Ayaşlı ve Kiracıları - Memduh Şevket Esendal

12 Aralık 2011 Pazartesi

1.KİTABIN KONUSU:Roman,1930 yıllarının Ankarasından toplumsal bir kesit sunmaktadır. İnsanların özelliklerini yaşamlarını anlatan, düzene değilsede, bürokrasiye yönelik eleştirilerini anlatıyor.

2.KİTABIN ÖZETİ:Yazarın dosyaları arasında bulunan ve hiçbir yerde yayımlanmadığı anlaşılan yaşam öyküsüdür.Yeni yapılan bir apartmanın dokuz odalı bir bölüğü, Ayaşlı İbrahim Efendi adında bir şahıs tarafından tutulmuştur. İsteyenlere oda kiralamaktadır. Yazarımızdan bu odalardan birini kiralamıştır. Kiracılardan ön plana çıkanlar arasında yazarımız, Ayaşlı, Halide, Şoför Fuat ve karısı Faika, Şefik Bey, Hasan Bey, Abdülkerim ve İffet Hanım,İskender Bey,Turan Hanım ve kocası Haki Beydir. Ayrıca yazarımızın arkadaşı Doktor Fahri Bey de romanımızın kahramanıdır. Yazarımızın Turan Hanımla münasebeti geçmiştir.Hasan Bey yazarımızın hemşerisidir. Ve apartmanda en içli dışlı olduğu kişidir.Turan Hanım odasında kumar oynattırmaktadır.Ve gelenin haddi hesabı yoktur.Bir çok kişi arasında da parasal yönden sorunlar çıkmıştır.Kumarda en çok karlı çıkanlar Turan Hanım ve İskender Beydir. Bu işi bilenler onlardır. Diğerleri ise sadece onlara kaptırmaktadırlar. Yazarımız bir bankada memurdur.İşini iyi yaptığından,hem arkadaşları tarafından sevilir,hem de müdürüyle arası iyidir. Yazarımız evde geçen olayları, işten gelince ondan öğrenmektedir.Hizmetçi,çok pis bir adam olduğu için Şefik Beyden çok şikayetçidir. İskender Bey fabrikatördür ve zengindir. Haki Bey,karısı Turan Hanımın yazarımızla münasebetini görmezlikten gelmektedir.Yazar,Turan Hanımdan etkilenmiştir ve hayır diyememektedir. Ama bu,sevgi ve aşk yönünden değildir.Abdülkerim ve karısı İffet Hanımın başı çocukları ile derttedir. Çok huysuz ve sürekli ağlayan, diğer ev fertlerini de rahatsız eden çocukları vardır.Doktor Fahri yazarımızı sürekli evlendirmek ve Turan Hanımı bırakmasını istemektedir.Turan Hanım kumar işlerini büyütünce evden ayrılıp,küçük bir ev alarak, kendi kumarhanesini kurmuştur. Bunlar Ayaşlının hiç hoşuna gitmemiştir. İşleri devam ettirmesi için kumar işini İffet Hanım üstlensede rahatsızlığı ve çocuğu yüzünden bu işte pek başarılı olamamıştır. Hasan Bey ve Ayaşlının tek işleri akşamları çilingir sofrasını kurarak siyasi olayları tartışmasıdır. Halide bir adamdan hamile kalınca evden ayrılmış, yerine Raife Hanım hizmetçi olarak gelmiştir. Yazarımızın başına bela olmuştur. Sürekli kızlarını göndererek onlara iş bulmalarını istemektedir. Ondan sonra hizmetçi olarak Ziynet gelmiştir. Yazarımızın yani muhbiridir.
Birgün Hasan Bey hastalanarak hastaneye kaldırılmıştır. Bu durum Ayvalıkda yaşayan kızı Selimeye haber verilmiştir. Selime yazarın aklını başından almış ve kendine aşıkl ettirmiştir. Bu ara yine Fahri yazarı evlendirme planları ile uğraşırken yazar bir yolunu bulup müdürünün kızı Melek hanımla nişanlandırılmıştır. Zaten Fahrinin amacıda budur. Bir akşamla yazarımızla müdürünün evine gittiğinde Melek Hanımdan gözlerini alamamıştır ve sonunda muradına ermiştir.
Bu olaylar olurken Hasan Beyin durumu gittikçe kötüleşmektedir ve en sonunda ölmüştür. Yazar Selimeye ne kadar kal desede Selime bunu reddederek Ayvalıka geri dönmüştür. Yazar Ayvalıkdaki arkadaşları ile sürekli mektuplaşarak Selimenin durumunu öğrenmektedir. Birgün Selime tarafından geleceğini haber veren bir telgraf gelir. Yazar buna çok sevinir. Bu ara Şefik Bey ölür. Kafası kesilmiş bir şekilde ölü bulunur. Zaten arkadaşları o kadar düzgün insanlar değildir. İskender ortaklarının pis işlerinden dolayı hapse atılır. Doktor Fahri yazarımızı evden ayrılıp yanına gelmesi konusunda sürekli sıkıştırmaktadır ve ev halkı yavaş yavaş dağılmaktadır. Selim Ayvalıktan döner ve yazarımızın ikisi için bir ev tutar. Fahri ile Melek, yazar ile Selime müdürün evinde nikahlanarak aynı gün dünya evine girerler. Ayaşlı ile kiracıları da ölüme ve ayrılıklara dayanamayarak dağılmıştır. Ayaşlı kocası tarafından terk edilen Faikayı da yanına alarak başka bir yere taşınır. Ayaşlı her zaman yazarı ziyarete gelir, bir zaman sonra ziyaretler kesilir.
Bir gün Selime, babası Hasan Beyi ziyarete gittiğinde yanında başka bir mezarında olduğunu fark etmiştir. Bu mezar ise Ayaşlınındır. Ayaşlı da bu hayatta yorgun düşerek hakkı rahmetine kavuşmuştur.

