30 Aralık 2011 Cuma

Akciğer Nedir ve Akciğerin Görevleri Nelerdir?

0 yorum | Devamını Oku...
Akciğer


hava soluyan omurgalılardaki temel solunum organıdır. Ana görevi atmosferdeki oksijeni kan dolaşımına nakletmek ve dolaşımdaki karbondioksiti atmosfere çıkartmaktır. Bu görev, gaz değişiminin vuku bulduğu milyonlarca küçük, müstesna biçimde çok ince duvarlı hava kesecikleri oluşturan dolaşımı sağlayamadan kanı boşa vermektedir. özelleşmiş hücrelerin mozaiği sayesinde gerçekleşir. Akciğerlerin solunumla ilgili olmayan görevleri de vardır.

Akciğer ile ilgili tıbbi terimler genellikle pulmo- ile başlar; bu Latince pulmonarius, "akciğerlerin", sözcüğünden gelmektedir ki bu sözcük de Yunanca pleumon yani "akciğer" ile akrabadır.


Kalp Nedir ve Görevleri Nelerdir?

0 yorum | Devamını Oku...
Kalp veya yürek (Arapça: قلب kalb; Farsça: قلب = kâlb ; Maltaca: qalb; Zazaca: qelb ; Latince: Cor), kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan oluşmuş kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompadır.
Metabolizma faaliyetleri sonucunda oluşan artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gerekir. Bütün bu işlemleri kalp ve damarlardan oluşan dolaşım sistemi yapar.
Kalp bu sistem içerisinde motor görevi yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 vuruş arasında değişen bir hızla günde 9000 litre kanı vücuda pompalar. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 ton kanı vücuda pompalar. Normal bir insanda ortalama ağırlığı 250-300 gramdır.
Kalp memelilerde 4 odacıklı ve 4 kapakçıklıdır. Odacıklar sağ odacıklar ve sol odacıklar olarak 2 ana bölümden oluşur.
Sağ bölüm, kanın vücuttan döndüğü odacık olan sağ kulakçık (atriyum) sonra triküsbit kapak adı verilen 3 yaprakçıklı bir kapakçık ile ana odacık olan sağ karıncıktan (ventrikül) oluşur.
  • Kan vücutta oksijeni ve besin öğeleri kullanıldıktan sonra vena cava adı verilen 2 adet ana toplardamar ile sağ kulakçığa gelir.
  • Sağ kulakçıktan kan yerçekimi ve kulakçık kasılması ile aradaki kapak olan triküsbit kapaktan (3 yaprakçıklı kapak) geçerek sağ karıncığa girer.
  • Sağ karıncık ile pulmoner atardamar arasındaki kapağa da pulmoner kapakçık adı verilir. Sağ karıncık kanı pulmoner atardamar adını verdiğimiz bir damar yoluyla akciğerlere pompalar.
Sol bölüme kan akciğerlerden oksijenden zenginleştirilmiş olarak gelir.
  • Sol kulakçığa gelen bu kan yerçekiminin de etkisi ile ve biraz da sol kulakçığın kasılması yardımı ile sonradaki kapak olan mitral kapakçık adı verilen 2 yaprakçıklı bir kapaktan sol karıncığa akar.
  • Sol karıncık ile aort atardamarı arasında aort kapakçığı denilen 3 yaprakçıklı bir kapak bulunmaktadır. Sol karıncıktan temiz kan güçlü kasların kasılması etkisi ile aort atardamarı denilen ana atardamar vasıtasıyla vücuda sunulur.
  • Elimizi göğsümüzün sol tarafına götürdüğümüzde kalbimizden gelen sesin nedeni kulakçık ile karıncık arasındaki kapakçıkların açılıp kapanmasıdır.


Bağırsaklar Nedir ve Görevleri Nelerdir?

