Memleketimden İnsan Manzaraları - Nazım Hikmet

20 Aralık 2011 Salı

Özet:1902-1963 yılları arasında yaşamıştır.Bahriye Mektebi’nden deniz subayı olarak mezun olmuştur.Hastalanınca eskerlikten uzaklaşmıştır.Moskova’da bir üniversitede ekonomi üzerine eğitim görmüştür.İstanbul’da birsüre dergi ve stüdyolarda çalıştıktan sonra 1938’de tutuklanmıştır.1950 yılına kadar hapis yattıktan sonra Moskava’ya gitmiştir.Moskova’da ölmüştür.Başlıca eserleri;835 SATIR,VARAN 3,SESİNİ KAYBEDEN ŞEHİR,KAFATASI,SEVDALI BULUT,RUBAİLER,SİMAVNA KADISI OĞLU ŞEYH BEDRETTİN DESTANI,İNEK,KEMAL TAHİR’E MAHPUSHANEDEN MEKTUPLAR’dır.
Nazım Hikmet,ilk şiirini 1918’de yayınlamıştırRusya’da öğrenim gördüğü yıllarda şair,Mayakovski’nin sanat görüşünü benimsemiştir.Toplumcu şiirler yazmıştır.Eserlerinin pek çoğu içerdiği ideolojik propaganda nedeniyle yasaklanmıştır.
Memleketimden İnsan Manzaraları,bir destan veya uzunca bir şiirdir.1939’da yayınlanmaya başlamıştır.Çok uzun ve değişik zamanlarda parça parça yazılmış olan bu eser,bütün olarak yayınlanmamıştır.Memet Rauf be eser için ‘’NE ŞİİR,NE ROMAN,NE TARİH OLAN ÖTE YANDAN HEM ŞİİR,HEM ROMAN,HEM TARİH NİTELİKLİ…’’değerlendirmesini yapmaktadır….

MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI’NDAN SEÇMELER

1
Toprak göz alabildiğine
Dümdüz
Çırılçıplak
Ve kırmızı biber gibi acı.
Batıda bir tek,uzun
Kavak ağacı.
Bozkırda hala dolaşıyorsa da
Kokusu sararmış kekiklerin
Gökçiçekler çoktan kurumuştu
Ve gelen otları safi dikendiler.
Başköy’le Bakirli’nin arası
Sekiz saat çeker.

2
Hamdi
Çerkeş’in Kabak Köyü’nde
336’da dünyaya geldi.
Tuzladılar.
Yumuşaktı.
Sevindiler oğlan olduğuna.
Kırkı çıkmadan
Buğdayın dibinden güneşe baktı.
Öğrendi toprakta yatmasını.ev karanlık
Toprak güzeldi.
Çiçek çıkardı 337’de,
Ellerini bağladılar.338’de yürüdü.

Ve 1339’a kadar
Dolaştı dünyadaki 36 haneyi
4 sokağı.
Hayvanları ve yağmuru sevdi.
Helva yalnız bayramları pişiyordu.
Ağlamadı artık Hamdi
Dayak babasının anası.

4

Karısı Ayşe’ye mektup yazıyordu Halil,
Hapishanede,üst katta,
Pencereden geceye bakarak;
Sevgilim,
B u ne re…..k,
Derya ufuklarından kopup
Gelirken üstüme köpürerek ,
Baş ve yürek,
Bir ulu rüzgar içinde iken,
Oturup tahta iskemleye yan gelerek,
İstirahatta beden…
Bu bahsi bırak…
Sevgilim,
Saçlarının içinde elim,
Şarkısı avucumda.
Sen altı yüz kilometre benden uzak ve baş ucumda…
Buda ayrı bir bahis.
Biz bu 41 senesinde
İkimiz konuşacak değiliz,
Henüz o kadar cesur değilim…
Sevgilim,
Maskelenmiş masmavi yanıyor bak
Elektirik lambası
Beyaz evin önünde
Yolun kenarında.
Ay ışığında yol aydınlık.
Şubenin bahçesinde cephanelik,
Ve ağaçlar;
Dut,akasya,erik.
Birde kameriye olacak,
Göremiyorum.
Ağustosun biri,
Geceler kısalmadı daha,
Jandarma düdükleri,
Yol tehü tenha.
Gökyüzünün yarısında bulutlar dolaşıyor.
Böyle hışımla gelen,
Zonguldak trenidir.
Mehtaba rağmen,
Gökyüzünün öteki yarısında,
Dağlara yakkın,yıldızlar görüyorum.
Demir köprüden geçti tren,kavakların arkasından.
Şehir iki bölüm;eskisi kalenin dibinde,zifiri karanlık.
Kaynak: Bu okuduğunuz içerik internet üzerinden derlenmiştir. Sitemizde yer alan içerikler özgün içerik değildir. Bu içerik sizin içeriğinizse iletişim seçeneklerinden bize ulaşıp atıfta bulunabilirsiniz. 

0 yorum:

Yorum Gönder

Bilgi Arşivi

Hakkımızda

Bu Sayfa Üzerinde Aklınıza gelecebilecek tüm sorulara cevap arayacağız, sormak istediginiz birşey varsa iletişim kısmından yazabilirsiniz.

Takip Listemizden

İstatistikler


Sitemizde 33 kategoride toplam yazı bulunmaktadır!

Görüntülenme

back to top