayan ilimiz üreticilerinin işletmelere verdiği yıl sonu itibariyle toplam süt miktarı 119.352.767 litre olup, soy kütüğüne kayıtlı işletmelerin toplam süt miktarı ise 17.528.130 litredir. İlmizde 2002 yılı içerisinde işletmelere satlan ve faturası onaylanan süt miktarı toplam 136.880.897 litredir. Bu miktarların beyan edildiği faturalar kontrol edilerek onaylanmıştır. Bu bilgileri kapsayan Süt Teşvik Primi İcmal Cetveli üç ayda bir olmak üzere, Bakanlığımız Koruma Kontrol Genel Müdürlüğüne ve Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğüne gönderilmektedir.
k. DÜNYA SÜT GÜNÜ
Uluslar arası Sütçülük Federasyonunun (İ.D.F.) 1956 yılında aldığı bir karar gereğince 21 Mayıs bütün ülkelerde “Dünya Süt Günü” olarak kutlanmaktadır.
Bakanlığımız Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünce yürütülmekte olan süt tüketimini artırma kampanyası ve 21 Mayıs’ın “Dünya Süt Günü” olması nedeniyle 20-24 Mayıs 2002 tarihlerini kapsayan “Süt Haftası” boyunca;
- Süt Haftasının anlam ve önemini belirten sözlerin bulunduğu bez dövizler ve Bakanlığımızca önceki yıllarda gönderilen afişler İl Merkezi ve ilçelerde halkın dikka

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top