0 yorum | Devamını Oku...
Bağırsak, gastrointestinal kanalın mide ile anüs arasındaki kısmıdır ve insanlarda ve diğer memelilerde iki ana kısımdan oluşur: ince bağırsak ve kalın bağırsak.
İnsanlarda ince bağırsak üç kısma ayrılır:
  • duodenum,
  • jejunum,
  • ileum.
İnsanlarda kalın bağırsak da üç kısma ayrılır:
  • çekum,
  • kolon,
  • rektum.
Vücudun gıdadan besinlerin çıkarımı ve emiliminden sorumlu kısmı bağırsaktır. Mide'nin görevi büyük oranda gıda moleküllerinin besinlere parçalanmasıyken, bağırsak bu besinlerin kana girmesini sağlar. İnce bağırsak kıvrımlı bir yüzey yapısına sahiptir ki bu besinlerin bağırsak duvarından difüzyonu ve böylece de emilimi için uygun olan yüzey alanını arttır. Bu mikroskopik kıvrımlara mikrovilli denir. Yetişkin bir insanın ince bağırsağı, ortalama olarak, yaklaşık yedi metre uzunluğundadır.
Kalın bağırsak veya kolon birkaç çeşit bakteriye ev sahipliği yapmaktadır; bunlar insan vücudunun kendi kendine yok edemeyeceği moleküllerle ilgilenirler. Bu bir simbiyoz örneğidir. Bu bakteriler aynı zamanda bağırsakta(ki) gas üretiminin de nedenidirler. Kalın bağırsak ince bağırsağa oranla daha kısadır ve su reabsorpsiyonu ile kuru dışkıyı üretir.

Kan ve Kanın Özellikleri Nelerdir?

0 yorum | Devamını Oku...
Kan,atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları) meydana gelmiş kırmızı renkli hayati bir sıvıdır. Kan ile ilgili tıbbi terimler genellikle hemo ve hemoto sözcükleri ile başlar. Bu sözcükler eski Yunanca'da kan sözcüğünü karşılayan haimadan türetilmiştir.Kolloit bir madde olup homojen görünse bile,heterojen bir karışımdır.
Kanın ana işlevi besin maddelerinin (oksijen, glikoz) ve
yapısal elemanların sağlanması ve atık maddelerin
(karbondioksit, laktik asit vs.) atılmasının sağlanmasıdır.
Her bedende 31 ile 52 litre arası kan bulunur. Bu miktar ortalama vücut ağırlığının %7-8'ini oluşturur. Kanın yarısı, sıvı olan bölümden yani plazmadan gelir. Diğer yarısı ise kanın içinde çeşitli görevler üstlenmiş olan hücreler veya moleküllerdir. Kandaki hücreler, vücuttaki kan miktarının yarısını oluşturmalarına rağmen, yan yana dizildikleri takdirde 96.500 km'lik bir çizgi oluşturabilecek kadar fazladırlar. Bu, dünyanın çevresini iki kez dolaşmaya yeterli bir uzunluktur.
Eğer kanın pıhtılaşmasına izin verilirse, tüpün üstünde kalan sıvıya serum denir. Serumda fibrinojen ve pıhtılaşma ile ilgili diğer proteinler, pıhtılaşmada kullanıldığı için yoktur. Diger bir deyişle plazma, fibrinojen ve serumdan oluşur.
Kanın en önemli görevi kalpten dokulara metabolik hadiseler için gerekli oksijeni taşımaktır. Bazı ufak ve basit yapılı canlılarda kanın yapısı deniz suyuna çok benzer. Bu canlıların vücut parçalarının gerek duyduğu oksijen bu sıvıda çözünmüş olarak taşınır. Daha karmaşık yapılı canlılarda dokuların oksijen ihtiyacı çok fazla olup, çözünmüş halde taşınan oksijen yeterli olamaz. Bunlarda “solunum pigmentleri” denilen renkli maddeler oksijeni bağlayarak dokulara taşırlar. Bu pigmentlerin (boya maddelerinin) kanda yaygın halde bulunmaları kanı kıvamlı ve akışkanlığı az bir hale getireceğinden insan ve diğer memelilerde pigment taşıyıcı özel hücreler vardır.
İnsanlarda kan, birçok canlı hücrenin bulunduğu karmaşık bir ortamdır. Her vücut kilosunda 70 mililitre kan bulunduğu kabul edilir. Bu hesaba göre 70 kg'lık normal bir erişkinde yaklaşık 5000 ml (5 litre) kan bulunur.
Kan, kalbin pompa vazifesi yaptığı bir kapalı sistemde dolaşır. Bu sistem kalp ile dokular arasında ve kalp ile akciğer arasında olmak üzere iki bölümdür. Bunlardan birincisine “büyük dolaşım sistemi”, ikincisine de “küçük dolaşım sistemi” denilir. Toplardamarlardan gelen kan kalbin sağ kulakçığına dökülür. Buradan sağ karıncığa geçen kan, kalbin kasılmasıyla akciğere yollanır. Akciğerde temizlenen kan, kalbin sol kulakçığına gelir, buradan da karıncığa geçtikten sonra vücuda pompalanır. Kan kılcal damarlardan geçerken oksijenini bırakır ve karbondioksit alır.
Dokuların oksijen ihtiyacını karşılamak ve artıkları almaktan başka kanın birçok önemli görevi daha vardır. Besin maddelerini taşır. Vitaminler, enzimler ve hormonların gitmeleri gereken yerlere ulaşmalarını sağlar. Kan aynı zamanda, enfeksiyonlara karşı vücudun savunmasında önemli bir role sahiptir. Bir iltihabi olaya karşı savaşırken, bir takım kan hücereleri direkt mikrobu tahribe çalışır, diğer bazıları antikor yaparak mikrobu tesirsizleştirir.
Kanın bir diğer önemli vazifesi de, iç dengeyi sağlamaktır. “Hemeostazis” adı verilen bu dengedeki en ufak değişiklik vücut için tehlikeli durumlar ortaya çıkarır. Vücut sıcaklığını ayarlamada önemli rol oynayan kan, metabolizması hızlı organlardan aldığı ısıyı, yüzeydeki damarlardan geçerken verir. Ayrıca kan ihtiva ettiği maddelerle vücudun sıvı-elektrolit dengesini de sağlar.