3. KİTABIN ANA FİKRİ: Karşındaki insandan hiçbir zaman yardımını esirgemeyeceksin ve ne olduğu belirsiz kadınlarla yaşamaktansa tek aşkla bir ömür boyu yaşamak güzeldir.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ
ŞAHISLAR
Şefik Bey pis bir adamdır. Temizlikten hiç nasibini almamıştır. Önceleri konsolosluk daha sonra ise tercümanlık yapar.
Hasan Bey, köy beyinin çocuğudur ama şehirde kahve dedikoducusu, kabadayı iş adamı olmuştur. Mavi gözlü, kumral, uzun boylu ve kalın seslidir. Yazarın hemşerisidir.
Ayaşlı İbrahim Efendi, köy beyinin çocuğudur. Ama şehirde hilekar, alışverişçi olmuştur. İnsanlardan yardımını esirgemez. 50-60 yaşlarında uzun boylu, uzun bıyıklı, esmer bir kişidir.
Halide, evin hizmetçisidir. Bir adamdan hamile kalmıştır. Soluk benizli, hasta gibidir.
Fuat, şoför olup 17-18 yaşındadır. Açık göz ve karısı gibi ufak tefektir.
Faika, sokulgan ve oynaktır. Erkeklere çokça yüz verir.
Turan Hanım, 25 yaşlarında orta boylu güzel bir genç hanımdır. Yazarla münasebeti olur. Havalı kumara düşkün biridir.
Haki Bey,35-40 yaşlarında bir adam olup şişman bir başkatiptir. Karısına pek bakmaz.
Abdulkerim Bey, kısa boylu, esmer. İffet hanım ise soluk bernizli, çirkin olmayan bir kadındır. Çocukları başlarına beladır.
Selime, sarışın, mavi gözlü, orta boylu ince bir kızdır.
İskender, fabrikatör ve güngörmüş bir insandır.
OLAYLAR
Hasan Beyin hastalanarak yatağa düşmesi ve hastaneye kaldırılması sonunda vefat etmesi kötü bir olayken bu vefatın bir evliliğe yol açması tam tersine iyi olmuştur. Hastane koridorlarında evliliğe ilk adımlar atılmıştır.
İskender Beyhin ortakları yüzünden hapishaneye girmesi bizce iyi bir derstir. Her zaman yaslanacağımız insanı iyi tanımalıyız.
Şefik Beyin gezdiği insanlar tarafıından öldürülmesi, arkadaş seçimine çok dikkat etmemiz gerektiğini gösterir.

5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitap çok akıcıdır. Herkese öneririm. Diğer yazarların görüşleiş ise Memduh Şevket Esesendalın 1934 yılında öylesine temiz bir Türkçe ile roman yazması bir başarı sayılmalı. Sözü hiç uzatmıyor. Kısa cümleleri sık sık kullanıyor ve bunda da çok başarılı. Anlattığı kişilere her yönüyle bakmaya çalışıyor.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
29 Mart 1883 doğumlu yazar Çorluda doğmuştur. Düzenli bir öğrenim yapamamıştır. Kendi kendine çalışarak hem öğrenimini ilerletmiş hemde Fransızca, Rusça ve Farsça öğrenmiştir.
İlk hikayelerini ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Yayınlanan ilk hikayesinin 17 Aralık 1908 tarihli Tanin Gazetesinde çıkan Veysel Çavuş olduğu saptanmıştır.
1900 yılında gümrük memurluğuna atanır 1908 yılından sonra İttihat ve Terrakkinin müfettişi olarak bir çok yer dolaşır. 1924-1925 yıllarında Galatasaray ve Kabataş Liselerinde tarih öğretmenliği yapmıştır. 1925 yılında Tahran eliçiliği 1930 yılında yurda dönmüş ve Elazığ millet vekilliğine seçilmiştir. 1933 yılında Kabil Büyük Elçiliğine gönderilmiş, 1941 yılında Bilecik Millet Vekili olarak meclise girmiş ve CHP Genel Sekreterliğine getirilmiştir.
16 Mayıs 1952 tarihinde Ankara'da ölmüştür.
Kaynak: Bu okuduğunuz içerik internet üzerinden derlenmiştir. Sitemizde yer alan içerikler özgün içerik değildir. Bu içerik sizin içeriğinizse iletişim seçeneklerinden bize ulaşıp atıfta bulunabilirsiniz. 

0 yorum:

Yorum Gönder

Bilgi Arşivi

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top