İnsan kanının bileşimi


Bir sıvı topluluğu gibi göründüğü halde, kan aynı zamanda bir vücut dokusudur. Bu vücut dokusunun ara maddesini diğer dokulardan farklı olarak bir sıvı meydana getirir. Plazma kanın % 55'ini teşkil eder. Kalan kısmı ise alyuvarlar, akyuvarlar ve pıhtılaşmada rol oynayan trombositlerden meydana gelmiştir.
Kan hücreleri kolaylıkla plazmadan ayrılabilir.. ...denilen cihazlarla yüksek süratle döndürme sağlanarak, kan hücreleri dibe çöktürülüp, plazmadan ayrılır. Kanın vizkozitesi (penisi) sudan 5-8 defa daha fazladır.
Her gün kanın belli kısmı yenilenir. Yaklaşık % 1 kadar kırmızı kan hücresi ölürken, yerlerine aynı miktar genç hücre kemik iliğinden kana verilir. Plazma miktarı da en ufak bir değişiklikte hemen dengelenir. Bir kan kaybı durumunda vücut denge mekanizmaları ile hemen hacmi sabit tutmaya çalışır. Önce dokulardan kana sıvı geçişi olur. Daha sonra hızla genç alyuvarlar kana verilmeye başlanır. Büyük miktarlarda kanın kaybedildiği durumlarda şok ortaya çıkar. Kaybolan kan yerine konmazsa şok durumu atlatılamaz.
Plazma: Kan plazması, % 91 su, % 8 organik maddeler ve % 1 inorganik maddelerden müteşekkildir. Organik bileşenlerin tamamına yakını, proteindir ve plazma için proteinlerin suda çözünmesiyle meydana gelir denir. Plazmanın üç temel proteini albumin, globulin ve fibrinojendir. 100 mililitre plazmada 4,5 gr albumin, 2,5 gr globulin ve 0,3 gr fibrinojen bulunur.
Albumin: Proteinlerin en küçük moleküllü olanlarından biridir. Kanın osmotik basıncının dörtte üçünü albumin sağlar. Osmotik basınç sayesinde kan-plazma oranı korunur. Albumin karaciğerde yapılır. Karaciğer bozukluğu olanlarda hipoalbuminemi denilen plazma albumin seviyesi düşüklüğü ortaya çıkar.
Globulin: Plazma globulinleri birçok değişik türdedir. Elektroforez metoduyla globulinler alfa, beta ve gamma parçalarına ayrılabilir. Alfa ve beta globulinler çeşitli proteinleri bağlayarak, çeşitli yerlere taşırlar. Gama globulinlerden ise hastalıklarda bağışıklık sağlayan savunma maddeleri yapılır.
Fibrinojen: Kan pıhtılaşma mekanizmasının en son basamağını yapan proteindir. Fibrinojen molekülleri fibrin liflerine dönerek katılaşırlar ve pıhtılaşma hasıl olur.
Proteinlerden başka plazmada alınan gıdaların metabolizma ürünleri olan ürik asit, kreatinin, amino asitler gibi bir takım organik moleküller de bulunur. Diğer organik maddeler ise glikoz, yağlar ve kolesteroldür.
Plazmanın başlıca inorganik bileşenleri elektrolitlerdir. Bunlar sodyum (Na+), klor (Cl-), kalsiyum (Ca++), fosfat (PO4)-3, sulfat (SO4)-2 ve mağnezyum (Mg++)dur.
Alyuvarlar: Kırmızı kan hücreleri kanın hücre kısmının tamamına yakınını meydana getirirler. Kanın her milimetre kübünde yaklaşık beş milyon alyuvar bulunur. Mikroskopta bakıldığında alyuvarlar, ortası çökük tavla pulu şeklinde görülür. Ortalama çapları 7,5 mikron olup, merkezdeki kalınlıkları bir mikrondur. (Bkz. Alyuvarlar)
Hemoglobin: Her kırmızı kan hücresinde oksijen bağlama yeteneğindeki bir proteinli boya (pigment) olan hemoglobin bulunur. Oksijenle dolu olan hemoglobine “oksihemoglobin” denir. Bu, kana parlak kırmızı rengini verir. Dokulara oksijen getirdikten sonra bir miktar karbondioksiti alarak akciğerlere getirir. Buna da “karbaminohemoglobin” denir. (Bkz. Hemoglobin)
Akyuvarlar: Alyuvarlardan ayrı olarak tam hücre özelliği gösterirler. Bir çekirdekleri ve diğer hücre organelleri vardır. 10-20 mikron çaplarıyla da alyuvarlardan daha büyüktür. Hareketleri amipsi şekildedir. Bir milimetreküp kanda yaklaşık 7000 kadar akyuvar bulunur. Beyaz hücreler ailesinin en önemli fertleri “granülositler” (parçalı nüveliler), “lenfositler” ve “monositler”dir. Akyuvarların % 60-70'ini granülositler, % 30-45'ini lenfositler % 10'dan az kısmını da monositler teşkil eder. Granülositler de aralarında “nötrofil”, “bazofil” ve “eozinofil” olmak üzere üç çeşide ayrılırlar. Bunların büyük çoğunluğunu nötrofiller teşkil eder.
Beyaz kan hücreleri iki yolla vücudun infeksiyonlara karşı savunmasını üstlenirler. Granülositler ve monositler mikroorganizmayı yutarak (fagositozla) yok ederken lenfositler antikor meydana gelmesine sebeb olarak mikroorganizmaya karşı çalışırlar. Akyuvarların en büyükleri olan monositler de bakteri ve ölü hücre kırıntılarını yerler. Ömürleri çok kısadır. İnsanda 4 gündür.Mikrobik khastalıklarda sayıları artar. (Bkz. Akyuvar, Antikor, Bağışıklık)
Kan pulcukları: Çapları sadece 1-2 mikron olan kanın en küçük hücreleri olan trombositler, pıhtılaşmada önemli rol oynarlar. Kırmızı kemik iliğindeki dev hücrelerin (megakaryosit) parçalanmasıyla meydana gelen oval veya yuvarlak, renksiz ve çekirdeksiz parçacıklardır.Trombosit olarak da bilinirler. Her milimetreküp kanda yaklaşık 150-400 bin trombosit bulunur. Kanda 9 gün sağ kalırlar. Yağ, protein ve karbonhidratlardan gayri bir takım enzimleri de vardır. Damar yaralanmalarında, damarın iç yüzüne yapışarak tıkarlar.Salgıladıkları trombokinaz enzimiyle pıhtılaşmada rol oynarlar.Pıhtı meydana geldiğinde katılaşarak yaranın ağzını büzerler ve kanamayı durdururlar. Trombositlerin pıhtılaşmadaki çok önemli görevlerinin dışında serotonin, adrenalin, noradrenalin ve histamin maddelerini taşıma vazifeleri de vardır.
Kan yapıcı organlar: Kan yapan organlar olarak, kemik iliği, lenf nodülleri (bezeleri) ve dalak sayılabilir. Ana karnında karaciğer, dalak ve kemik iliği tarafından yapılan akyuvar yapımını doğumdan bir süre sonra tamamiyle kemik iliği üstlenir. Dalak ve lenf bezleri “Lenfatik doku”nun en önemli kısımları olup lenfosit ve monositleri imal ederler. (Bkz. İlik)
Lenfatik doku: Bademcikler, timus, barsak mukozasında da bulunmasına rağmen, lenfatik dokunun iki büyük merkezi lenf bezleri ve dalaktır. Bu doku, lenfositleri meydana getiren lenfoblastlar ve monositleri yapan histiositlerden husule gelmiştir. Blenfositlerinden meydana gelen “plazma hücreleri” antikor yapımında görev alırlar.
Pıhtılaşma: Damar yaralanmalarında dışarı çıkan kanın, birtakım kimyasal reaksiyonlar sonucu sıvı halden pelte koyuluğuna veya katı hale geçmesine kanın pıhtılaşması denir.Pıhtılaşma sayesinde kan kaybı önlenir.Pıhtılaşma mekanizması, çok kompleks olmakla beraber olayın son kademesini ve esasını kanda çözünen plazma proteini fibrinojen'in çözünmeyen ipliksi yapıdaki Fibrin'e dönüşmesi teşkil eder.

Kanın pıhtılaşması


Herhangi bir darbe sonucu hasar gören doku, yırtılan kan damarlarının çeperleri ve kan pulcukları (trombositler) tarafından pıhtılaşma mekanizmasını başlatacak olan trombokinaz (tromboplastin) enzimi salgılanır.
Karaciğer tarafından salgınan ve üretimi için K vitaminine ihtiyaç duyulan aktif olmayan plazma proteini protrombin, trombokinaz enzimi tarafından trombin'e çevrilir. Trombin, kan pulcuklarını da yapışkan yapar. Böylece trombositler, yırtılan damarı tıkamak için damarın iç çeperine yapışmaya başlar.
Trombin, kalsiyum tuzları'nın varlığında bir enzim gibi görev yaparak karaciğerin bir salgısı olan plazma proteini fibrinojen'i, ince uzun iplikçikler şeklinde teşekkül eden fibrin'e dönüştürür.
Fibrin iplikçikleri, kırmızı kan hücrelerini, kan pulcuklarını ve proteinlerini bir ağ gibi sararak çökeltir. Yaranın içini dolduran bu çökeltiye pıhtı denir. Pıhtı, yavaşça büzülerek küçülür ve temiz sarı bir sıvı açığa bırakır. Bu sıvıya serum adı verilir.
Pıhtı bir süre sonra kurur. Yara, fibroblast hücreleri ve deriye ait dış tabaka hücreleri tarafından onarılır.
Damarların iç yüzeyleri kaygan olduğundan, kan buralara yapışıp pıhtılaşamaz. Ayrıca normal kan dolaşımı esnasında çeşitli maddeler pıhtılaşmayı önler. Bunlardan biri karaciğer tarafından üretilen heparin'dir. Heparinin çokluğu, K vitamini eksikliği, karaciğer hastalıkları pıhtılaşmayı geciktirir. Bu gibi durumlarda, bedende nokta halinde kanamalar görülür. K vitamini, sıcaklık, asitler, kalsiyum tuzlarının çokluğu da pıhtılaşmayı hızlandırır.
Damarda yaralanma, kireç toplanması veya kolesterin birikmesi gibi hallerde kan damarın içinde pıhtılaşabilir. Damarda meydana gelen bu pıhtıya emboli (tıkaç) denir. Bu pıhtının kalbi besleyen ince damarları (karonerleri) tıkamasından kalp enfarktüsü ortaya çıkar. Çok tehlikeli olan bu hastalıkta kalp kasları beslenemediğinden zaman içinde bozulur. Bu gibi hastalar kalp yetmezliğinden ölebilir.Tıkanma akciğer veya böbreklerde olursa akciğer ve böbrek enfarktüsü adını alır.
Hemofili denen irsi bir hastalıkta kan pıhtılaşması olmaz veya pek yavaş olur. Bu tip hastalar, bir diş çekiminden veya sünnet olmaktan ileri gelen kanamaların durmaması yüzünden hayatını kaybedebilirler. Bunlara kan vermek ve pıhtılaştırıcı ilaçlar şırınga etmek suretiyle yardım edilmeye çalışılır. Bu hastalık daha çok erkeklerde görülür. (Bkz. Hemofili)

29 Aralık 2011 Perşembe

Balık-Kova Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Kova Aranızda büyük bir gerilim olduğunu söyleyebilirz ama bu bir yandan da büyük bir potansiyel oluşturur. 

İkiniz de ileriyi görebilme yeteneğine sahipsiniz, bu işinizi kolaylaştırabilir. Kova burcu insanı zamanını dünyayı kurtarmak için için harcayacağından duyguları için çok az zaman ve enerjisi kalır, ama siz duygularınızdan meydana gelirsiniz.

Duygular ve gizlilik sizin için çok önemlidir, o ise fikirlere daha çok önem verir. Eğer Kova sizin ilişkiye kattığınız çılgınlık ve büyünün farkına varırsa o zaman beraberliğiniz devam edebilir. 

Entellektüel düşünceler ve duygulardan oluşmuş bir birliktelik kulağa oldukça hoş geliyor.

Balık-Koç Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Koç Koç ile aranızda biraz güç gerektiren bir ilişki yaşanacaktır. 

Eğer fazlasıyla hassas olup tüm zamanınızı hayeller kurmakla geçirirseniz Koç' tan sabırlı olmasını beklemeyin. Kendinizi toparlayın ve her zaman kararsız ve uyuşuk olmadığınızı, sizin de enerji dolu olduğunuzu gösterin. İkinizi biraraya neyin getirdiği ortadadır. 

Birbirinizin egosunu değişik yollarla tatmin edersiniz.ateş burcu olan Koç sizi canlandırdığı için, çok olmasa da etrafında her zaman ateş burçlarından bir insan bulunur. 

Sizin dünyaya romantizmle bakmanız , Koçların ise realist olmaları aranızdaki en temel farklardan biridir.

Balık-İkizler Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-İkizler İkizler ile yaşayacağınız ilişkinin biraz yüzeysel olacağını söyleyebiliriz. 


Siz hala rüya görürken, İkizler binlerce farklı şey planlar. Siz dış dünyada olup bitenleri takip etmeye özen göstermelisiniz. İyi bir dinleyici olun romantik davranışlarınızı abartmayın , aksi takdirde bu İkizleri sıkacaktır. 

İkiniz de dengeye ihtiyaç duyuyorsunuz, fakat bu ihtiyacınızı birbirinizde gidermeniz mümkün değil. Çok yönlü kişilikleriniz bir yandan birbirinizi büyüler. Sizin uçuk cazibeniz İkizleri çok etkileyecektir, onun zekası ise sizi hüzünlü ruh halinizden çekip çıkarır. 

İlişkinizin devam edebilmesi için belli bir form içine girmesi gerekir.

Balık-Boğa Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Boğa Boğa ile güven ama aynı zamanda da heyecan verici bir aşk yaşayabilirsiniz. 

Cinsel hayatınızdada aranızdaki uyum dikkate değerdir. Boğa hem ayaklarınızın yere basmasını sağlar, hem manevi hem de maddi açıdan sizi destekler. Sakın Boğa' yı günlük monotonluklarınızda uyuşuk ve yavaş olmakla suçlamayın. 

Sizin romantizm dolu düşleriniz ile Boğa' nın sanata ve güzel olan herşeye duyduğu merak iyi bir birleşim meydana getirir.ikiniz için de iyi bir hayat oldukça önemlidir. Siz bunu düşüncede yaratırsınız , Boğa ise bunu hayata geçirir. 

O sizi kontrol etmeye ve sahiplenmeye çalışmadıkça, mistisizm ve büyü dolu bir ilişki yaşayabilirsiniz, ne de olsa Balık mistik olayların Burcu' dur.

Balık-Başak Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Başak Başak ile yaşayacağınız ilişkide cinsel yönden aranızda kopukluk olma ihtimali olsa da, duygusal yönden ayaklarınız yerden kesilebilir. 

Sırf burcunuzdan öğrenecek çok şeyiniz vardır , örneğin organizasyon, gerçekçilik ve pratiklik bunlardan sadece bir kaçıdır. Başak da aynı sizin gibi kendini çok güvensiz hisseder ve eleştirilmekten nefret eder. Zıt olsanız da bu o kadar kötü değildir, aksine sizin için iyi de olabilir. 

Başak her şeyi en ince ayrıntısına kadar incelemeye başlayana ya da sizin odaklanmada yaşadığınız zorluk onu çıldırtana kadar birbirinizi çekersiniz. Siz onun düzen ve pratikliğinizden , o da sizin akılcılığınız, duygusallığınız ve ileriyi görme yeteneğinizden faydalanabilir. 

İhtiyaç duyduğunuz dengeyi birbirinize sağlarsanız kendinizi cennette hissedebilirsiniz.

Balık-Balık Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Balık Bu ilişkide iki ayrı yöne giden insanın beraberliğinin nasıl olabileceğini görürsünüz. 

Başka bir Balık ile beraber olunca en iyi ve en kötü yanlarınızı görebilirsiniz. İyi şeyleri takdir ederek ve kötü olaylarda yan yana olmakla birbirinize destek olabilirsiniz. 

Anlaşmadan, iletişimden meydana gelen bir ilişkiye sahip olabilirsiniz. Diğer yarınızı bulmuş gibi hissedeceksiniz. Beraber gündüz bile düşlere gömülebilir ve hayal aleminde yaşayabilirsiniz, başkaları için endişe edebilirsiniz ama faturaları kimin zamanında ödemeyi unutmayacağı önemlidir.

Balık-Aslan Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Aslan Eğer Aslan'ı övgülere boğarsanız ve sizi yönetmesine çok fazla izin vermezseniz bu oldukça hoş bir birliktelik olabilir. 

Aslan' ın kendisini dışlanmış hissetmesine ya da sahne ortasında çok uzakta kalmasına izin vermeyin . Onların ilgiye çok fazla ihtiyaç duyduklarını unutmayın, zaten bu ilgiyi sizden daha iyi verebilecek biri yoktur. Sizin garip istekleriniz ve nezaketiniz Aslan' ın sıcaklığını ve cömertliğini ortaya çıkarmasını sağlar. Bu sizin hoşunuza gidecektir. 

Böyle neşeli, güven verici ve karizmatik bir partnere olan yakınlığınız sizin kendi kişiliğinizi keşfedip, onu geliştirmenizi sağlar.İlişkiniz yürümese bile, artık her şeyi geride bırakıp yolunuza devam ettiğinizde kendinizi daha iyi hissedersiniz, gerçekten daha da iyisinizdir.

Balık-Akrep Burç Karşılaştırması

0 yorum | Devamını Oku...
Balık-Akrep Balık ve Akrep tek kelimeyle mükemmel bir çift olurlar.

sizden daha da pişik olabilecek olan Akrep, ruhunuzu okuyacaktır. Akrep erkeği de, kadını da çok kişisel tiplerdir ve özel hayatlarını saklamaya ihtiyaç duyarlar, bunu anlamaya çalışmanız gerekir.Onlar başkalarına karşı baskıcı ve sahiplenici olabilirler. 

Çok fazla beraber olmanın ilişkinizi bozmayacağından emin olmanız çok önemlidir. Siz de onun gibi sahiplenici bir tipsiniz, ama iki burcun insanı da kendisinin sahiplenilmesinden hoşlanmaz. 

Çözüm kişiliklerinizi kaybetmeden harmanlamaya çalışmaktır, işte o zaman ikinizi de harika bir beraberlik bekliyor demektir.

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top